Burhaniye'de tarım ve çevre paneli: Bize nefes borusu şart

Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde Tüm Köy-Sen tarafından gerçekleştirilen "Toprağına, tohumuna sahip çık" başlıklı panelde tarımın ve üretici köylülüğün sorunları ile çevresel sorunlar tartışıldı.

14 Ekim 2019 15:21
Paylaş

Tüm Köy-Sen tarafından Balıkesir'in ilçesi Burhaniye'de gerçekleştirilen "Toprağına, tohumuna sahip çık" panelinde tarımın ve üretici köylülüğün sorunları ve çevresel sorunlar tartışıldı. Panelde sorunların çözümü noktasında örgütlü mücadelenin önemine dikkat vurgu yapılırken önümüzdeki günler için de bir tarım kurultayı yapılması gündeme getirildi.

KAZ DAĞI MÜCADELESİNİN DÜNÜ BUGÜNÜ

Reha Yurdakul Kültür Merkezinde gerçekleştirilen panelin kolaylaştırıcılığını BURÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Nafi Maraş yaptı. Panelde ilk olarak konuşan Evrensel İzmir Temsilcisi, EGEÇEP ve Ekoloji Birliği Yürütme Kurulu üyesi Özer Akdemir, görseller eşliğinde özellikle körfez bölgesindeki ekolojik sorunlar ve mücadelelere dair bilgi paylaştı. Akdemir, "Kaz Dağı'nın altın madencilerine karşı mücadelesi yeni değil, 10 yılı aşkın bir geçmişi var. İlk dönemlerde yöre köylülerinin madenlere karşı direnci ve mücadele kararlığı bugünkünden daha diri idi. Şimdi köylülerin mücadeleye katılımı ile ilgili ciddi bir sorun var. Bu sorun çözülmeden mücadelenin başarıya ulaşması çok zor görünüyor" dedi.

ÇANAKKALE MİTİNGİNİN ERTELENMESİNE ELEŞTİRİ

12 Ekim'de yapılan mitingin Suriye'ye yönelik askeri operasyon gerekçe gösterilerek ertelenmesini eleştiren Akdemir, "Bir kere bu erteleme kararı, içinde Ekoloji Biriliği temsilcisinin de olduğu miting tertip komitesine sorulmadan alındığı için anti-demokratiktir. Bunun da ötesinde, nasıl ki şirketler Suriye operasyonunu gerekçe göstererek doğa talanını ertelemiyorlarsa buna karşı verilen mücadelenin de kararlı bir şekilde devam etmesi gerekiyor" dedi. Özer Akdemir, özellikle su havzalarında yapılan altın işletmeciliğinin yanı sıra ülkenin değişik yerlerinden farklı konulardaki ekolojik sorunlara karşı verilen mücadelelerden kesitler aktardığı konuşmasını, başarılı direniş örneklerine vurgu yaparak bitirdi.

"BÜYÜK BİR EKOLOJİK YIKIM FAALİYETİ"

Panelin ikinci konuşmacısı olan Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Murat Kapıkıran, çevreci faaliyetin insan odaklı olmasına rağmen ekolojik faaliyetin insanı merkeze almadan, doğadaki tüm canlı Cansız varlıkları ve aralarındaki ilişkiyi odağına aldığını belirtti. Ülkemizde de yoğun biçimde yaşanan doğa talanını büyük bir ekolojik yıkım faaliyeti olarak tanımlayan Kapıkıran, "Madencilik, enerji üretimi, tarımsal faaliyetler vs her türlü faaliyet mutlaka kamu yararı gözetilerek yapılmalı" dedi. Kaz Dağı'nda şu an için 66 tane madencilik ruhsatı olduğunu aktaran Kapıkıran, "Elde edilen altının %2 si bize kalıyor bu madencilikte. Büyük bir ekosistemi çökertmenin karşılığı çıkarılan altının %2'si sadece!" Altın işletmeciliğinde kullanılan siyanürün ölümcül etkilerini anlatan Kapıkıran, dünyanın Çernobil’den sonra yaşadığı en büyük sıkıntı Romanya'daki maden atık barajının sızıntısıdır. Aradan yıllar geçmesine rağmen etkisi hâlâ devam ediyor" dedi.

"TÜRKİYE KOOPERATİFÇİLİK TRENİNİ DE KAÇIRIYOR"

Tarımda neoliberal politikaların etkisine değinen ve Türkiye'de tarımın dönüştürülmesi sürecine dikkat çeken Kapıkıran "İthalat cenneti olduk. Adana'da ekmekte GDO çıktı. Hayvancılık ithalatında ülkeye bir sürü hastalık da girdi. Ülkede 650 bin gıda işletmesi var, buna karşılık sadece 6500 gıda denetmeni görev yapıyor" dedi.

Dünya ülkelerinin tarıma büyük destek verdiğine dikkat çeken Kapıkıran, "ABD’de rafta gördüğünüz ürünün %40'ı devlet desteğidir. Dünyanın en fazla tarım desteği yapan ülkesi ABD’dir. Dünyanın en fazla tarım üreten ve satan ülkesi de ABD" diye konuştu.  

Konuşmasının önemli bir kısmını da kooperatifçilik uygulamalarına ayıran Kapıkıran, "İspanya’da tüketilen gıda ürünlerinin %40'ı gıda kooperatifleri üzerinden sağlanıyor. Biz kooperatif trenini de kaçırıyoruz. Kolektivizmi sağlamazsak toprağımızı, suyumuzu, atalık tohumumuzu kaybedeceğiz" dedi.

"YARININ SAVAŞLARI GIDA VE SU İÇİN OLACAK"

Panelin son konuşmacısı olan Tüm Köy Sen Eğitim Sekreteri Sedat Başkavak dünya egemen olan kapitalist sistemin yarattığı tabloya dair veriler paylaştı. Başkavak, "2025’te %30 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak, 2025’te aç insan sayısı iki katına çıkacak ve 2 milyarı aşacak, 30 yıl sonra dünya nüfusu 9 milyar olacak ve yarısı açlıkla boğuşacak, 30 yıl sonra % 60 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak" dedi. Bu tabloyu yaratanların su, enerji kaynakları, tarım toprakları, gıda güvenliği ve güvencesini de ellerinde tuttuklarını ifade eden Başkavak, "Bugün enerji ve enerji yolları için yapılan savaşlar, yarın su ve gıda için devam edecek" dedi.

Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşmalardan GATT, DTÖ ya da AB uyum yasalarının, "Tarım desteklerini azalt, kırsal kesim nüfusunu düşür, üretime kota getir, özelleştirmelerin önünü aç ve ithalatın önündeki engelleri kaldır" dayatmaları ile Türkiye tarımını şekillendirdiği ifade eden Başkavak, bu politikalar sonucu ABD ve AB'nin ortak, Türkiye'nin ise pazar haline geldiğini dile getirdi.

"YA KÖYLÜLER ŞİRKETLEŞECEK YA ŞİRKETLER TARIMA GİRECEK"

Eski tarım bakanlarından Mehdi Eker'in tarımda uygulanacak yeni politikayı "Ya köylüler şirketleşecek ya da şirketler tarıma girecek" diye özetlediğini aktaran Başkavak, bunun sonucu üretim ve dağıtımda rol oynayan kurumların kapatıldığını, Et Balık, SEK, Tekel, Şeker fabrikaları ve diğer kurumların özelleştirildiğini belirtti.

Çıkarılan tüm kanunların köylünün aleyhine işlediğini anlatan Başkavak, "Hayvancılık destekleri işi bilene değil parası olana veriliyor. Üretici köylüye verilmeyen destekler şirketlere kredi, hibe, vergi indirimi, ihracat desteği vb adlar altında veriliyor. İlaç, gübre, mazot gibi artan girdi maliyetleri üretimi olumsuz etkiliyor. Destekler yetersiz, hatta çoğu alınamaz durumda ya da alırken azalıyor. İthalat baskısı ürün fiyatlarını düşürüyor. Aracılar, tüccarlar kazanırken köylü ucuza satıyor, halk pahalı tüketiyor" ifadelerini kullandı.

"TÜM KÖY-SEN ÜRETİCİ KÖYLÜNÜN NEFES BORUSU OLACAK"

"Şirketler tarıma el attılar. Kredi, hibe, vergi indirimi vb. olanaklardan faydalanıyorlar. Tarımsal üretim, dağıtım ve pazarlamada rol alan tüm kurumlar ya satıldı ya da kapatıldı. En çok etkilenenler geçimlik tarım üretimi yapan köylüler" diyerek konuşmasını sürdüren Başkavak, körfezdeki üretici köylülerin sorunlarının tartışılması ve örgütlenme konusunun ele alınması için yakın gelecekte bir tarım kurultayı örgütlenmesini önerdi.

Başkavak "bize nefes borusu şart" diye tanımladığı Tüm Köy Sen'i şöyle tarif etti: Tüm Köy Sen, üretici köylülerin doğrudan söz sahibi olduğu, tarım politikaları üzerine söz söyleyen, fikir üretip onların belirlenmesinde dolaysız rol oynayan, taban fiyatın belirlenmesinde taraf olan, köylülük içindeki bölünmüşlüğü yok etmek üzere bilinç sıçraması yaratan, en geniş köylüyü kendi çıkarları ve talepleri temelinde bir araya getirebilen bir sendika olacak.

(Burhaniye/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

İsveç'te eğitimde kısıntıya gidilmesi kararı 12 kentte protesto edildi

SONRAKİ HABER

Trump-Erdoğan basın toplantısı: Türkiye'nin S400 alımı bizim için zorluklar çıkarıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa