13 Ekim 2019 00:55

Dr. Kerim Has, askeri operasyonu değerlendirdi: Bağımlılık artacak sorun derinleşecek

Suriye’de Fırat Nehri’nin doğusuna gerçekleştirilen askeri harekatı ve sürecin nasıl ilerleyeceğini Rusya Uzmanı Kerim Has ile konuştuk.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

Suriye’de Fırat Nehri’nin doğusuna gerçekleştirilen askeri harekat belirsizlikler, ölüm haberleri, Trump’ın Türkiye’ye yönelik güçlü yaptırım yetkisi veren kararnameyi imzalamasını getirdiği riskler eklenerek sürüyor.

Ne oluyor, süreç ne getirecek?

Önümüzdeki günlerde de çok konuşacağımız bu soruyu ve daha fazlasını Rusya Uzmanı Kerim Has’a sorduk. Has, iddia edildiğinin aksine, operasyonun mülteci sorununu çözmeyeceğini, tam tersine mülteci sayısını arttıracağını ve Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştireceğini belirtti.

"BAŞLAMA DÜDÜĞÜNÜ ÇALANLAR YA BİTİŞİ DE ÇALARSA!"

ABD’nin yanında Rusya’dan da operasyona ‘izin’ çıktığını belirten Kerim Has, harekatın seyrinin yine bu iki ülke ile yürütülen hassas dengelere bağlı cereyan edeceğini belirti.

“Operasyona başlama düdüğünü Washington ile Moskova birlikte çaldılar, düdük onların elinde” diyen Has, “Aynı şekilde bitirme düdüğünü çaldıklarında ne olacak?” sorusunun cevabını vererek sürdürdü konuşmasını: “Ankara ya operasyonu sonlandıracak ki o zaman niye böyle bir işe giriştiğini içeriye izah etmek durumunda kalacak. Ya ikisini birden karşısına alacak -ki en kötü senaryo bu- ya da yine ikisinden birini karşısına alacak, bu da yine neresinden bakılırsa bakılsın oldukça tehlikeli bir durum. Her üç ihtimalin sonuçları da zannımca iktidarın kendisi için kısa vadeli bazı kazanımlar sağlasa da hepsi Türkiye için ciddi riskler barındırıyor”.

"ANKARA’NIN ‘GÜVENLİK’ GEREKÇESİ ‘SAĞLAM’ DEĞİL"

Operasyonun temel nedenlerinden biri olarak ortaya konan ‘güvenlik’ gerekçesinin sağlam olmadığının altını çizen Kerim Has, Suriye’nin kuzeydoğusundan Türkiye’ye şu ana kadar ciddi bir saldırı gerçekleşmediğini söyledi.

Ankara’nın Suriye politikasının bölgedeki Kürtleri yabancılaştırdığını belirten Has,“2015 ortalarına kadar Salih Müslim’i Ankara’da üst düzeyde ağırlayan da mevcut iktidardan başkası değil. Kaldı ki kendi Kürt sorununu hukuk, demokrasi, insan hakları çerçevesinde samimiyet ve özveriyle çözmeye de hiç çalışmadı aynı Ankara. Meseleyi tamamen güvenlikleştirip siyasi çıkarları uğruna kullanıp içinden çıkılmaz hale getiren de iktidardan başkası değil. Kobanê kuşatması sırasında Ankara’nın IŞİD hakkında tutturduğu söylem ve izlediği tavrın, ABD’nin sahada PYD/YPG’yle ortaklığına zemin hazırladığı da herkesçe biliniyor” diye konuştu.

"KÜRT SORUNU ÜZERİNDEN BÜYÜK BİR ÇATIŞMA ATEŞLENDİ"

Dr. Has devamında şu değerlendirmede bulundu: “Halbuki yapması gereken kapsayıcı bir politikayla Kürtlerin ve diğer etnik/mezhebi/dini grupların varlığını kabul edip diğerlerine iyi bir rol model olması, haklarını savunması ve kendisine tehdit oluşturmayacak şekilde bölgesel bir Kürt vizyonu ve pozitif ajanda geliştirmesiydi. Bu -hâlâ yapılabilir- yapılmadığı gibi şimdi “Barış Pınarı” harekatıyla çözemediği kendi Kürt sorununu uluslararasılaştırıp Suriye’deki Kürt sorunu üzerinden zannımca bölgede daha büyük bir çatışmanın fitilini ateşledi... Her halükarda bu durum, eğer operasyonu gerçekten Türkiye’nin kendi güvenlik çıkarları veya kaygıları tetikledi idiyse de gelişmelerin bunların zararına işleyeceği anlamına geliyor.

"MÜLTECİ KRİZİNİ ÇÖZMEDİĞİ GİBİ BÜYÜTECEK"

Operasyonun en önemli argümanlarından biri olarak sunulan Suriyeli mülteci sorununun çözüleceği iddialarına da katılmayan Has, “Mülteci sorunu bu tarz masa başı müteahhitlik hizmetleri veya zorlama demografi bulmacalarıyla çözülecek bir mesele değil. Kaldı ki, Türkiye’deki hangi mülteci veya sığınmacı veya misafir İstanbul’dan kalkıp Ankara’nın zorlamasıyla çatışmaların her an yeniden patlak verebileceği Fırat’ın doğusunda Suriye devletinin veya başkasının arazisi üzerinde ev sahibi olmak ister ki? Bunu isteyenlerin sayısının fazla olacağı kanaatinde olmadığım gibi bu operasyonların bölgeye huzur getireceğini de zannetmiyorum. Tam tersi, pek muhtemel ki, Türkiye’nin bu tarz iç siyaset nedenli operasyonları mülteci krizini büyütecek ve yeni mülteci dalgalarına yol açacak” dedi.

"RUSYA’YA ASKERİ BAĞIMLILIK ARTACAK"

Rusya’nın uzun vadede başlıca 4 hedef güttüğünü belirten Has, o hedefleri de şöyle sıraladı: “Birincisi, Washington-Ankara arasındaki S-400’lerle artan güvenlik krizini derinleştirip Türkiye’yi siyasi/askeri açıdan kendine daha bağımlı hale getirmek istiyor. Eğer ilerleyen süreçte ABD yaptırımları ve Türkiye’nin NATO üyeliği daha yoğun tartışmalar doğurursa, Ankara’nın bölgede Moskova’dan başka yanaşacağı başat bir aktör yok. Bu da ister istemez, Türkiye’nin başta Su-tipi uçaklar olmak üzere yeni Rus silahı ve ekipmanı alması sonucunu doğurabilir.

İkincisi, Fırat’ın doğusunda Türk ordusuna açılan alanla Moskova, Kürtlerin Şam’a yanaşacağını ve bölgedeki Kürt sorununun kendi vizyonuyla çözümlenebileceği ümidini yaşıyor. Bir süre sonra, Rusya’nın Şam ile Kürtler arasında bir çeşit ‘broker’ veya ‘ara buluculuk’ rolüne soyunması mümkün.

Üçüncüsü, İdlib. Moskova, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda ele geçireceği bölgelerle İdlib’deki cihatçı/radikal grupları buralara taşıyabileceği ve böylelikle İdlib’in rejimin kontrolüne geçmesi yolunda kolaylaştırıcı bir pozisyon takınmasını hedefliyor. Zaten Kremlin açısından, Fırat’ın doğusunda Türk ordusuna açılan alanın daraltılmasında İdlib, Demokles’in en mühim kılıcı.

Dördüncüsü, Kremlin, operasyonla birlikte Türkiye’de iç siyasette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pozisyonunu kısa vadede de olsa güçlendirmesinden fayda sağlar. Çünkü Rusya, liderler düzeyinde kurduğu ilişkiyle Türkiye’den istediklerini daha kolay ve hızlı bir şekilde alabiliyor.

ABD’NİN YAPTIRIMLARININ ANLAMI NE?

ABD Hazine Bakanı’nın Trump’ın, Türkiye’ye yaptırım uygulanması konusunda otoritelere yetki verdiği açıklamasını da değerlendiren Kerim Has, “Eğer ABD yönetimi sembolik değil de Türk ekonomisini ve siyasi elitini ciddi ölçüde kıskaca alacak bir yaptırım paketi yürürlüğe koyarsa, bu durum iki anlama gelebilir. Birincisi, Trump içerideki baskıyı aşabilmek için istemeyerek de olsa bu yola başvurmak zorunda kalmış olabilir. İkincisi ise Washington’ın Suriye’deki kırmızı çizgilerini Ankara’nın geçtiği anlamına gelir. Ancak eğer öyleyse o zaman ABD’nin farklı askeri yaptırımları ve “Barış Pınarı” harekatına doğrudan engelleyici şekilde müdahil olması gibi hususlar da gündeme gelebilir ki bunun şu aşamada pek mümkün olduğunu zannetmiyorum. Sanırım tablonun netleşmesi için biraz daha beklemek lazım” dedi.

"BEKA KAYGISI YENİ OPERASYONLAR GETİREBİLİR"

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’ndan farklı bir denklemle karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Kerim Has, “Harekat yarın dahi bitirilse, iç siyasette iktidarın yaşadığı beka kaygısı pek muhtemel ki ileride buna benzer operasyonların yeniden gündeme gelmesine yol açacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Adı Millet İttifakı ama milletten nasibini almamış ittifakın zayıflaması, parçalanması çok çok önemli” sözlerini değerlendiren Kerim Has, “Birçok şüpheli ve üzeri kapatılmaya çalışılan yanlarıyla beraber ekim 2015’te iki seçim arası dönemde yaşanan Ankara Garı patlaması sonrası AKP’nin oylarının arttığına dair Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı açıklamayla da benzerlikler taşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Has sözlerini şu noktalara dikkat çekerek tamamladı: “Ancak, hatırlatmak gerekir ki, ülkelerin dış politika ve güvenlik çıkarları iç siyasette iktidarın koltuk hırsına endekslendiğinde yine iktidara kısa vadede bazı kazanımlar sağlasa da ileride bu ülkelerin ne gibi yıkımlarla karşılaşacağına dair dünyada azımsanmayacak sayıda örnek var...”

"SURİYE HÜKÜMETİNİN NE DEDİĞİNİN ÖNEMİ YOK"

Suriye hükümetinin tutumunu ve dahası TSK ile Suriye ordu güçlerinin karşı karşıya gelip gelmeyeceğini sorduğumuz Kerim Has şunları söyledi: “Şu aşamada Suriye hükümetinin “Barış Pınarı” harekatı hakkında ne dediğinin fazla bir önemi yok. Zaten bölgede Kamışlı gibi yerlerde noktasal bazda varlığı söz konusu rejimin. Şu an Türk ordusunun Suriye’nin kuzeydoğusunda rejim ile karşı karşıya gelme ihtimali zayıf. Eğer Şam ile Kürtler arasında bir anlaşmaya varılırsa, Adana mutabakatını uygulaması yönünde Ankara üzerinde Moskova’dan baskı artabilir. Ama bu baskının da hemen netice vermesi beklendiği kadar kolay olmayacak gibi duruyor.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Ali Deniz Uzatmaz mezarı başında anıldı

SONRAKİ HABER

PEN Almanya'dan Ahmet Altan'a Onur üyeliği

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa