18 Eylül 2019 07:27
Son Güncellenme Tarihi: 19 Eylül 2019 14:03

"Adnan Oktar organize suç örgütü" davasında ikinci gün

"Adnan Oktar organize suç örgütüne" yönelik 167'si tutuklu 226 sanığın yargılandığı duruşma ikinci günde devam etti.

Fotoğraf: Berk Özkan/AA

Paylaş

"Adnan Oktar suç örgütüne" yönelik soruşturma sonucunda haklarında dava açılan ve örgütün elebaşı Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılandığı dava ikinci gününde devam etti

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanık Adnan Oktar'ın da aralarında olduğu toplam 162 sanık ile avukatları katıldı. 20 tutuksuz sanık da duruşma salonunda yer aldı.

TARKAN YAVAŞ'IN SAVUNMASI ALINDI

Davada, iddianamede üç numaralı sanık olarak yer alan tutuklu sanık Tarkan Yavaş, savunmasını yaptı. Yavaş, son derece medeni insanlar olan arkadaşlarının sabıka kaydının bile olmadığını öne sürdü.

Türkiye’nin her ilini dolaştıklarını, insanlara birlik beraberlik içinde olunması gerektiğini anlattıklarını ileri süren tutuklu sanık Yavaş, "Ülkemizde böyle faaliyetlerimiz varken bizi suç örgütü nitelendirmek vicdani ve hukuki olarak doğru değil. Biz işe gidiyoruz, konferanslara gidiyoruz. Bizim gündelik hayatımız örgüt faaliyeti olarak alınıp, iddianameye konulmuş. Konferanslarda suç teşkil eden bir şey yapmıyoruz. Normal ev var, örgütün evi deniliyor. Konferanslarda örgüt propagandası yapılıyor deniliyor, halbuki biz milli birliğimizi anlatıyoruz. Kıbrıs’a gittik ilk olarak mehteri orada biz çaldırdık" diye kendini savundu.

Sanık Yavaş, suç örgütünün amacını gerçekleştirmek gayesiyle hareket ettiklerinin iddia edildiğini aktararak, şunları söyledi:

"Burada amaç yok, ne amacı olduğundan bahsedilmiyor. Bahsedilen iki tane temel konu var. Biri mehdilikle ilgili konu, bir de dünyevi çıkarlar var. Bunlarda suç teşkil eden şeyler değil. Bunların hukuki manada karşılığı yok. İddianamede örgüt amacı olarak mehdilik kavramı gösterilmiş, devletin başına geçeceği hedefleri vardır deniliyor. Bizim böyle bir iddiamız olmadığı anlatıldı. Bunları kabul etmiyoruz, iddianame baştan çöküyor. Suç teşkil eden bir amaç da yok iddianamede."

"DEVLETİ ELE GEÇİRMEK İSTEYEN FETÖ'DÜR"

İddianamede, mehdilik kavramından devletin ele geçirilmesinin amaçlandığı sonucuna ulaşıldığını öne süren Yavaş, "Mehdilik kavramından devleti ele geçirmek amaçlanıyorsa, bunu yapan FETÖ'dür. Her yeri ele geçirmişler, sonunda hain darbeyle bunu yapmaya çalıştılar. Bizim kalkışmaları yatıştıran, çözmeye çalışan bir yapımız var. Bizim arkadaşlarımız asker, polis memur değil. Bir avuç arkadaşımız var, ticaretle kültürel konularla ilgileniyor. Adnan Bey de dün söyledi, mehdi iddiamız yok. Dinimizce bunlar da uygun değil. Çok ağır ithamlar. İslam'a, dine aykırı." ifadelerini kullandı.

Yavaş, savcılığın müştekilerin belli cümlelerini aldığını, sorgulama veya delilerin toplanması gibi bir şeyin yapılmadığını iddia ederek, iddianamede çelişkilerin olduğunu savundu.

Adnan Oktar’ın hayatının mücadele içinde geçtiğini aktaran sanık Yavaş, "Adnan Oktar’ın yerine herhangi biri kendini bir dakika koysa beyni iflas eder. İmanın gücü olması lazım bunlara dayanmak için. Çok zor bir hayat, Allah rızasıyla geçtiği için kolay geçiyor." dedi.

Tutuklu sanık Yavaş, FETÖ’ye yardım ettikleri ve firari eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz ile görüştüğü iddialarına ilişkin şunları söyledi:

"İddianameye göre, sözde FETÖ gibi bir örgütüz, o da tutmazsa FETÖ’yle ilişkili bir örgütüz. Bir tanık ifade vermiş, 2008 yılında benim Zekeriya Öz’e bir dilekçe verdiğimi söylemiş. İddianamede, bu olaydan yola çıkıp, Öz'le bir bağlantı kuruldu, FETÖ ilişkisi meydana getirildi diyor. Ben Zekeriya Öz'le hiç görüşmedim. Ben Bilim Araştırma Vakfı Başkanı olarak 1999 yılında yaşadıklarımızı devletin yetkili makamında olanlara anlatmak için bir dilekçe verdim. O gün orada Öz vardı diye ona verdim."

Bunun üzerine mahkeme başkanı, sanık Yavaş’a söz konusu dilekçeyi neden müracaat savcılığına değil de Zekeriya Öz’e verdiğini sordu.

Yavaş, 1999 yılında çok ciddi olaylara maruz kaldığını anlatarak, "Adil Serdar Saçan bir hafta boyunca bize işkence yaptı. Birçok arkadaşımız mağdur oldu. Hele bir arkadaşımız vardı ona işkence olduğuna dair Yargıtay kararı vardı. Bir de anlattığım dönem 28 Şubat dönemiydi. Bunları anlatalım, devletimizle paylaşalım, tarihe not düşelim diye gittik, dilekçeyi ona verdik. Bu da Ergenekon davasına müdahil olma gibi algılandı." yanıtını verdi.

Hakkındaki yolsuzluk ve dolandırıcılık iddiaları da kabul etmeyen sanık Yavaş, "Ayrıca biz ailemizle gayet iyiyiz, her zaman maddi manevi destek oluyorlar. Gurur duyuyorlar bizimle. Dün babam da buradaydı, avukat babam cüppeyi giyip gelmiş. Benim haberim bile yoktu. Şu anlatılanlardan en ufak tereddütü olsa sokağa bile çıkmaz." dedi.

Yavaş, operasyon sırasında polise ateş edilmesini "münferit" bir olay olarak nitelendirerek, ateş eden arkadaşının uyku sersemi olduğunu iddia etti.

Yavaş, şu savunmayı yaptı:

"Ateş eden arkadaş aranmış, uyanmamış, Sonra ona ulaşılamamış. Bir anda gürültüyle polisler gelince, polis kelimesini duymamış. Kimin geldiğini anlamamış. Nişan alma yok. Polisi duyunca 'Kusura bakmayın, hakkınızı helal edin' diyor. Devlet denilince bizde konu biter. Orası ormanın içinde olduğu için tekin bir yer değil. Silahların hepsi ruhsatlı. Cephanelik durumu yok. Bu silahlar hiçbir suça karışmamış."

SAVCI, SANIK YAVAŞ'A SORULAR YÖNELTTİ

Tutuklu sanık Tarkan Yavaş'ın savunması tamamlandı ve duruşmaya verilen öğlen arasının ardından duruşma savcısı sanığa sorular yöneltti.

Savcının, "Babanızın avukat olduğunu ve dünkü duruşmaya da geldiğini söylediniz. Avukatınız babanız mı?" sorusu üzerine sanık Yavaş, avukatının babası olmadığını söyledi. "Siz mi tercih etmediniz?" sorusuna Yavaş, "Babam moral vermek için gelmiştir. Hukuki anlamda bir şeye ihtiyacımız yok. Zaten ben tek başıma da yeterim. Ben onun manevi desteğini anlatmaya çalıştım." yanıtını verdi.

Duruşma savcısının, "Bazı kadın müştekiler örgüt içinde sizin de aranızda bulunduğunuz bazı kişiler tarafından cinsel istismara uğradıkları yönünde ifadeler verdi. Bu kadınlar sizi teşhis de etmişler. Bir kadın durup dururken neden bunları söylesin?" sorusu üzerine Yavaş, istismara uğradığını söyleyen kadınların, kendilerine komplo kuran çetenin yönlendirmesiyle ifade verdiklerini öne sürdü.

Yavaş, "Savunmanızda 'infak' diye bir tabir kullandınız. Bunun 'Gelirinizden fazlasını bağışlayın.' anlamına geldiğini söylediniz. Arkadaş grubunuzun içinde ekonomik olarak gelir durumu kötü olan kişi yok diye biliyoruz. Şatafatlı bir hayat yaşandığı bilinmekte. Ekonomik durumu kötü olmayan birine infak yapmak doğru mu?" sorusu üzerine, "Mesela hayırlı bir iş var. İftar verilecek. Arkadaşlardan biri çıkıyor 'Ben yapayım.' diyor. Allah için harcıyorum diye düşünüyor. Bu böyle bir şey." dedi.

Duruşma savcısının "Siz ve Adnan Oktar, savunmanızda hükümete destek verdiğinizi söylüyorsunuz. Notlarıma göre tutuklanmadan önceki 4 seçimde oy kullanmamışsınız. Neden kullanmadınız?" sorusu üzerine Yavaş, "Bu doğru değil. Ben insani sebeplerden dolayı seçimlerin bir veya ikisinde oy kullanmamışımdır. Ben arkadaşlarıma da soruyorum herkes kullanmış." diye konuştu.

Sanık Yavaş, savcının, "Siz ilk değil ikinci operasyonda, sanıklardan birinin eniştesinin evinde yakalamışsınız? Kaçma amacınız nedir? Adnan Oktar da savunmasında Ayça Pars'ın ölümle burun buruna geldiği için aleyhe beyanda bulunduğunu söyledi. Siz de firari olduğunuz dönem internetten yayın yaptığınızı söylüyorsunuz. Ayça Pars ile ilgili 'yalancı', 'iftiracı' demişsiniz. Siz de Ayça Pars gibileri kontrol altına almak için organize bir şey mi yaptınız?" sorusuna, "Hiç saklanmadım, kaçmadım, her gün internetten yayın yaptım. Her gün basında korkunç aleyhe mesnetsiz haberler yapılıyordu. Masumiyet karinesi falan kalmamış. Ben de insan olarak sosyal medyadan cevap veriyordum. Ayça Pars'a yönelik eleştirilerim oldu ama hakarete varıcı şeyler yazmadım." diye cevap verdi.

SANIK AVUKATI SAVCININ DAVADAN ÇEKİLMESİNİ TALEP ETTİ

Duruşmada daha sonra Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk'in müşteki avukatlarına sorularını yöneltmesi için söz verdiği sırada bir sanık avukatı söz aldı. 

Oktar'ın avukatlarından Enes Akbaş, duruşma savcısının, iddianameyi hazırlayan savcılardan biri olduğunu belirterek, "Ceza Muhakemesi Kanunu'nda savcının reddi olmasa da kendisini davadan çekilmeye davet ediyoruz. Belli ki iddianameyle duygusal bir bağ kurmuş. Sanığa özel hayata ilişkin soruyor." dedi.

Bu sırada Mahkeme Başkanı Perk, avukat Akbaş'a, talepte bulunma sırası olmadığını söyleyerek, söz verilmeden konuşmaması yönünde ihtarda bulundu. Avukatın konuşmaya devam etmesi üzerine Perk, görevlilere avukatın önündeki mikrofonun kapatılması yönünde talimat verdi. Avukat Akbaş'ın duruma tepki göstermesi üzerine Mahkeme Başkanı Perk, avukat Akbaş'ın salondan çıkarılması talimatını verdi.

Sanık avukatlarının da heyete tepki göstermesi nedeniyle Mahkeme Başkanı Perk, duruşmaya 5 dakika ara verildiğini söyleyerek salondan ayrıldı. Jandarmanın, avukat Akbaş'ı dışarı çıkarmak için yanına gitmesi üzerine diğer avukatlar Akbaş'ın etrafında toplanarak salondan çıkarılmasına izin vermedi.

Mahkeme Başkanı Perk'in, Akbaş dışarı çıkarılmadan salona gelmeyeceğini iletmesi üzerine sanık avukatları hep birlikte duruşmayı terk etme kararı aldı. Ancak bu sırada sanık Tarkan Yavaş avukatlarına seslenerek, gerginlik istemedikleri söyledi. Bir grup avukatın, mahkeme heyetiyle görüşmesinin ardından duruşmaya 10 dakika daha ara verildi.

Duruşmada, savunma yapan tutuklu sanık Bora Yıldız ise, "Evlilik Allah rızası içindir. Arkadaşlarımın evliliği de Allah rızası içindir. Bu iddianamede suç gibi gösteriliyor" dedi. Yıldız, savunmasında  "Şirketlerde rutin denetimler yapıldı. Dolandırılık iddialar var. 200 küsur insanın içinde tek bir insan var, bunu da kabul etmiş. Bizim içimize sızan bir kişidir bu. 'Örgüt' demeyelim, rencide oluyorum. Ben büyük çaplı inşaat işleri yaptım, o kişiyi de işimin içine sokmadım. Bizim mal varlığımızda artış mı olmuş, kendi mal varlığında artış olmuş. Yapan suçlu dışarıda, biz içerideyiz. Eylemi yapan yargılansın. Bir suçum olsa söylerim, suçu yapanı bilsem söylerim. Allah'tan korkarım, ahiretimi kurtarmak için dünyadayım." dedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

DÜNKÜ OTURUMDA ADNAN OKTAR SORGULANMIŞTI

Duruşmanın dünkü oturumunda Adnan Oktar'ın çapraz sorgusu ve sanık Ulviye Didem Ürer'in savunması yapılmıştı. Oktar'ın savunmasında, hapiste olması ile AKP'nin seçimlerde oy kaybı arasında bağ kurup "Ben dışarıdayken Tayyip Bey'in oy almasını sağlıyordum" demesi ve "Tayyip Bey bizim evimize gelirdi. Tayyip Bey beni yakından tanır, beni sever. Tayyip Bey evimize gelirdi, yemek yerdik, yatımızda da gezdirdik. Dünürü Sadık Albayrak da gelip giderdi" duruşmaya damgasını vurdu

24 AYRI SUÇTAN CEZALANDIRILMALARI TALEP EDİLİYOR

İddianamede, sanıklar hakkında istenen cezalar şöyle:

"Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 Sayılı mal varlığı bildiriminde bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 Sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak."

İddianamede, Adnan Oktar hakkında ise ''Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''Terör örgütüne (FETÖ)  üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''Kasten adam öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanununa Muhalefet Etmek'', ''Resmi belgeyi yok etmek'', ''Resmi belgede sahtecilik'', ''Nitelikli cinsel saldırı'', ''Çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Etmek'', ''Eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''Eziyet etme'', ''Şantaj'', ''Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''Dolandırıcılık'', ''3628 Sayılı Kanuna Muhalefet'', ''Hakaret'', ''Tehdit'', ''Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek'', ''Suçluyu kayırma'' ve ''Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ise sadece ''Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Diğer sanıklar hakkında ise benzer suçlardan hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

ARAMALARDA 79 TABANCA, 23 TÜFEK VE 17 BİN 596 ADET FİŞEK ELE GEÇİRİLDİ

İddianamede, örgüt üyelerinin ev aramalarında 79 tabanca, 23 tüfek ve 17 bin 596 adet fişek ele geçirildiği belirtiliyor. İddianamede, 11 Temmuz 2018 tarihinde örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, "Dragos"  olarak tabir edilen örgüt merkezinde arama işlemlerini gerçekleştiren kolluk personeline yönelik olarak, hâli hazırda tutuklu bulunan örgüt mensubu Mert Sucu tarafından Özel Harekat Şube Müdürlüğü görevlisine 2 adet ateş açıldığı ancak çelik yelekten dolayı herhangi bir ölüm olay yaşanmadığı ifade edildi.

24 AYRI SUÇTAN CEZALANDIRILMALARI TALEP EDİLİYOR

İddianamede toplam 226 şüphelinin "Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs", "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" ve "Cinsel istismar" gibi toplam 24 ayrı suçtan cezalandırılmaları talep ediliyor. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

UEFA Şampiyonlar Ligi heyecanı: Grup aşamasında ikinci maçlar tamamlandı

SONRAKİ HABER

Şili'deki zam karşıtı protestolar yasaklara rağmen devam ediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa