16 Ekim 2019 19:12

İHD: Türkiye’de barışı ve insan haklarını savunanlar açık ve yakın tehdit altında

İHD İstanbul Şubesi, Suriye operasyonu karşıtı sosyal medya paylaşım yapanların tutuklanmasıyla ilgili açıklama yaptı: Türkiye’de barışı ve insan haklarını savunanlar açık ve yakın tehdit altında.

Paylaş

İHD İstanbul Şubesi tarafından, Fırat’ın doğusuna yönelik harekata karşı çıkanların gözaltına alınması ve tutuklanması ile ilgili yapılan açıklamada; “Türkiye’de barışı ve insan haklarını savunanlar açık ve yakın tehdit altında” denildi.

Türkiye’nin 9 Ekim 2019 tarihinde Suriye’nin Fırat’ın Doğusu olarak bilinen Kuzey ve Kuzeydoğu bölgesine başlattığı askeri harekatın, ülke içinde ve sınır ötesinde yaşanan insan hakları ve insancıl hukuk ihlalleri ile birlikte bir kere daha barış tartışmalarını ve barış savunucularının maruz kaldığı baskı ve yıldırma politikalarını gündemin en üst sıralarına taşıdığı ifade edilen açıklamada; “Askeri operasyonun başlamasının üzerinden birkaç saat geçmişken sosyal medya paylaşımları nedeniyle 78 kişi hakkında yasal işlem yapıldığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açıklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10 Ekim 2019 tarihinde yaptığı bir açıklama ile bu konuda yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yasal işlemlere başlandığını duyurmuştur. Nitekim ilk gün Birgün gazetesinin ve Diken haber sitesinin genel yayın yönetmenleri gözaltına alınmıştır. İçişleri Bakanı, 11 Ekim 2019 tarihinde yaptığı açıklama ile harekâtla ile ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle 500 kişi hakkında inceleme başlatıldığını, 121 kişinin ise gözaltına alındığını duyurmuştur. 9 Ekim 2019 tarihinden bugüne kadar yapılmak istenen her türlü gösteri ve basın açıklamaları da ya yasaklanmış ya da zor kullanılarak engellenmiştir” denildi.

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı gibi savaşın yakıcı sonuçlarına dikkat çekip barış hakkını savunan kişilerin bizzat siyasal iktidar sözcüleri tarafından kitlelere hedef gösterilmesinin oldukça tehlikeli olduğu belirtilen açıklamada şöyle denildi; “Bu durum, bu kişilere yönelik can güvenliği sorunu doğurabilir. Hepsinden çok daha tedirginlik verici olan ise iktidara yakın gazetecilerin düzenli olarak hükümetin savaş eylemine karşı barışı savunan herkese tehdit ve hakaret etmesi ile bu kişileri hedef göstermesidir.”

"YARGI YOLU İLE BASKI OLUŞTURULMAKTADIR"

Cumartesi Annelerinin 12 Ekim tarihinde yapılacak açıklamanın polis tarafından engellenmesinin, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in gazeteci Nedim Şener tarafından hakarete uğraması ve hedef gösterilmesinin Türkiye’de insan hakları savunucularının açık ve yakın tehlike ile karşı karşıya olduklarını gösterdiği vurgulanan açıklamada; “İHD tüm bu süreçlerle ilgili olarak yaşanan ihlalleri bir ya da birkaç özel raporla kamuoyu ile paylaşacaktır. Ancak ilk izlenimlerimiz göstermektedir ki siyasi iktidarın savaş politikasına muhalif olan herkesin açık ve yakın tehlike altında olduğudur. Nefret söylemi yoğun olarak kullanılmakta; ana-akım ve iktidar yanlısı medya nefret söylemini çok sık kullanmakta ve barış savunucularının sesinin kısılması için her türlü yayını yapmaktadır. Bu oldukça tehlikeli bir durumdur ve vahim sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Ayrıca Türkiye’deki tüm sosyal medya paylaşımları iktidarın denetimi altına alınmış, en küçük bir eleştiri durumunda yaygın gözaltı ve tutuklamalar yapılmaktadır. Yargı yolu ile toplum üzerinde muazzam bir baskı oluşturulmuştur” denildi.

"ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDE SAVAŞ PROPAGANDASI YASAKTIR"

Açıklamada Türkiye’nin de tarafı olduğu BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ne göre savaş propagandasının yasak olduğuna dikkat çekilereke şu ifadelere yer verildi; “Dolayısıyla savaşa karşı çıkan ve barışı savunun insan hakları savunucularının korunmasının Türkiye’deki iktidarın, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın sorumluluğunda olduğunu belirtmek isteriz. Uluslararası kuruluşların görevlerini yerine getirerek Türkiye’deki siyasi iktidarı kuvvetlice uyarmalarını talep ediyor; nefret dili ve söylemini kullananları bunun suç olduğunu anımsatarak ileride utanacakları pozisyonlara düşmemeye davet ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

HDP’lilerin operasyon karşıtı eylemi engellendi

SONRAKİ HABER

Ege Üniversitesinde kadınlar tacize ses vermeye çağırıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa