19 Eylül 2019 00:30

Rusya ziyaretinin sebebi yangınlar mı ilişkiler mi?

"Dün orman yangınlarında yurt dışından kiralanan helikopteri savunan bakan bir günde fikrini değiştirip uçağın manevra kabiliyetinin çok iyi olduğunu söyledi."

Fotoğraf: AA

Paylaş

Sedat BAŞKAVAK
Mersin

Kaz Dağları’nda altın madeni için kesilen ağaçlar ve Tunceli, Mardin, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve son olarak İzmir’de çıkan orman yangınları nedeniyle ormanların korunup korunmadığı tartışmaları yapılırken Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Rusya’ya yaptığı ziyaret ve burada yaptığı yangın söndürme uçağı testi orman yangınlarını, Rusya ile ilişkiler ve ticareti yeniden gündeme taşıdı. AKP yöneticilerine sorarsanız Türkiye, orman varlığını sürekli artıran bir ülke olarak ifade ediliyor. Çevre örgütleri ve halk kesimleri, “Orman varlığını sürekli kaybeden bir ülke durumundayız” diyor.

ORMANLAR HEP TİCARET KALEMİ OLARAK GÖRÜLMÜŞ

Osmanlı’da Tanzimat’ın ilanına kadar devletin ormanlarla ilişkisi; tersane, tophane ve sarayın odun ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş. O dönemden sonra da ormanlar bir varlık olarak değil ticaret kalemi olarak hesaplanmış. Osmanlı’nın içine düştüğü ekonomik kriz nedeniyle odun kereste ve kömürden vergi alarak ormanlar hazineye gelir sağlamak üzere Ticaret Bakanlığına bağlanmış. Daha sonra cumhuriyetin ilanına kadar maliye, ticaret, maden ve iktisat bakanlıklarına bağlanan ormanlar cumhuriyetin ilanından sonrada iktisat, tarım, çevre gibi bakanlıklara bağlanmış. Zaman içerisinde 1969-1981 ve 1991-2003 yılları arasında bağımsız Orman Bakanlığı kurulsa da Tarım Orman, Tarım Orman Köy İşleri, Çevre ve Orman, Çevre Orman ve Şehircilik Bakanlığı alanlarına giren ormanlarımız en son Tarım ve Orman Bakanlığı kapsamına alınmış. 2014 yılında işçi, memur, sözleşmeli, geçici personel toplam 41 bin 678 kişinin istihdam edildiği orman iş kolunda 2018 yılına 37 bin personel ile girilmiş. Orman iş kolundaki personel sayısı azalırken fakültelerin orman mühendisi kontenjanı 520’den 735’e çıkarılmış.

BİR KOLDAN ŞİRKETLER DİĞER KOLDAN YANGINLAR

Türkiye’nin 2018 yılı 22 milyon 621 bin hektar orman varlığı olduğu belirtiliyor. Türkiye bir taraftan orman varlığını artırırken diğer taraftan da orman yangınları ve ormanlık alanlara verilen maden, enerji ve ocak açma izin tahsisleri nedeniyle de ormanlarını kaybetmektedir. 7 bin 917’si maden, 3 bin 409’u enerji, 6 bin 579’u ise diğer izinler olmak üzere 2015 ile 2017 arası toplam 17 bin 905 izin kapsamında 146 bin 273 hektar alanda maden, enerji ve diğer izinler kapsamında ormanlık alanlar bir şekilde koruma kapsamından çıkarılmış ve şirketlerin talanına açılmış. Her ne kadar Orman Genel Müdürlüğü bu rakamları verse de gerçeğin bunun çok üzerinde olduğunu Kaz Dağları’nda Alamos Gold şirketinin Kirazlık altın madeni sahasında yaptığı ağaç katliamından görebiliriz. Maden şirketinin maden için hazırlattığı ÇED raporunda 45 bin 650 ağaç kesileceğini belirttiği Kaz Dağları’nda Tarım ve Orman Bakanlığı 13 bin 400 ağaç kesildiğini söylerken yapılan araştırmalar 195 bin ağacın kesildiğini ortaya çıkardı.

Bir taraftan şirketlerin talanına açılan ormanlar diğer taraftan da artan yangınlar sonucu büyük oranda zarar görüyor. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, yıllık ortalama 2 bin 188 yangın çıkarken yine yıllık ortalama 8 bin 684 hektar alan yanıyor. 2019’un ilk dokuz ayında çıkan 1665 yangında 4 bin 773 hektar alan yanarken sadece ağustos ayında çıkan 526 yangında 2 bin 618 hektar alan kül olmuş.

UÇAK KARŞITI BAKAN UÇAĞI SAVUNUR HALE NASIL GELDİ

İzmir’de çıkan ve 3 gün sonra kontrol altına alınabilen orman yangını sonrası ise en çok tartışılan konu; yangınlara Türk Hava Kurumuna ait yangın söndürme uçaklarının kullanılmaması ve yurt dışından kiralanan helikopterlerle söndürme çalışmaları yapılması oldu. Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli yangın söndürmede THK uçaklarının neden kullanılmadığı sorusuna “THK’de 6 tane uçak var, 3’ünde motor arızalı şekilde duruyor, 3 tanesi de yağ akıtıyor, binmek isteyen binsin” diyerek THK’nin uçaklar için verdiği sertifikalara da inanmadığını belirtmişti.

Bakan Pakdemirli’nin bu savunması da tepkilerle karşılanınca ikinci bir açıklama yaptı. Bu sefer de “Orman yangınlarında uçağın yangını hedeflemesi çok daha zor. 2.2 kilometre piste ihtiyacı var. Uçak maliyet açısından 3.5 kat daha pahalı. 1 ton su atma maliyeti açısından da 7 misli pahalı” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu sözlerinin üzerinden bir hafta geçmeden yangın söndürme uçağı bakmak üzere Rusya’ya gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla gittiği belirtilen Tarım Bakanı Pakdemirli, uzun yıllara dayanan pilotluk deneyimi sayesinde BE 200 çok amaçlı amfibik yangın söndürme uçağını kendisi test etti. Test ettiği uçakta bir de su boşaltımı yapan Pakdemirli, Türkiye’deki yangınlarda en önemli konunun dar alanda manevra kabiliyeti olduğunu ve test ettiği uçağın kumandalarının yumuşaklığını ve manevraya gelebileceğini söylemiş. Pakdemirli orman yangınları konusunda da her yıl orman alanlarımızın on binde 4’ünün yandığını belirterek bunun Fransa’da binde 7, İtalya’da yüzde 0.4, Yunanistan’da yüzde 0.5 olduğunu söyledi.

Uçakların yangın söndürmede masraflı olduğunu söyleyen Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli ne oldu da 20 günde fikrini değiştirdi? 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada yangın söndürmede uçak kullanılmasına karşı çıkarken ne oldu da bugün Rusya’da test ettiği uçağı överek, “Kumandaları yumuşak ve manevraya gelebiliyor” dedi. Bu sözleri akıllara Eski Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı getirdi. Eski Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba geçtiğimiz yıl mart ayında gazetecilerin Rusya’dan et ve süt ürünleri ithalatı ile ilgili sorusuna “Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleri ile alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar” diyerek ithalatı doğrularken, farkında olmadan ülkenin içinde bulunduğu durumu da açıkça gözler önüne sermişti. 2015 yılında Rus hava kuvvetleri uçağının sınır ihlali gerekçesi ile düşürülmesi sonrası başlayan krizle Rusya’nın Türk işçi çalıştırmama, Türkiye’den tarım ürünleri alımının durdurulması kararı alınmıştı.

Uçak düşürme krizi sonrası Rusya, yaptırım kararıyla başta domates ve salatalık olmak üzere portakal, mandalina, erik, şeftali, kayısı, brokoli, soğan, karnabahar vb. pek çok tarım ürününe kapılarını kapamıştı.

Zaman içerisinde iki ülke arasında yapılan görüşmeler sonucu yaş meyvede yaptırım kısmen kalkmış ve en son barışma adına Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Santralinin inşaatını hızlandırması ve et ithalatı yapılması kararı alınmıştı.

Rusya da Türkiye’nin bu adımları karşılığı başta domates ve nar olmak üzere diğer tarım ürünlerinin Rusya’ya girişinin önündeki engelleri kaldıracaktı. Görünen o ki; uçak düşürme krizini nükleer santral ve et ihracatı ile kazanıma dönüştüren Rusya bugün de Suriye’deki gelişmeler ve ABD-Türkiye ilişkileri üzerinden S-400 füzelerinin satışına ek olarak birkaç yangın söndürme uçağını da eklemek istiyor.

Hal böyle olunca dün orman yangınlarında yurt dışından kiralanan helikopteri savunan bakan bir günde fikrini değiştirip uçağın manevra kabiliyetinin çok iyi olduğunu, kumandalarının yumuşak olduğunu söyleyecek duruma geliyor.

Rusya nükleer santral inşaatını başlatarak, et ve buğday satarak kazancına kazanç katarken ithalat karşısında ezilen ve ürünü para etmeyen ülke köylüsü üretimden vazgeçiyor. ABD-Rusya arasındaki çelişkilerden yararlanma çabasıyla S-400 alıp savaşa daha çok bütçe ayıran Türkiye sayesinde Rusya silah satıp para kazanırken her gün silahlanmasını artırırken, “Bizim de nükleer başlıklı füzemiz olmalı” sözleri ile Türkiye, komşularına tehdit oluşturan bir ülke haline gelirken silah şirketleri ellerini ovuşturuyor. Böylece “Dostlarımızı artıracağız, düşmanlarımızı azaltacağız” sözleri hoş bir sada oluyor. 1 ay önce yangın söndürmede uçakları kötüleyen Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin “Uzun zamandır takip ettiğimiz bir uçak” diyerek Rusya’ya koşa koşa gidip yangın söndürme uçağını test etmesinin sebebi nedir, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

YANGIN SÖNDÜRME UÇAKLARI KONUSUNDAKİ GERÇEKLER

İzmir’deki orman yangınları sonrası motorları yok, yağ akıtıyor vs. diye kullanılmayan THK uçakları en son ekim 2018’de Muğla-Milas’ta çıkan orman yangınında kullanılmış. Ayrıca 2016 yılında İsrail’de çıkan yangında kullanılan THK yangın söndürme uçakları için, geçtiğimiz yıl Yunanistan’da çıkan yangında Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “İzmir’de yangın söndürme uçakları bekletiliyor. Uçakları geri çekmedik ancak şu an için talep söz konusu değil, talep gelmesi halinde 45 dakika mesafedeyiz, anında müdahaleye hazırız” demişti.

İzmir yangınında THK uçaklarının kullanılmamasına ilişkin kurumdan yapılan açıklamada; orman bürokrasisinin bakanı yanlış yönlendirdiği belirtilirken kuruma ait 5 uçağın yangınlara müdahale edecek şekilde hazır olduğu belirtilmişti. Orman Mühendisleri Odasının, “Kamuoyunda hava araçları ile ilgili birtakım yanlış haberler yayıldığını gözlemliyoruz” diyerek yaptığı açıklamada, her ne kadar sahada gerekli incelemeler yapıldıktan sonra detaylı açıklama yapılacağı söylense de “Helikopterler birçok teknik özellik bakımından uçaklara kıyasla yangınlarda çok daha faydalı olabilmektedir. Ekonomik açıdan ise uçak maliyetinin 7-8’de birine aynı işi daha iyi yapabilmektedir” açıklamalarının Bakan Pakdemirli’nin yaptığı açıklama ile benzer sözler olduğu görülüyor. Fakat burada dikkat çeken nokta Bakan Pakdemirli’nin uçak ve helikopter değerlendirmesini bürokratların deney ve tecrübeleri üzerinden değil, deneyimli pilot olarak yaptığı belirtilmişti.

Bu arada Türk Hava Kurumuna ait uçakların dışında TSK’ye ait 5’i Kayseri’deki Hava Kuvvetleri İkmal Bakım Merkezinde bulunan 6 yangın söndürme uçağının hiç konuşulmaması ve yangın söndürmede görev almamamsı da ayrı bir tartışma konusudur.

ÖNCEKİ HABER

Öldürülen Hafize’nin babası: Hafize’nin davası hepimizin davası

SONRAKİ HABER

Eylemdeki 2 bin 200 maden işçinin talebi kabul edildi, 700 işçi somut çözüm bekliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa