29 Eylül 2019 09:25

Mersin’de tarım konferansı: Sermaye kendi için, köylü ülke için istedi

Mersin’de 'Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’nin konuşulduğu konferansta, sermaye temsilcileri kendileri için 'teşvik' isterken köylüler ülke tarımı için taleplerini iletti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Sedat BAŞKAVAK
Mersin

Mersin’de Türkiye tarımının geldiği nokta konuşuldu. Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’nin konuşulduğu konferansta, sermaye temsilcileri kendileri için kolaylıklar isterken köylüler Mersin ve ülke tarımı için taleplerini belirtti.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası işbirliğinde ‘Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’ konferansı düzenlendi. Türkiye tarımının sorunlarının masaya yatırıldığı ve çözüm adına yol haritasının çizildiği konferansa, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, Akdeniz Yaş Sebze ve Meyve İhracatçıları Birliği Başkanı Nejat Sin katıldı.

Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın gerçekleştirdiği konferansa geçildi. Konferansa eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan ile Üretici Mehmet Yaltır konuşmacı olarak katıldı.

Çevre il ve ilçelerin oda ve borsa başkanları ile çok sayıda üreticinin katıldığı konferansta tarımda ithalatçı duruma gelinmesi, üretimin azalması ve kooperatiflere ilişkin vurgular dikkat çekti.

“TÜRKİYE’DE ÜRETİCİNİN DURUMU KÖTÜYE GİDİYOR”

Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen konferansın açılışında konuşan MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, tarımın en fazla bakan ve bürokrat değişiminin yaşandığı alan olduğunu söyledi. Bu neden tarımda devamlılık yakalanamadığını belirten Kızıltan, “Tarımda üretim yerine ithalatın zirve yaptığı bir dönemdeyiz. Tarımda şimdi içeriğini bilmediğimiz bir politikaya doğru gidiyoruz. Merkezinde üretimin olmadığı bir projeyi gerçekçi bulmuyoruz. Türkiye’de üreticinin durumu gerçekten kötüye gidiyor. Bugün marketten aldığımız bir ürünü gönül rahatlığıyla yiyemiyoruz. Tarım, gıda ulusal meselemizdir. Ülkemiz tarımı adına güçlü bir cephe oluşturmak hedefindeyiz. Daha az ilaçla daha sağlıklı üretim yapmalıyız. Girdi maliyetlerini düşürüp önce üretici ayağa kaldırmalıyız. Üretici ayağa kalkarsa tüketici de ayağa kalkar. Güçlendirmesi gerekenler üreticidir, çiftçidir” dedi.

Akdeniz Yaş Sebze ve Meyve İhracatçıları Birliği Başkanı Nejat Sin, Türkiye’de tarım sektörünün üretim planlaması ve üreticilerin dağınık yapılanması gibi ortak sorunları barındırdığını söyledi. Bu sorunların çözümü noktasında günlük kısa süreli planlar yerine orta ve uzun vadeli tarım politikalarına ihtiyaç olduğunu dile getiren Sin, “Üretimden tüketime her noktada oluşturacak planlama sorunun çözümünde etkili olacaktır. Girdi fiyatlarının makul bir seviyede olması lazım. Ancak böyle dünya ile rekabet edebiliriz” diye konuştu.

“SATACAĞIMIZI ÜRETELİM”

Konferansta konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ise Mersin’in çok önemli bir tarım merkezi olduğunu vurguladı. Hisarcıklıoğlu, “Meyve üretiminde birinci, sebze üretiminde üçüncü. Muz, mandalina, limon, portakal, çilek ve diğer pek çok üründe de lider. İşte bu yüzden Mersin, Türkiye’de tarımın hem merkezi hem de yıldızıdır. Çünkü Mersin, tarımsal üretimi, tarımdan nasıl para kazanılacağını Türkiye’ye öğreten şehirdir. Tarım ve hayvancılık sektörümüz, 18 milyar dolarlık ihracat, 13 milyar dolar ithalat yapıyor. Dış ticaret fazlası verdiğimiz ender sektörlerden biri” diyerek başladığı konuşmasını ihracatçılar ve ticaret odalarının istekleriyle bitirdi. Bitkisel proteine de değinen Hisarcıklıoğlu “Hindistan temiz et teknolojisi için enstitü kurdu. Ette toprak tüketimini yüzde 90, su ihtiyacına da yüzde 70 azaltacak yeni teknoloji üretim yapmayı planlıyorlar. Böylece etin yerine geçecek et benzeri ürünler yetiştirecekler. Geleneksel sektörümüzü değiştirip planlamalıyız” dedi. Hisarcıklıoğlu, sermaye kesiminin tarıma ilişkin isteklerini ise Tarım Bakanı Ekrem Pakdemirli ile 5 saatlik yaptıkları görüşmede sıraladı:

“Satacağımızı üreteceğimiz bir modele geçilsin. Birlikte üretim modeline geçilerek hayvancılık organize sanayi bölgeleri kurulsun ve hayvanı yetiştiren ürünü de yanında üretsin. Sözleşmeli üretim yaygınlaşsın, atıl durumdaki şahıs ve hazine arazileri arazi bankacılığı aracılığıyla kiraya verilsin, ölçek üretimine geçilsin, üretimden nakite gelene kadarki sürece yeni bir finansman yöntemi oluşturulsun. Tarım destekleri ekim başlamadan önce belirlensin zamanında ödensin. 3-5 yıllık bir destek planı açıklansın ki biz de ne yapacağımızı bilelim.”

“İHRACAT RAKAMLARI DOĞRU DEĞİL”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ihracata dair sözlerini eleştirdi. İhracat rakamlarının söylenenden farklı olduğunu belirten Seçer şunları söyledi:

“Hangi iktidar olursa olsun en fazla zorlandığı alanın başında tarım sektörü gelir. Bakanlığın ismi değişir ama sorunlar hep aynı kalır. Mersin muazzam kaynaklara sahip bir kent ama sorunlar devam ediyor. Verilen rakamlar doğruluğu tartışılacak rakamlar. 20 yıl önce Türkiye bakliyatta ihracatçı konumdaydı, şimdi ithalatçı konumdayız. Avrupa pazarı ile rekabet edemiyoruz, sınır kapılarından ürünlerimiz geri dönüyor. İhracatçılarımız kan ağlıyor. 20 yıl önce faaliyette olan kaç ihracatçımız ayakta ona bakmamız lazım. Bizim hedef kitlemiz küçük aile işletmeleri. Çocuğunun rızkını çıkartan başta kadın üreticileri desteklemeliyiz. Tarımda çok büyük sorunlar var. Türkiye’nin tarımda çok ciddi reforma ihtiyacı var.”

“NE ZAMAN REFORM DESELER TARIM VE KÖYLÜLÜK ZARAR GÖRÜYOR”

Konuşmaların ardından konferansa geçildi. “60’lı yıllarda 23.8 milyon hektar olan tarım arazileri bugün 23,2 milyon hektara geriledi. Artan nüfusa karşılık tarım arazisi azaldı” diyerek konferansı açan Ali Ekber Yıldırım, 80 sonrası tarım üretiminin ithalatla terbiye edilmeye başlandığını ve tarımla ilgili pek çok kurumun ya kapatıldığını ya da özelleştirildiğini söyledi. 15 günde 15 yasayla IMF ve Dünya Baknası programlarının reform adı altında üreticiye dayatıldığını söyleyen Yıldırım, AKP döneminde Mehdi Eker haricindeki dönemde sık sık politika değişikliği yaşandığını hatırlattı. AKP döneminde tohum ve biyogüvenlik gibi alanlara ilişkin çıkarılan kanunları da hatırlatan Yıldırım, “Eker dönemi strateji planıyla tarım kurtulacak dediler. Ardından vizyon belgesini sundular, sonra da tarımda havza modeline geçiyoruz dediler. Sonraki bakan Faruk Çelik, 941 havza oluşturdu. Ondan da vazgeçerek ‘milli tarım projesi’ dedi” diye anlattı durumu.

Fakıbaba dönemindeki ‘teşvik’lerle sermayesi olanların şirket kurup ithalata başladığını söyleyen Yıldırım, son Bakan Ekrem Pakdemirli’nin de yeni bir reformdan bahsettiğini ancak ne zaman yeni bir reform gündeme gelse üretici köylülerin zarara uğradığını söyledi.

Konferansta konuşan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise İzmir çevresinde kooperatifler aracılığıyla hayata geçirdikleri uygulamaları anlattı.

Aziz Kocaoğlu, “Avrupa ülkelerinde tarım üretiminde kooperatiflerin payı toplamda yüzde 75'tir. Üretim, işleme, paketleme ve satış  kooperatifler aracılığıyla yapılır. Bizde ise kooperatifler komünist işi diye anılıyor” dedi.

KÜÇÜK AİLE ÇİFTÇİLİĞİ DAHA VERİMLİ VE KALICI

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük ise “Canımız yanıyor ama canımızın yandığının farkına varamıyoruz. Ben bunu fark ettiğim için kooperatife yöneldim. Kapitalizmin vahşileştiği bu süreçte birlikte çalışıp, birlikte üretip, birlikte işleyip birlikte satıp kazanmazsak kişi olarak kurtulma şansımız yok. Ölçek ekonomisi adı altında şirket taşımacılığını dayattılar ve dünyada da arttı. Şimdi bize de dayatarak yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Ama bakın BM yayımladığı raporda küçük aile çiftçiliğinin verimli ve kalıcı olduğunu belirtiyor. Avrupa’da köylüye verilen olanaklar ülkemiz çiftçisine de verilse neler yapar” dedi. 

Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan “Tarımın şirketleşmesi ve endüstriyel tarım ülkenin hayrına değil. Tarımın geleceği kurulması planlanan holdinge bırakılamaz. Zaten şirketleşme tekelleşmeyi de beraberinde getiriyor” dedi. Salondan hibrit tohumların köylüyü her yıl şirketlere mecbur bıraktığını söyleyen bir köylüye yanıt veren Akcan, “Biz üreticinin yerli yabancı sertifikalı tohum kullanmasından yanayız. Çünkü sertifikalı tohum yerli olmayabilir ama kayıt altına alınmış tohumdur” dedi. Bu açıklama salonda tepkiyle karşılandı.

Üretici Mehmet Yaltır ise “100 yıldır çiftçilik yapan bir ailenin ferdiyim” diyerek başladığı konuşmasında “Küçük üretici kooperatif olmaz ve tarım desteklemezse tabi ki tarımdan kopar. Küçük üreticinin erişemediği teknoloji, ekipman ve teknik bilgi devlet tarafından karşılanmalı. Fakat gelin görün ki devlet kurumları bunu yapacak durumdan yoksun ve yaptırılmıyor. Devletin evrak tutmaktan başka bir şey yaptığı yok. Köylüye pazarlama olanakları yaratılmalı. Bu kooperatif ya da sözleşmeli üretimle olur” dedi.

Toplantıya katılan üretici köylüler sordukları sorular ve yaptıkları konuşmalarda tarımın desteklenmediğine, narenciyenin başkenti Mersin’de bir soğuk hava deposu olmadığına, taze silim meyve suyu fabrikası bulunmadığına, borçlanmanın arttığına ve ödeme zorluğu çektiklerine vurgu yaptılar.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Norveç’te polis korumasında gerçekleştirilen ırkçı eylem protesto edildi

SONRAKİ HABER

İŞKUR’lu işçilere katmerli sömürü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...