15 Ekim 2019 02:39

Eskişehirli kadınlar: Yaşamak ve yaşatmak için sessiz kalmayacağız

Eskişehir'de Demokratik Kadın Platformu üyesi kadınlar, boşandığı Yalçın Özalpay'ın satırlı saldırısında ağır yaralanan ve yaşam savaşı veren Ayşe Tuğba Arslan için eylem yaptı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eskişehir’de kadınlar eski eşinin saldırısına uğrayan ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yaşam mücadelesi veren Ayşe Tuğba Arslan için eylem yaptı. “Yaşamak ve yaşatmak için sessiz kalmayacağız” diyen kadınlar, mücadeleden asla taviz vermeyeceklerini söyledi.

Eskişehir'de Demokratik Kadın Platformu üyesi kadınlar, 6 ay önce boşandığı Yalçın Özalpay'ın satırlı saldırısında ağır yaralanan ve hastanede yaşam savaşı veren Ayşe Tuğba Arslan için eylem yaptı. Kanatlı Alışveriş Merkezi önünde bir araya gelen kadınlar, "Diren Ayşe, yaşamak ve yaşatmak için şiddete sessiz kalmayacağız" pankartı açtı. Kadınların eylemine Ayşe Tuğba Arslan’ın babası Serdar, ağabeyi Timuçin Arslan da destek verdi.

“AYŞE DİRENDİ!”

İlk günden beri Arslan’ın ailesinin yanında olan ve olayı takip eden Avukat Heval Yıldız Karasu, soruşturma aşamasını ve Arslan’ın sağlık durumunu ile ilgili bilgi verdi. Ayşe’nin saldırıya uğradıktan sonra durumunun çok ağır olduğunu belirten Karasu, “6 saatlik bir ameliyat geçirdi. Ameliyata beyin cerrahı ve plastik cerrahlar katıldı. Çok zor bir ameliyattı, çünkü bilindiği gibi kafasından darbe almıştı. Kafasında kırıklar, kolunda, yüzünde derin kesikler vardı. Bu yüzden ameliyatı çok uzun sürdü. Ayşe direndi, ellerini ve kollarını kıpırdatarak bize hayata tutunmak istediğini gösterdi. Biz bu yüzden Diren Ayşe' demeye devam ediyoruz" dedi.

"ARTIK KADINLAR İÇİN HİÇBİR YER GÜVENLİ DEĞİL"

Karasu’nun açıklamalarından sonra kadınlar adına Roza Tural basın açıklaması yaptı. Ayşe’nin hikâyesinin kimse için yeni veya alışılmadık olmadığını ifade eden Tural, “Yıllarca süren sorunlu bir evlilik, kadının boşanmak istemesi ancak gelecek kaygısıyla boşanamaması, devam eden baskı ve tehditler… Uzunca bir süre boşanma sonrası kendi ayakları üzerinde durabilmenin koşulları için hazırlanıyor Ayşe ve nihayet boşanıyor. Sancılı süreç ne yazık ki Ayşe için boşanmayla bitmiyor. Eski eşi hakkında aldırdığı uzaklaştırma kararına rağmen zor ve tehdit ailesine de sıçrıyor ve bu defa şiddet; birçokları için yaşanılır ve güvenli şehir olarak bilinen Eskişehir’in en merkezi konumlarından birinde elinde satırla ortaya çıkıyor” diye konuştu. Artık kadınlar için hiçbir yerin güvenli olmadığını vurgulayan Tural, kadına yönelik şiddetinin bu kadar aymazca ortaya çıkması, saldırganların bu kadar cüretkâr olmasının ne tesadüfi ne de münferit olduğunu söyledi. Saldırganların bu cüreti kadın üzerinde erkeğin tahakküm kurabileceğini düşünen, kadını eve mahkûm etmek isteyen İktidar anlayışından ve sistemden aldığını kaydeden Tural, “Çünkü ülkemizde kadının yaşamı, devlet görevlileri veya dini yetkililerin müdahale alanı haline getiriliyor. “Hamile kadınlar sokağa çıkamaz, kadınlar herkesin içinde kahkaha atamaz, hayırlı kadın ramazanda sokakta yemek yiyemez” ifadeleri ile toplumda kadın imgesi yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Gazetelerde yer alan haberlerde, televizyonlarda yayınlanan dizilerde kadına yönelik şiddet meşrulaştırılıyor. Dizilerde, haberlerde en küçük ayrıntıya ceza yağdıran RTÜK, kadının boğazına dayanan bıçağı, dayağı görmüyor. Kadınların acıları üzerinde adeta reyting ve tıklanma yarışı yapılıyor. Adaleti sağlamak, vicdanlarda açılan yaraları dindirmekle görevli olan yargı ise katilleri ‘iyi hal’ ve ‘haksız tahrik’ adı altında indirimlerle ödüllendiriyor. Ders kitaplarında kadının yeri yine ikinci sınıf olarak betimleniyor ve yeni nesiller bu algıyla yetiştiriliyor. Tüm bunların yanında kadının sokakta, hayatın içinde olmasından rahatsız olan iktidar, kadını eve hapsediyor ve oradan çıkmasını istemiyor, kamusal alandan koparıyor; hatta boşanmasına bile karışıyor” dedi.

"HİÇBİR KIZ KARDEŞİMİZİN KİRPİĞİ YERE DÜŞMESİN DİYE BURADA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Nafaka tartışmalarına değinen Tural, bu tartışmaların aslında kadının boşanmasını engellemek, kadını yaşadığı zulme razı etmek ve insanca yaşam koşullarını talep etmekten koparmak maksatlı olduğunu vurguladı. “Kadınların uzun yıllara dayanan mücadeleleri sonucu olagelmiş 6284 sayılı yasayı kaldırmaya çalışmanın ve İstanbul Sözleşmesini yok saymanın temelinde de bu anlayışın yattığını da çok iyi biliyoruz. İşte bu anlayış yüzünden, bu anlayıştan güç alan erkekler tarafından, her gün en az bir kadın arkadaşımız hayatını kaybediyor ve binlerce kadın şiddete uğruyor. Bizler bir kere daha vurguluyoruz ki mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz. 6284’e de, İstanbul sözleşmesine de sahip çıkacağız” diyen Tural, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bu sistemli saldırılar, her gün yaşamımıza kastetse de bizler saldırılara birbirimizle dayanışarak, birlikte mücadele ederek cevap vereceğiz. İşte bu yüzden bugün buradayız ve diren Ayşe yalnız değilsin diyoruz. Hiçbir kız kardeşimizin kirpiği yere düşmesin diye burada olmaya devam edeceğiz. Ve biz biliyoruz ki asla yalnız yürümeyeceğiz.”

“KAÇ TANE AYŞE ÖLECEK?

Roza Tural’dan sonra Ayşe Tuğba Arslan’ın babası Serdar Arslan’da bir açıklama yaptı. Baba Arslan, "Analara, babalara sesleniyorum kaç tane Ayşe ölecek? Kaç tane Tuba ölecek, kaç tane Fatma ölecek? Bu millete ne oluyor? Nerde bu devlet? Daha kaç tane yuva yıkılacak? Daha ne duruyor bu millet? Benim çektiğimi Allah kimseye çektirmesin" dedi. (Eskişehir/EVRENSEL)

 

Reklam
ÖNCEKİ HABER

ABD'den Türkiye'ye yönelik yaptırım: Üç bakan ve iki bakanlık listede

SONRAKİ HABER

Yüksekova Belediyesi eş başkanları aleyhine ifade veren "tanık" 9 yıldır cezaevinde

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa