"Çaykur işçileriyle birlikte mücadele edeceğiz ve birlikte kazanacağız"

Çaykur’da toplu iş sözleşmesi sürecini ve mevsimlik işçilerin kadro sorununu Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan ile konuştuk.

17 Ekim 2019 15:00
Son Güncellenme Tarihi: 18 Ekim 2019 22:54
Paylaş

Çaykur’da toplu iş sözleşmesi sürecini ve mevsimlik işçilerin kadro sorununu DİSK/Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan ile konuştuk.

Seyit Aslan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Çaykur işçisinin çok fazla birikmiş sorunu var. En temel sorunlarından biri de mevsimlik işçilik. Çaykur’da çalışan işçilerin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor mevsimlik işçiler.

"ÇAYKUR'DA 4. DÖNEM TİS YAPILIYOR SONUÇ YİNE SIFIR"

Çaykur'da Öz Gıda İş’in temel argümanı şuydu: ‘Biz geldiğimizde kadro alacağız. Ücretlerde iyileştirmeler yapacağız, çalışma koşullarında iyileştirmeler yapacağız.’ Dördüncü sözleşme dönemi geldi, söylediklerini yapmadılar. Öz Gıda İş’in Çaykur’da örgütlenme süreci sadece kendi başarısı değil. O dönemdeki siyasal yapıların katkıları var. Fabrika müdürlerinin katkıları var. Bakanlık eliyle, belediyeler eliyle, AKP ilçe örgütleri eliyle kapılar sonuna kadar açıldı ve örgütlendiler. ‘Ya üye olacaksınız ya da sürgün edilirsiniz’ tehditleriyle karşılaştı işçiler.

4. dönem toplu iş sözleşmesi yapıldı. O dönemden bugüne Çaykur işçisinin ne ekonomik ne sosyal ne de çalışma koşullarında bir iyileşme söz konusu değil. 9 ay 10 gün görüşüyorsun, bakanla 25 saat toplantı yaptım diyorsun. Sonuç sıfır. İşçinin elde ettiği bir hak yok. Türk-İş’in kamu protokolünde imzalamış olduğu sözleşmesinin aynısını Hak-İş imzaladı. Ardından Öz Gıda İş o protokolün altına imza attı. Bazı sosyal hakları artırdıklarını söylüyorlar. Ama bu artışlar ancak ‘komik’ diyerek ifade edilebilir. Esas olan Çaykur işçisinin her ay aldığı temel ücretini artırmaktır.

"SÖZLEŞME İMZALANIRKEN İŞÇİYE SORULMADI"

Çaykur işçisinin kadro elde etmesinin yolu kapılarda gezip diplomasi yürütmekle değil, on bin Çaykur işçisiyle verilecek mücadele ile mümkün olabilir. Öz Gıda İş adeta Çaykur işçisine ‘Siz oturun biz bu işleri kapalı kapılar ardında çözeceğiz’ diyor.

2019 yılı için yüzde 8+4 bir ücret zammı geldi. Brüt ücreti 3 bin 500 liranın altında olanlara 150 liralık bir artış deniyor. Ama tüm işçiler bundan yararlanamayacak.
Memlekette halkın enflasyonu ne kadar? Yüzde 25’lerin üzerinde. Elektriğe, suya, doğal gaza gelen zamları düşündüğümüzde kamuda yapılan zamlar çok düşük kalıyor. Bu artışlarla işçinin emekçinin geçimini sağlaması mümkün değil. Çaykur sözleşmesinin içeriği bütünüyle boş. Bunu işçiler de söylüyor. Fabrikalarda memnuniyet anketi ya da referandum yapsınlar, işçilerin yüzde 90’ının memnun olmadığını görecekler. Sözleşmeyi imzalarken işçiye sormuyorlar, imzaladıktan sonra fabrika fabrika gezip sözleşmeyi anlatmak yerine televizyondan anlatmak zorunda kalıyorlar. Ama Çaykur işçisi mücadeleci bir hatta yürürse bu toplusözleşmeye ek protokol koydurabilir.

"ÇAYKUR İŞÇİLERİNİN 12 AY ÇALIŞABİLECEĞİ KOŞULLAR YARATILMALI"

Çaykur işçilerinin 12 ay çalışabileceği koşullar yaratılmalı. İşçiler bölgedeki kamu kurumlarında çalıştırılabilirler örneğin. Ama çözülmüyor bu sorun. Dolayısıyla ricayla, minnetle, kapı aralamayla çözülecek sorunlar değil bunlar. Bu anlayışla Çaykur işçisinin kadro sorunu çözülemez. Örneğin kamu kaynakları kamu işçilerine harcanmalı. Öz Gıda İş yöneticilerinin politikasızlığı kendilerini bu noktaya getirdi. Bakana topu atarak kurtulamazlar. Ya gerçek anlamda mücadeleci bir sendikal çizgi izleyecekler ya da Çaykur işçisi onlara gereken dersi verecek.

Özelleştirme demek yağma demek, kurumların uluslararası ya da yerli sermayeye peşkeş çekilmesi demek. Çaykur varlık fonuna devredilmişti. Özelleştirmenin önünü açmaya çalışıyorlar. Bu gerçekleştirilirse, hiçbir Çaykur işçisinin güvencesi olmayacak. Üretici de tüccarın eline düşecek. Çaykur’un özelleştirilmesi demek, Trabzon, Rize, Artvin ekonomisinin çökmesi demek. Mevsimlik işçileri kadroya almıyorlarsa arkasında yatan nedenlerden biri de budur.

"ÇAYKUR'A İŞÇİLERİN TALEBİYLE GİTTİK"

Öz Gıda İş Genel Başkan Yardımcısının bir televizyon programında sendikamıza suçlamaları oldu. Biz hiçbir işyerine, o işyerinin amiri ya da patronu, bakanların isteği ya da arzusuyla gitmedik. Doğrudan işçilerin talebi üzerine gittik. Öz Gıda İş’i ise kimin çağırdığını işçiler de biliyor. Çaykur işçisi Gıda-İş’e üye olsa biz antidemokratik barajı iki defa geçeriz. Biz ‘yetkili’ veya ‘yetkisiz’ Çaykur işçisiyle mücadele etmeye hazırız. TİS görüşmelerini 9 ay 10 gün sürdürdüler, bu bilinçli bir politika. Çaykur işçisinin tepkisini yumuşatmak ve yeni toplu iş sözleşmesi görüşmelerine giderken zaman kazanmak için yaptılar.

"İŞÇİLERİN KAYGILARI VAR"

Bizim Ülker işçileriyle de Biskot işçileriyle de bağımız var. Öz Gıda İş’in TİS imzalıyoruz, iyi sonuçlar alıyoruz dediği bütün işyerleriyle bağımız var. İşçiler geliyor bize. Kaygıları var işçilerin. Öz Gıda İş patronla görüşüyor, müdürlerle görüşüyor. Fabrikalarda işçilerle görüşme gibi bir öncelikleri yok. Bu sebeple işçilerin ‘işten atılırım’ kaygısı var.

Halk Ekmek’te söyledikleri şu: “25 yıldır bizim anlayışımızda belediye vardı, hak aramadık şimdi CHP’li belediye geldi, hak arayacağız gerekirse greve gideceğiz.” Bu bir sendikacı için utanılması gereken bir açıklamadır. 25 yıl işçiyi sattın, 25 yıl işçinin hakkını korumadın. Biz Gıda-İş olarak Halk Ekmek’e işçilerin talebi doğrultusunda gittik.

"TOPLANTI YAPMAK İSTEDİĞİMİZ SALONA BASKI YAPILDI"

Çaykur’da işçiler Gıda-İş’i aradı, bir toplantı yapmak istediler. Toplantıyı kararlaştırdık, işçiler düğün salonu tuttular toplantı yeri için ancak ertesi gün düğün salonu ‘tadilat’ bahanesiyle iptal etti. Çünkü salona baskı yapıldı. Bu baskıyı yaptıran Öz Gıda İş yöneticileridir. Kimin eliyle yapıyorlar bunu henüz bilmiyoruz ama öğreneceğiz ve kamuoyuna açıklayacağız.

Televizyon ekranlarından bizi hedef gösteren Öz Gıda İş Genel Başkan Yardımcısının üslubunu kınıyorum. Tartışabiliriz, konuşabiliriz, birbirimizin sendikal politikalarını, anlayışını eleştirebiliriz ama kimseyi tehdit etmeyiz. Tehdit edenlere de pabuç bırakmayız. Başımıza bir iş gelirse sorumlusu Öz Gıda İş yöneticileri olur.

"MÜCADELENİN GERÇEK SAHİBİ ÇAYKUR İŞÇİSİ"

Çaykur işçilerine sesleniyorum, mücadelenin gerçek sahipleri onlar. İşçilerin içinde olmadığı bir TİS’in, işçilerin içinde olmadığı bir kadro sorununun çözülmeyeceğini bilmeleri lazım. Aslında işçiler mücadeleye hazır ama onları temsil eden sendika bu işe hazır değil. Çünkü icazetle oraya geldiler. 9 ay 10 gün sesini çıkarma sonra ‘Bu kadar oldu benim yapacağım bir şey yok’ de. O zaman çekil aradan işçi kendi sorununu kendisi çözsün. (Evrensel WebTV)

ÖNCEKİ HABER

Kocaeli Barosundan Ayşe Acar açıklaması: Davayı sonuna dek takip edeceğiz

SONRAKİ HABER

Çocuğuna istismarda bulunduğu öne sürülen babanın serbest kalmasına anneden tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa