05 Ekim 2019 12:32

Eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız!

"Üniversite gençliğini bu işi yalnızca bir imza kampanyası olarak örgütlemeye değil krizin yükünü her alanda reddederek kampanyaya kendi kampanyası olarak sahiplenmeye çağırıyoruz."

Paylaş

Hazal GÖÇMEN

Ankara

Üniversitelerde yeni dönem başlarken her geçen gün derinleşen ekonomik krizin üniversite gençliğine etkilerini, gençliğin talep ve ihtiyaçlarını, mücadele yollarını Emek Gençliği Merkez Yönetim Kurulu üyesi Ekin Yoldaş Kalı ile konuştuk. 

Ekonomik kriz üniversite gençliğinin yaşam koşullarına nasıl etkilerde bulunuyor?

Ekonomik kriz gençliği ulaşımdan barınmaya ve beslenmeye kadar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getiriyor. Her güne artan zamlarla uyanıyoruz. Yakın dönemde Kredi ve Yurtlar Kurumu %20 civarında bir yurt zammı açıkladı. Yurtlarda kalmayan öğrenciler için de durum iç açıcı değil. Doğalgaza, suya ve elektriğe sürekli zam geliyor. Aynı zamanda artan fotokopi ve kitap masrafları ile birlikte birçok öğrenci dönem içindeki masraflarını karşılayabilecek durumda değil. İhtiyaçlarını karşılayabilmek için üniversite gençliğinin çok büyük bir kısmı hem çalışıp hem okumak zorunda kalıyor. Bu durum şöyle özetlenebilir; gençler ileride daha iyi bir işte çalışabilmek için eğitim almak ve bugün okuyabilmek için de çalışmak zorunda kalıyor. Bugün gençlerin çalıştığı işler de son derece güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına sahip. Bütün bunların yanında aslında üniversite gençliğinin sosyal kültürel ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söylemek çok mümkün değil. Gençliğin sinemaya, tiyatroya gitmek yerine temel yaşam ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışmak zorunda olduğu bir dönemden söz edebiliriz. Tüm bunları yaparken de arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçirirken içeceği çayın, kahvenin parasını dahi kuruşuna kadar hesaplar vaziyette. 

BİRÇOK YERDE ULAŞIM ZAMLANDI

Ekonomik krizin üniversite gençliği üzerindeki etkilerinden söz ettiniz. Peki, bu etkiler üniversite gençliği arasında nasıl talepler doğuruyor? 

Aslında sorunların olduğu her alanda gençliğin bir talebi olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin KYK yurtlarına % 20’lik zam açıklaması ile birlikte binlerce genç okulların açılmadığı bir dönemde olmamız itibariyle sosyal medya üzerinden, yapılan zammın geri çekilmesi talebini dile getirdi. Aynı zamanda yurtlardaki ağır yaşama koşullarına karşı, dar ve yaşanmaz halde olan yatakhanelerin ve ucuza sağlıklı beslenme ihtiyacını karşılamayan yemekhanelerin yenilenmesi taleplerini de dile getirdiler.  Birçok yerde ulaşımın zamlandığını gördük. Ankara'daki son zamla birlikte öğrencilere abonman kart çıkacağı söylense de liseden mezun olmuş üniversiteye hazırlanan birçok genç tarife kapsamında değerlendirilmiyor.  Ankara Emek Gençliği de bu noktada 15-26 yaş arasındaki tüm gençlere Genç Tarife uygulanması noktasında bir açıklama yaptı. Mersin Üniversitesi'nde yurtlara ve yemekhanelere yapılan zamma karşı birçok öğrenci zamları geri çekilmesini talep eder bir haldeydi. Eğitim ihtiyaçları ile birlikte özellikle Mimarlık Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve diğer daha fazla masraf gerektiren fakültelerin tüm yükünü öğrencilerin sırtına yıkması halinde öğrencilerin bu masrafların bölüm ve fakültelerden karşılanması talebinin de olduğunu söyleyebiliriz.

GÜNDE 1 TL ZAM

Üniversite öğrencilerinin gündeminde KYK kredisi/bursu önemli bir yerde duruyor. Üniversite dönemi boyunca KYK kredisine/bursuna gelmesi beklenen zamlar, mezuniyet yaklaştıkça yerini KYK kredi borçları gündemi ile değiştiriyor. Sosyal medyada da belirli periyodlarla kredi borçları silinsin tweetleri artıyor. Bu tepkilerin ardındaki sebepleri neler?

Her ne kadar Türkiye’deki koşullar içerisinde bu noktadan uzak olduğumuzu söylesek de parasız eğitim gençliğin hakkıdır. Ancak bugün KYK kredileri ve bursları olmadan üniversiteli gençlerin parasız bir eğitimi bırakalım, eğitim haklarına ulaşabilmesi olanaksız hale gelmiş durumda. Bugünden üniversite gençliğinin geleceği kredilerle birlikte gelecekte iş bulabilme oranına, nasıl koşullarda çalışacağına bakılmadan ipotek altına alınmaktadır. Geçtiğimiz dönem içerisinde KYK kredi ve burslarına 470 TL den 500 TL yani günlük 1 TL oranında zam yapıldı. Hayat koşulları zorlaşırken yapılan 1 TL’lik zam gençliğin ihtiyaçlarını karşılayabilecek oranda değil.

HER 3 GENÇTEN 1’İ İŞSİZ

İşsizlik oranı TÜİK’in 2019'da açıkladığı raporlara göre 1 milyon 21 bin artış göstererek % 12,8’e ulaşmış. İstihdam oranı 869 000 kişi azalmış. Genç nüfus işsizlik oranı %25’e ulaşmışken üniversite mezunu her 3 gençten biri işsiz gençlik içinde yer alıyor. Üniversite gençliğinin KYK kredileri ile birlikte geleceğinden edilmesi durumu kredi borçlarının silinmesi ve bu kredilere insanca yaşayabilecek bir düzeyde zam yapılması taleplerini öne çıkarıyor. Bir yandan da öğrencilerin bu talepleri karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet erkanından birçok isim tarafından “bedavacılığa alışmayın” sözleri yükseliyor. AKP-Erdoğan iktidarının uyguladığı ekonomik paketler ile krizin faturası bizlerin sırtına yıkılıyor. Kaynak yok denilerek eğitimden tasarruf ile ödenek kesintileri uygulanıyor. Ama bunun karşısında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 2019 Haziran sonunda yayınladığı rapora göre Türkiye'de Milyoner sayısı iki yüz bir bine ulaşmış durumda. Milyonerlerin toplam varlığı yüz altı milyar TL artmış. Bankaların toplam karı ise %10 artış ile 53.52 milyar TL’ye ulaşmış durumda. 

Aslında ortada olanak yok değil. Krizin sorumlusu olanlar, halkın ihtiyaçlarını gözetmeden kendi kar hırslarıyla yol açtıkları aşırı üretim ile birlikte ortaya çıkan krizin yükünü bizlere ödetmeye devam ediyor. Tüm bunların karşısında biz en temel haklarımızı talep ederken cevap “bedavacılığa alışmayın, şikâyet etmeyin daha çok çalışın ve kendinizi geliştirin” oluyor. Ancak gençlik bugün bedavacılık yapmıyor, kendi hakkı olanı istiyor. Parasız eğitim hakkı; ulaşım, barınma ve beslenmeyi de kapsıyor. Mevcut sistem fiilen bunların hiçbirini karşılamıyor. Biz de son derece yakıcı bir hal alan bu ihtiyaçlarımızın karşılanması için burs istiyoruz.

İHTİYACI OLAN HER ÖĞRENCİYE BURS!

Burs ve kredilerin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu söyledik. Kredi ve Yurtlar Kurumunun resmi sitesinde kredi ve burs ayrımının hangi kriterlere göre düzenlendiği açık ifade edilmiyor. Bunu nasıl değerlendirmek gerektiğini düşünüyorsunuz?

Öncesinde Gençlik ve Spor Bakanlığı'na verilen meclis soru önergeleri ile de cevap almış bir soru değil. 2018 yılı itibarıyla 1 milyon 142 bin 632 öğrenci kredi alırken ancak 481 bin 181 öğrenci burs alabilmektedir. Yani burs alanların sayısı kredi alanların yarısı oranına dahi tekabül etmiyor. Burs alan öğrencilerin başarı sırası, yoksulluk sınırı veya başka etkenlere göre belirlenip belirlenmediği ise bir belirsizlik içinde. Burada kredi ve burs olan 1,6 - 1,7 milyon kadar öğrencinin çoğunluğu burs alma hakkına da sahiptir. Çünkü ülkenin yüzde yetmişi yoksulluk sınırının, yüzde yirmisi açlık sınırının altında yaşamını idame ettirmeye çalışırken yine işçilerin ve emekçilerin çocuklarına da burs hakkının sağlanmaması egemenlerin işine yaramaktan öte gitmiyor. Bu noktada, öne çıkması gereken ise yoksulluk sınırının altında olan öğrencilere öncelik verilerek parasız eğitim hakkının gereklerinden biri olarak ihtiyacı olan her öğrenciye burs hakkının sağlanmasıdır. 

ÜÇ TEMEL TALEP

Emek Gençliği, gençliğin ekonomik krizi yaşamının her alanında hissettiği bir dönemde gençliğe nasıl bir çağrıda bulunuyor? 

Emek Gençliği üniversite gençliğine nedeni olmadığı krizin yükünü hayatın her alanında reddetme çağrısında bulunuyor. Nihayetinde bu sorunların nedeni biz üniversite gençliği değiliz fakat sebep olmadığımız bu krizin yükünü biz öder haldeyiz.  Biz bulunduğumuz her alanda ulaşımdan yemekhane zamlarına kadar tüm zamların geri çekilmesi, parasız eğitim hakkımız kapsamında burs hakkımızın karşılanması için yan yana gelmeliyiz.  Gençliği, eğitim alırken tüm ihtiyaçlarımızın karşılanacağı bir eğitim hakkı için ve sosyal, kültürel ve diğer ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz burs hakkımızın bize sağlanması için bir mücadeleye çağırıyoruz. Emek Gençliği bir imza kampanyası ile birlikte döneme giriyor. Bu kampanya “Eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız” diyerek kredi ve burs ayrımının ortadan kaldırılması, yoksulluk sınırının altında olanlara öncelik tanınarak ihtiyacı olan herkese burs verilmesi, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek oranda burslara zam yapılması ve bunun en az asgari ücretin yarısı olacak oranda belirlenmesi ve son olarak ise ödeyemeyecek durumda olan herkesin kredi borçlarının silinmesi taleplerini içeriyor. Bu üç temel talep etrafında tüm üniversite gençliğini birleşmeye, bir arada durmaya, mücadele etmeye çağırıyoruz. Ortaya konulan bu üç temel talep elbette genişlemeye açık. Yani bir üniversitede yemekhanede yapılan bir zammın reddedilmesi ve orada daha kaliteli bir yemeğin talep edilmesi, yurtlara gelen zammın iptal edilmesi ve insanca yaşam koşullarının talep edilmesi noktasında Emek Gençliği bulunduğu her alanda bu mücadelelerin içerisinde yer alacak. 

Kampanya ile birlikte bu talepler etrafında bir araya gelen gençlerin daha ileri kazanımlar elde edebilmesi için kendi evlerinde, yurtlarında, fakültelerinde buluşan ve bunun için mücadeleyi kendi özgünlükleri ile birlikte katabilecekleri her şeyi her yerden katarak genişletebileceği bir kampanyayla bu döneme giriyoruz.

ÜLKENİN GİDİŞATINA SÖZ SÖYLEYEBİLECEĞİ ALANLARIN OLUŞMASI

Son olarak, “Eğitim Hakkımız, Burs İhtiyacımız” sloganı ile başlatılan bu kampanyanın ayrıntılarından söz edebilir misiniz?

Her ne kadar Emek Gençliği bu kampanyanın başlatıcısı olsa da 1 Aralık'ta sonuçlanmasını planladığımız bu kampanyanın Türkiye'nin her yerinde her üniversitesinde geniş kesimlerin ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılayan bir halde örgütlenmesi temel hedefimiz. Üniversite gençliğinin bu üç temel talep etrafında bir imza kampanyası olarak örgütleyeceği bir kampanya olsa da dediğimiz gibi burada mesele yalnızca bu üç temel talep etrafında imza toplamak değil krizin yükünü reddetmek ve daha ileri kazanımlar elde edebileceğimiz şekilde bu kampanyanın zenginleşmesi olacak.

1 Aralık tarihinden sonra da gençliğin ülkenin siyasal, politik, sosyal ve kültürel gidişatına dair söz söyleyebileceği alanların oluşması, kendi geleceğini ellerine alabileceği alanlar yaratılmasını amaçlıyoruz. Üniversite gençliğini bu işi yalnızca bir imza kampanyası olarak örgütlemeye değil krizin yükünü her alanda reddederek kampanyaya kendi kampanyası olarak sahiplenmeye çağırıyoruz. Kriz kapitalizmin, gelecek bizimdir. Bu kampanya tüm üniversite gençliği ile birlikte Türkiye gençliğinin krize karşı mücadelede, kendi geleceğini eline almasında atacağı somut bir adımdır. 

ÖNCEKİ HABER

Nasıl bir üniversite hayal ediyorum?

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa