17 Ekim 2019 15:08

İzmir'de emek ve demokrasi güçleri; Adana'da kadınlar 'barış' çağrısı yaptı

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, "Eşit, özgür, demokratik bir ülke için barış istemeye devam edeceğiz" dedi. Adana'da ise Barış Anneleri, Meclis'te diyalog sürecinin başlatılması çağrısı yaptı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye'ye yönelik sürdürülen askeri operasyona karşı barış talep edenlerin engellenmesine tepki göstererek, "Barış istemek, bir kişinin düşünce açıklamasıdır ve kişilerin bu fikri söyleyebilme hakları ne olursa olsun korunmalıdır" dedi. Adana'da da Barış Anneleri "Savaş değil, diyalog başlatılmalı" çağrısı yaptı.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri TSK ve ÖSO'nun Suriye'de Fırat'ın doğusuna gerçekleştirdiği askeri operasyona ilişkin İzmir Barosu önünde basın açılaması yapmasına valilik izin vermedi. Valiliğin kararını protesto eden İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri İzmir Barosu toplantı salonunda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de katıldı.

Kurumlar adına ortak basın açıklamasını okuyan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Melih Yalçın, “Bugün durduğumuz yer, hukuki güvenliğin olduğu bir toplumda barış içinde yaşamı savunanların ve bunu korkmadan ifade edenlerin yanıdır” dedi. Türkiye'nin son dönemde çok büyük bir ekonomik ve siyasi kriz yaşadığına dikkat çeken Yalçın, AKP iktidarının, toplumun içinde bulunduğu ekonomik krizin kendi iktidarına yönelik oluşturduğu tehdidi, ürettiği nefret dili ve ayrımcı söylemlerle toplumu kutuplaştırarak ortadan kaldırmaya ve Suriye’de gerçekleştirdiği askeri operasyonla ülkenin içinde bulunduğu karanlığın tartışılmasını engellemeye çalıştığını söyledi.

“BARIŞ İSTEYENLER SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Yalçın, “Devlet, kendisinin çizdiği sınırların dışına çıkan eleştirilere tahammül edememektedir. Hiçbir zaman icraatlarına yönelik eylemlere karşı bir muhalefetin varlığından hazzetmeyen AKP, bugün ülkemizi bir yıkım ve acıya sürüklerken de demokrat ve ilericileri hukuk sopasıyla tehdit etmektedir. Sosyal medyada, sokakta afiş dağıtarak, basın açıklamalarıyla insanların bir arada barış içinde yaşama özlemlerini dile getirenler, gözaltına alınarak sindirilmeye çalışılmaktadır. İzmir’de geçen hafta barış istediği için onlarca kişi gözaltına alınmıştır. Hiç kimse iktidarla aynı görüşte olmak zorunda bırakılamaz. Devlet, her attığı adımdan, her yaptığı işten vatandaşlarına hesap vermek durumundadır. Bu hesabın sorulmasının araçlarından biri de toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile bu hakla doğrudan bağlantılı olan ifade özgürlüğüdür. Bu anlamda, barış istemek, bir kişinin düşünce açıklamasıdır ve kişilerin bu fikri söyleyebilme hakları ne olursa olsun korunmalıdır” dedi.

“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Türkiye’nin de tarafı olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesinin 20. maddesinin her türlü savaş propagandasının yasalarla yasaklanmasını öngörmekte olduğunu belirten Yalçın, “Düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde şiddete teşvik etmeyen, nefret içermeyen açıklamaların sadece iktidarın politikalarını eleştirdiği için yargı mercileri tarafından suç olarak tanımlanması kabul edilemez. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü toplumun demokratikleşmesi için son derece titizlikle korunması gereken haklardandır. Eşit, özgür, demokratik bir ülkede barış içinde yaşayabilmemiz temel hak ve özgürlüklerimizin korunmasına bağlıdır. Bizler, yoksulun, emekçinin, ezilenin haklarını korumaya, bu uğurda mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. (İzmir/EVRENSEL)


HDP’Lİ KADINLAR ÇÖZÜM İÇİN SAVAŞ DEĞİL DİYALOG YOLUNUN AÇILMASINI İSTEDİ

HDP Adana Kadın Meclisi Fırat'ın doğusuna yönelik operasyona dair basın toplantısı gerçekleştirdi. Barış Annelerinin beyaz tülbentlerle katıldığı basın toplantısında Suriye’nin Suriyedeki halklara bırakılması gerektiği belirtilerek Kürt sorununun demokratik çözümü için adım atılması istendi.

"HEMEN DİYALOG BAŞLATILMALI"

Basın metnini okuyan Şükran Efetürk, "Savaşın korkunç yıkımını bilmeyenler barışın kıymetini de bilemez. Halbuki bugün en çok zayıflatılan ‘barış ve müzakere’ politikası elimizdeki en güçlü silahtır. Bunlardan bahsedenlere saldırmak yerine hemen diyalog başlatılmalıdır" dedi. Suriye’deki iç savaş boyunca mülteci durumuna düşen milyonlarca Suriyeli'nin Türkiye açısından sadece pazarlık konusu olduğunu ifade eden Efetürk, "Bunu Batı’ya karşı bir koz olarak kullanmaktadır. Yoksa yaşamını yitiren yüzbinler, topraklarından edilen milyonlarca insan bölgesel ve uluslararası güçlerin umurunda değildir. Yine başta IŞİD çeteleri olmak üzere her türlü karanlık güç tarafından katledilen, köle pazarlarında satılan, tecavüze maruz kalan Ezidi kadınlar başta olmak üzere yüzbinlerce kadın da bunların umurunda değildir. Onların asıl hedefi hakları için direnen Rojavalı kadınlardır. Çünkü IŞİD zihniyeti gibi kadınlar için tek amaçladıkları şey, onları köleleştirmektir" dedi.

Kürt sorununa demokratik ve barışçıl çözüm yerine savaş ile çözümde ısrarın sorunu ağırlaştırdığını dile getiren Efetürk, "Bu sorun Suriye topraklarında değil, savaş ve gözyaşı ortasında değil, diyalogla TBMM’de tartışılmalıdır. Kürtlerin varlığına, Kürt halkının siyasi ve idari haklarını kullanmasına düşmanca yaklaşmak çözüm değil, çözümsüzlük politikasıdır" diye konuştu. (Adana/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gazeteci Deniz Yücel'in davası 13 Şubat'a ertelendi

SONRAKİ HABER

"Göç, mültecilik ve ayrımcılık" tartışılıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa