18 Eylül 2019 09:10

Cumhuriyet davasının bozma gerekçesi açıklandı: Kanıt olmadan ceza verilemez

Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesinin, eski Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerin yargılandığı davaya ilişkin verdiği bozma kararının gerekçesi açıklandı.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, eski Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin ‘FETÖ’ye yardım iddiasıyla hapis cezasına çarptırıldıkları davaya ilişkin bozma kararının gerekçesini tamamladı.

Gerekçeli kararda, yardım suçunun oluşabilmesi için, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olmasının gerektiği belirtildi.

Yardım fiilinin, örgütün suç işlemek amacıyla kurulduğunun bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerektiği vurgulanan gerekçede, “bilerek” ibaresinin doğrudan kastı ifade ettiği aktarıldı.

Gerekçede, doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerektiği kaydedildi.

Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesinin gerekçeli kararında, “Bir hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedeni olup, sınırları içinde kullanılan basın özgürlüğü de bu haklardandır. Nitekim basın yasasında, 'Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir' şeklinde ifade edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre, basının 'kamuoyunun bekçi köpeği' rolü demokrasinin siyasi işleyişi için yaşamsal önemdedir” değerlendirmesinde bulunuldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) önceki dönemlerde verdiği kararlara atıf yapılan gerekçede, mahkemenin, gazetecilerin, doğru ve güvenli bilgi verebilmek için doğru, iyi niyetli hareket etmeye yönelik ödev ve sorumlulukları bulunduğuna vurgu yaptığı aktarıldı.

Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesinin gerekçesinde, şunlar kaydedildi:

“Muhalif kimliği ile bilinen Cumhuriyet gazetesindeki iktidara yönelik eleştiri ve yorumlarının, çoğulcu, özgürlükçü, hoşgörülü, demokratik toplumlarda, düşünceyi açıklama özgürlüğü, sadece genel kabul gören ve zararsız yahut önemsiz addedilen düşünceler yönündeki değil, aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından benimsenmeyen kural dışı, hatta endişe verici düşünceler için de geçerlidir.”

Sanıklardan Ahmet Kadri Gürsel'in bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesinin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin 2 Mayıs 2019 tarihinde verdiği kararın bağlayıcılığının dikkate alınması gerektiği ifade edilen gerekçede, 2013 öncesinde Cumhuriyet Gazetesi Vakfında görev alanların tanık olarak alınan ifadelerinde, sanıkların herhangi bir terör örgütüyle irtibatlarının bulunmadığını, terör örgütlerini desteklemek amacıyla gazete yönetimini ele geçirmenin söz konusu olmadığını ifade ettikleri belirtildi.

Sanıklar, Akın Atalay, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Orhan Erinç, Aydın Engin ve Hikmet Aslan Çetinkaya hakkındaki bozma kararının gerekçesinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin yerleşik uygulamalarına göre, ceza hukukunun genel prensiplerinden olan "şüpheden sanık yargılanır ilkesi" uyarınca bir suçtan cezalandırılmanın temel koşulunun, suçun kuşkuya yer verilemeyeceği şekilde ispat edilmesine bağlı olduğu, kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddiaların sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı vurgulandı.

Gerekçede, yine ceza mahkumiyetinin yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması ve bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği ifade edildi.

“Yüksek de olsa bir olasılığa dayalı olarak sanıkların cezalandırılmasının ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaştırmayacağı, ceza yargılamasında mahkumiyetin büyük veya küçük olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmasının şart olduğu" aktarılan gerekçede, "Tüm bu değerlendirmeler dikkate alındığında ve adli hataların önüne geçebilmenin başka bir yolu olmadığı da nazara alınarak, eser sahibi veya genel yayın yönetmeni olmayan sanıkların, silahlı terör örgütüne yardım etmek amacıyla doğrudan kastla hareket ettiklerine dair, her türlü şüpheden uzak somut delile dayanmadan mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeksizin, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırıdır” tespiti yapıldı.

AHMET ŞIK İLE İLGİLİ HÜKMÜN BOZULMASI

Gerekçeli kararın, HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında, “örgüte yardım” suçundan verilen hükmün bozulmasına ilişkin bölümünde, somut olayda, 31 Mart 2015'de DHKP-C terör örgütü militanlarının İstanbul Adalet Sarayında Cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın odasına silah tehdidi ile girerek hürriyetinden alıkoydukları, Cumhuriyet savcısının teröristlerin elinden kurtarılması yönünde yoğun çaba harcanırken, sanık Ahmet Şık'ın saat 19.02 sıralarında cep telefonu ile teröristlerle görüşme yaparak içeriklerini kaydettikten sonra, Cumhuriyet savcısının görevinin başında makam odasında şehit edilmesine rağmen, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde “Öldürülmeden yarım saat önce eylemcilerden ahmet şık'a çarpıcı açıklamalar” başlıklı haberin yayınlandığı anlatıldı.

Haber içeriğinde teröristlerin anlatımlarına yer verildiği belirtilen gerekçede, sanığın eyleminin, “DHKP-C terör örgütü mensuplarının şiddet içeren ve nefretle karşılanan terör eylemini gerçekleştirmekte oldukları esnada, telefonla irtibat kurup, eylemi gerçekleştiren teröristlerin cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek ve bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri ve açıklamalarını yayınlamak” suretiyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 6/2 maddesinde düzenlenen, “terör örgütünün bildiri veya açıklamalarını basmak veya yayınlamak” suçunun unsurlarını oluşturacağı kaydedildi.

Bu olaya ilişkin haberin, 1 Nisan 2015'te Cumhuriyet gazetesi ve bir kısım ulusal basında farklı içerikte yayınlanmasına rağmen dava konusu edilmediği vurgulanan gerekçede, ancak gazetenin internet sitesinde 31 Mart 2015'te saat 19.52 sıralarında belirtilen haberin yer aldığı hatırlatıldı.

Gerekçede, gazeteye ait olsa da internet sitelerinde yayınlanan haber ve yorumlarda suç teşkil eden ifadelerin bulunması Basın Kanunu kapsamında kalmadığından, 5187 sayılı Kanun'un 26/1'inci maddesinde belirtilen süre içinde dava açılmasına yasal zorunluluk bulunmadığı ifade edildi.

Gerekçede, Ahmet Şık'ın, 17 Şubat 2016'daki “ABD ve AB'nin cihatçı teröre karşı müttefikimiz dedikleri PYD'nin terör örgütü olduğunu kanıtlamaya çalışanlar olağan şüpheli olamaz mı?” şeklindeki Twitter paylaşımı ile 14.12.2016 tarihindeki “Savaş, PKK ile ülkenin belirli bir bölgesinde arada kesintiler olsa da 1984'ten bu yana var” şeklindeki Twitter paylaşımlarının zincirleme biçimdeki 3713 sayılı Kanunun 7/2'nci maddesinde düzenlenen terör örgütünün propagandası suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiği bildirildi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin gerekçesinde ayrıca, sanığın 28 Kasım 2015' teki “Tahir Elçi'yi tutuklamak yerine katletmeyi tercih ettiler. Katil sürüsü bir mafyasınız” şeklindeki Twitter paylaşımı, 8 Ağustos 2016'daki “Katil devlettir deyince bozuluyorsunuz” biçimindeki Twitter paylaşımı ile 20 Aralık 2016'daki “Suikastçının Nusra'cı değil FETÖ'cü olduğunu kanıtlama gayretindeki iktidar ve yancıları katilin polis olduğu gerçeğini ne yapacaksınız?” biçimindeki Twitter paylaşımlarınının TCK'nın 301. maddesinde düzenlenen “Devletin kurum ve organlarını alenen aşağılama” suçunu oluşturup oluşturmayacağının mahkemesince değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kaydedildi.

Gerekçede, bozma kararının aynı suçtan yargılanıp, haklarındaki mahkumiyet hükmü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince esastan reddedilerek kesinleşen sanıklar, Önder Çelik, Bülent Utku, Güray Tekinöz, Hacı Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör ve Ahmet Kadri Gürsel'e CMK 306 maddesi gereğince sirayet ettirilmesi gerektiği bildirildi.

Gerekçede, buna rağmen suç vasfında yanılgıya düşülerek sanığın eylemlerinin kül halinde "terör örgütüne yardım" olarak değerlendirilmesinin, kanuna aykırı olduğu, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verildiği aktarıldı.

ONAMA KARARLARI

FETÖ'ye yardımdan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan diğer sanık Yusuf Emre İper hakkında sirayet şartları oluşmadığı ifade edilen gerekçede, Twitter'daki "jeansbiri" hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu'ya FETÖ üyeliğinden verilen 10 yıl hapis cezasının da onandığı belirtildi. (AA)

ÖNCEKİ HABER

İnci Sözlük ile Uludağ Sözlük’ün %50 hissesi satıldı

SONRAKİ HABER

İngiltere'de kamyon içinde 39 cansız beden bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa