14 Eylül 2019 23:18

DEÜ GSF öğrencileri: Kolektif işleyişle sanat üretiyoruz

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) öğrencileri ile taşınma sürecini ve Umut Ödülü'nü konuştuk

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Pınar ÇETİNKAYA
Eda AKTAŞ
İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) öğrencileri ile fakültedeki yaşamın nasıl işlediğini, son dönemde yaşanan taşınma sürecini ve 13. Türkiye Tiyatro Buluşması’nda aldıkları Umut Ödülü’ne dair sohbet ettik.

GSF’nin köklü bir okul olduğunu belirten Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık ve Dramaturji Ana Sanat Dalı 3’üncü sınıf öğrencisi Derin Su Uysal, “Her sene, yazarlık öğrencilerinin katıldığı Suat Taşer Tiyatro Yazma Yarışması gerçekleşiyor. Oyunlar seçildikten sonra hocalarımız tarafından ekiplerimiz oluşturuluyo” dedi.  

Oyunculuk ve yazarlık bölümü 1’inci sınıf öğrencileri teşrifat, 2’nci ve 3’üncü sınıf oyunculuk öğrencileri oyuncu, 2 ve 3’üncü sınıf yazarlık öğrencileri dramaturg, reji asistanı, sahne amiri; hocaların da yönetmenlik konumunda görev aldığını belirten Uysal, Güzel Sanatlar’da kolektif bir işleyişin olduğunu söyledi. 

"BURASI KÜÇÜK BİR SANAT FABRİKASI"

Yıl içerisinde 1 büyük 4 de kısa oyun hazırladıklarını ve bunların ikinci sınıftan itibaren kredi sistemi ile derslerine eklendiğini anlatan Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı son sınıf öğrencisi İpek Yorulmaz, “Aynı şekilde tasarım öğrencileri de tasarımlarıyla oyuna dahil oluyorlar. Sahne üstünde gördüğünüz her şey aslında bize ait. Biz burada küçük bir sanat fabrikası gibi çalışıyoruz. Burada birbirine bağlı çarklar var. Her bölüm aslında birbirine bağlı bir halde çalışıyor. Bir usta çırak ilişkisi gibi. Yani şu an toplumda yitip gittiği için hayıflandığımız usta çırak ilişkisinin modernize hali burası. En küçük çarkı olmadan bu işleyişin içine dahil olamıyorsunuz” dedi. Fakültenin İzmir’in en iyi sahnelerinden birine sahip olduğunu belirten Yorulmaz, güç bela imkanlar ile yapılan sahnenin sözde depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile yıkılmasının üzücü olduğunu söyledi.

"İMKANLARI DÖNÜŞTÜREREK ÜRETİYORUZ"

Hazırladıkları oyunlar için okul yönetiminden bütçe alamadıklarını belirten Yorulmaz ve Uysal, oyunların sahne tasarımından kostümüne kadar tüm işleri öğrenciler olarak hallettiklerini söyledi. Sahnelenecek oyun için sponsor bulma işini öğrencilerin yaptığını anlatan Uysal, “Kostüm odasında daha önce sahnelenen oyunların kostümleri duruyor. O kostümlerin birçoğunu dönüştürerek kullanıyoruz. Çünkü sponsor bulup oradan gelen bütçeyi daha işlevli kullanmaya çalışıyoruz. Aslında eldeki imkânları dönüştürerek bir şeyler üretmeye devam ediyoruz” dedi. 

Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bulunan bütün bölümlerin o fakültedeki bütün işleyişe dahil olduğunun altını çizen Uysal, “Buranın taşına, toprağına, merdivenine hayran falan değiliz. Zaten imkânlarımız kısıtlıyken bile burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Şimdi kısıtlı imkânları da elimizden alıyorlar. Biz birbirimizle kolektif çalışan bölümleriz. Bir oyunun teaserının çekilmesi gerektiğinde sinema bölümünden, dekorla ilgili heykel bölümünden yardım alıyoruz” diyerek fakültenin işleyişine vurgu yaptı. Uysal, işleyiş açısından birbirine destek olan bölümlerin nasıl ve nereye taşınacağı konusunda kaygılı olduklarını ifade etti. 

"BÖLÜMÜ SAHNESİZ YERE TAŞIYAMAZSINIZ"

Fakültenin taşınması planlanan alanda sahne olmadığına dikkat çeken Yorulmaz, Tınaztepe Kampüsü’nde 10-12 metre karelik odalardan oluşan bir ofis gösterdiğini dile getirdi. Yorulmaz, “Rektörlüğün size sahne yapacağız dediği yer yaklaşık 2 metre tavan yüksekliğine sahip. İnsanın eli değiyor tavana. Sonrasında size Sabancı Kültür Merkezi’ni veririz dediler. Ama Sabancı’nın bir yıllık programı dolu. Ayrıca siz sahne sanatları gibi bir bölümü olan fakülteyi sahnesiz bir yere taşıyamazsınız. Bizim derslerimiz sahnede yapılıyor. Gün içinde fakültede derse girip başka bir yere sahne çalışmasına gitme imkanımızda zor. Bu kaygımızı dile getirdiğimizde Mühendislik Fakültesi’nin konferans salonunu işaret ettiler. Bir yükselti olan ve karşısında oturak olan her yeri gerçekten sahne mi zannediyoruz” diyerek duruma tepkisini gösterdi. 

Sahne Sanatları Bölümü özelinde bütün fakülteyi kapsayan bir durumdan bahseden Yorulmaz, şunları söyledi: “Biz burada sabah 8’de gireceğimiz akşam 5’te çıkacağımız bir eğitim almıyoruz. Benim işim akşam 5’ten bir sonraki sabah 8’e kadar olan süreçte ve hafta sonları. Çünkü ben o sahnede olmak zorundayım. Ben oraya dekorumu kurup bir şekilde sahnede nasıl hareket ettiğimi görmeliyim. Ben o dans stüdyosuna inip ödevlerimi nasıl kurgulayacağımı ve ona göre bir koreografiyi çalışmalıyım.” 

"GELENEĞİ ELİMİZDEN ALIYORLAR"

Fakültenin ilk günlerinden beri süren mihmandarlık geleneğinin bu sene yaşanan süreçten kaynaklı gerçekleşemediğini ifade eden Yorulmaz, “2’nci sınıfa geçen öğrenciler giriş sınavlarında mihmandarlık yaparlar. Geçen yıl içinde bulundukları heyecanı o okulun bireyleri olarak yeni insanların heyecanlarını yönlendirerek sakinleştirirler. Bu okuldaki en keyifli anılarım kendi geçmişime baktığımda mihmandarlık haftası anılarımdır” dedi.

Uysal ise “Mihman, misafir demek; mihmandar da misafiri ağırlayan demek. Yetenek sınavına gelen bütün herkes o anda misafir, okula girdikten sonra o okulun öznesi” diyerek geleneğin ne anlama geldiğini anlattı. Başka bir gelenekleri olan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nün önemine vurgu yapan Uysal, “Her sene Dünya Tiyatrolar Günü’nde prömiyer yaparız. Önce dünya tiyatro bildirisi okunur, sonrasında ulusal ve uluslararası bildiriler okunur. Bayramımızdır o gün bizim. Üst sınıflarının hepsi alt sınıflarına nazar boncuğu takar. Benim de en güzel anılarım 27 Mart günlerimdir. Bizim elimizden aslında bunların hepsini alıyorlar. Bütün geleneklerimizi alıyorlar, bütün yaşadıklarımızı alıyorlar” diye konuştu. 

"HER DAİM MÜCADELE EDECEĞİZ"

Uysal, tarihe damgasını vuran en güzel sanat eserlerinin o ülkelerin kötü zamanlarında çıktığını hatırlatırken, Yorulmaz ise sanatta sansür meselesine değinerek, “Sansür dediğin şey soyutlamayı getirir beraberinde. İlk anlamıyla anlatamadığın şeyleri sezdirerek anlatırsın. Uzak anlamlarıyla anlatmaya başlarsın o başka bir dil oluşturur” dedi.

Bu mücadele sürecinde hem yerelden hem okulun eski öğrencilerinden ve diğer GSF’lerden aldıkları desteklerden söz eden Yorulmaz, Mimar Sinan, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara DTCF gibi üniversitelerin de aynı sorunları yaşadığını dönemlerin olduğunu söyledi. Bu üniversitelerin köklü sanat okulları olduğunu, ülkenin ve bulunduğu şehirde sanatın kimliğine derin etkisinin olduğunu ekleyen Uysal, her alanda sanata yönelik saldırıların olduğunu söyledi. 

Yorulmaz son olarak, “Burada verilecek eğitimin standartları için her daim mücadele edeceğiz. Şu an içinde bulunduğumuz durum her şey gibi geçici ama sanat ve eğitim kalıcı” dedi. Uysal da bu yıl “Tiyatro Özgürleştirir” mottosuyla düzenlenen 13. Türkiye Tiyatro Buluşması’nda aldıkları Umut Ödülü’nün GSF’nin taşınmasına karşı verdikleri mücadeleden dolayı direnişe dâhil olan bütün öğrenciler ve akademisyenlerin adına verildiğini söyledi. 

ÖNCEKİ HABER

EYT’liler yarın Adana’da buluşuyor

SONRAKİ HABER

Şili'deki zam karşıtı protestolar yasaklara rağmen devam ediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa