05 Ekim 2019 00:13

Arçelik’te depolar tıka basa doldu, işçiler kapı önüne kondu

Arçelik bulaşık makinesi fabrikasında yüzlerce işçi kapı önüne konuldu. İşçiler, “Kadro alacaksınız” vaadiyle 8 ay boyunca “rekor üretim”lerle depoları doldurmuştu.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

Arçelik bulaşık makinesi fabrikasında yüzlerce işçi sözleşmesi yenilenmeyerek kapı önüne konuldu. İlk 4 ay ücretleri işsizlik fonundan karşılanan işçiler, “Kadro alacaksınız” vaadiyle 8 ay boyunca “rekor üretim”lerle depoları doldurdu. Sözleşme süresi bitince gece vardiyasını iptal eden Arçelik, kalan işçileri ise aynı tempoyla çalıştırmaya devam ediyor. Türk Metal’in “Bir şey yapamayız” diyerek kendilerini yalnız bırakmasına tepki gösteren işçiler “Birlik olmadan bir şey olmuyor. 400 işçi birlik olmadık atıldık” dedi.

Ankara’daki Sincan OSB’de bulunan Arçelik bulaşık makinesi fabrikasında, 8 ay önce İŞKUR işbaşı eğitim programı kapsamında işe alınan işçilerin ücretleri ilk 4 ay İşsizlik Fonu’ndan karşılandı. Ardından 4 ay daha sözleşmeli olarak çalışan işçilerden, kadrolu olma vaadiyle fedakarca çalışmaları istendi. Yaklaşan toplu iş sözleşmesi ve kriz koşullarında Arçelik’in depoları rekor üretimlerle tıka basa doldu. İşçilerin aktardığına göre, bazen basılan makine sayısı 1500’den 1800’e çıktı.

GECE VARDİYASI İPTAL EDİLDİ

Fakat sözleşme süresinin bitmesiyle birlikte bütün sözleşmeli işçiler kapı önüne konuldu. İşsiz kalanların sayısının 400’e yakın olduğu belirtiliyor. Gece vardiyasının iptal edilmesiyle birlikte vardiya sayısı üçten ikiye indi. Bazı istasyonlar kapansa da sözleşmeli işçiler alınmadan önceki üretim kapasitesi korundu. Bantlarda çalışan işçi sayısının ise üretilen makineye göre az olduğu belirtiliyor.

"HASTA DA OLSAM, İŞE GELDİM"

İşten çıkarılan işçiler bu duruma sessiz kalmadı. İşten çıkarılacaklarını öğrenen işçiler, vardiya değişimi sırasında kapıda oturma eylemine başladı. Ancak plansız ve sendikanın desteğinden yoksun eylem, kısa sürede sona ermek zorunda kaldı. Sözleşmesi yenilenmeyen işçilerle yaşadıklarını konuştuk. Başka bir fabrikada iş bulamama tehlikesi nedeniyle işçilerin isimlerini yazmıyoruz.

8 ay önce yakınlarımın önerisiyle Arçelik fabrikasına girdiğini anlatan bir işçi, “Mülakatlardan geçtim, montaj operatörü olarak başladım, en zor istasyonlarda çalıştım. Bize ‘Devamsızlık yapmayın, kadroya eleman alınacak’ dediler. Hasta da olsam, işe geldim. Her hasta olduğumda ‘Devamsızlık yapma seni kadroya düşünüyoruz’ dediler. Etimizden, sütümüzden faydalandılar ama 8 ay sonunda tüm arkadaşlarımızı işten attılar. Ben evlenmek için para biriktiriyordum Buradan atılınca nişanı erteledim. Her şey o kadar pahalı ki. Artık ne yapacağım bu ortamda bilmiyorum. İşsizlik arttı. Arçelik’e bağlı yan sanayiden bile çok insan attılar” dedi.

"HER YER İŞKUR’LU ALIYOR"

Ücretlerin işsizlik fonundan ödendiği İŞKUR işbaşı eğitim programları bütün fabrikalarda yaygınlaşırken, görüştüğümüz bir başka işçi, İŞKUR programlarına tepkili. 5 yılda 20 işe girip çıktığını belirten işçi, çoğu işletmenin İŞKUR’lu işçi aldığını söyledi.

Konuştuğumuz işçiler arasındaki 19 yaşında genç bir işçi ise üniversiteyi kazanmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu nedeniyle fabrikaya girmiş. İŞKUR programıyla fabrikada işe başladığını anlatan işçi, şöyle devam etti: “Devlet İŞKUR denen bir şey çıkarmış. İlk 4 ay işsizlik fonundan bedava patrona çalıştık sonra 4 ay da sözleşme yaptılar ve bizi attılar. Sendika temsilcilerine sorduk; neden bir şey yapmıyorsunuz diye. Hükümet politikası bu, bir şey yapamayız diyorlar. 400 üyen bir anda atılıyor ses çıkaramıyorsun, bizim sendikamız mısın yoksa patronun mu?”

‘TÜRK METAL YANIMIZDA OLMADI’

İşçiler, üye oldukları Türk Metal Sendikasına da kızgın. İşten atıldıklarını öğrenince eylem yaptıklarını ama sendikanın sahip çıkmadığını anlatan bir işçi, “Yeniden iş bulmak çok zor. 400 işçi atıldı ama Türk Metal Sendikası ‘Bizim yapacağımız bir şey yok’ dedi. 400 işçi de Türk Metal Sendikasına üyeydik. Sendika resmen patronu koruyor. Yanımızda olmadı” dedi.

Ekonominin her geçen gün kötüye gittiğini söyleyen bir işçi, bunun en büyük sebebinin savunma sanayine yapılan yatırımlar olduğunu söyledi: “Ekonomi kötü, çünkü ülkemiz tıpkı Kuzey Kore gibi bütün hazinesini savaş malzemesine döküyor. Zenginler saraylarında, villasında, özel araçlarında gününü gün ederken halk, bankalardaki kredi borçlarına mahkum bir şekilde çalışıyor. 8 ay boyunca fabrika da tek öğrendiğim şey birlik olmadan bir şey olmayacağı oldu. 400 işçi birlik olmadık atıldık.”

İŞÇİNİN PARASIYLA İŞÇİYİ SÖMÜRME DÖNEMİ

İŞKUR’un işbaşı eğitim programı, uzun süredir patronlar tarafından rağbet görüyor. 2 ile 10 arasında çalışanı olan işyerlerinde 1, 10’un üzerinde çalışanı olan yerler için 10’da 1 oranında elaman, bu program kapsamında istihdam edilebiliyor.

İşbaşı eğitim programı; bilişim ve imalat sektörlerindeki işyeri ve mesleklerde en fazla 6 ay, diğer sektörlerde ise en fazla 3 ay, muhabirlik ile ilgili mesleklerde en fazla 9 ay, tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde ise MEB hayat boyu öğrenme modüllerinin asgari süresinden az olmayacak şekilde uygulanıyor. Program süresinde işçilerin ücreti, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ve genel sağlık sigortası prim giderleri İŞKUR, yani İşsizlik Fonu’ndan karşılanıyor. Sigorta emekliliği kapsamıyor. Çalışanlara günlük 77.70 TL, öğrenciler için 58.27, işsizlik ödeneği alanlar için 38.85 TL veriliyor. Sanayi sektöründeki mesleklerde istihdam edilen işbaşı eğitim programlarındaki kadınların, bakmakla yükümlü oldukları 2-5 yaş arası çocukları için aylık 400 TL bakım desteği yine İşsizlik Fonu’ndan karşılanıyor.

Program kapsamında istihdam edilen kişinin mazeretsiz ayrılması durumunda, sözleşme il müdürlüğü tarafından feshediliyor ve katılımcı fesih tarihinden itibaren 12 ay süreyle yönetmelik kapsamındaki kurs ve programlardan yararlanamıyor. Bu İŞKUR’lu işçilerin işyerindeki kötü çalışma koşullarına rağmen işten ayrılamamasına neden oluyor.


İşçiler bölünüyor patronlar kazanıyor

Kübra LAZ
Kocael
i

Kocaeli'nin ’nin Kartepe ilçesinde bulunan bir tencere fabrikası geçtiğimiz günlerde yaklaşık 70 işçiyi İŞKUR üzerinden işe aldı. Mola farklılıkları, ücret teşviki nedeniyle kadrolularda işini kaybetme korkusu, İŞKUR’lulara emeklilik sigortasının ödenmemesi, kadrolu olabilmek için söylenen her şeyi yapmak zorunda olmak... Sonuç olarak işçiler İŞKUR’lu ve kadrolu diye bölünürken, kazanan ise patron oluyor.

İŞKUR üzerinden alınan işçiler 3 ay işbaşı eğitimi adı altında çalışıyor ve sonrasında patron uygun görüyorsa kadroya alıyor. Bu nedenle işbaşı eğitimi döneminde yeni işçiler günde üç kez olmak üzere İŞKUR’un belirlediği sürelerde molaya çıkıyor. Kadrolu işçilerin molası ise iki.

BİZ NEDEN FAYDALANAMIYORUZ?

Bir işçi “Madem devlet bunu sağlayabiliyor, biz neden bunlardan faydalanamıyoruz?” diye sorarken, 30 yaşında olan ve 5 yıldır tencere fabrikasında çalışan bir diğer işçi ise endişesini şöyle dile getirdi: “Acele acele yemek yiyoruz, ağır sanayide çalışıyoruz aldığımız asgari ücret. İŞKUR işçileri de bizden farklı değil farkındayım. Ama onların gelmesi ve maaşlarını devletin ödemesi bizim de ayağımızı kaydırabilir diye düşünüyorum.”

3 yıldır tencere fabrikasında çalışan 27 yaşındaki işçi, Suriyeli mülteciler fabrikalara ilk geldiğinde de böyle hissettiklerini belirterek “Onlar daha az maaşa çalışıyorlardı ilk başta biz de dedik ki bunlar geldiyse bizi kovarlar. Yani ilk geldiklerinde Suriyelilere hiçbir açıdan iyi bakılmamıştı. İŞKUR işçilerine de böyle bakılıyor” dedi.

ÖFKE YANLIŞ YERE YÖNELİYOR

22 yaşında, 1 yıldır tencere fabrikasında çalışan bir diğer işçi, öfkelerini yanlış yere yönelttiklerini düşünüyor: “Baktığımızda hepimiz işçiyiz bir farklılık yok. Buradaki arkadaşların en çok şikayet ettiği konu molalar, haklılar. Ancak olması gereken molaya çıkıyorlar diye işçiye nefret kusmak değil, o molaya beraber çıkmak için mücadele etmek. Bizi aslında birbirimizle rekabet ettirmeye çalışıyorlar. İŞKUR’lu işçilere de kadrolu işçilerden daha iyi çalış ki burada kalabilesin diyorlar. Böylelikle kazanan ne biz ne İŞKUR’lu işçiler oluyor, kazanan patronlar.”

İŞKUR üzerinden işe giren 26 yaşındaki işçi ise “Keşke eşit koşullarda çalışsak. Bizim de emeklilik sigortamız ödenmiyor bu konuda sıkıntı çekiyoruz. Ancak dışarıda işsizlik o kadar fazla ki bulduğum ilk yere girmek ve çalışmak zorundayım. Artık iş seçmek gibi bir durumumuz yok, İŞKUR nereye gönderirse gidiyoruz. Zaten neredeyse hiçbir fabrika İŞKUR teşviki olmadan işçi almıyor” diye konuştu.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Bölünen Gazi Üniversitesinde yer sorunu ve taşınma gündemde

SONRAKİ HABER

Mezopotamya’nın ilk antik liman kenti Tel-Fafan, Ilısu Barajı'nın sularına gömüldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...