12 Eylül 2019 03:44

Sanatçı Vahit Tuna: Resimde eksik olanın ses olması fikri ilginç gelmiştir bana

Sanatçı Vahit Tuna’nın 19-28 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak "Mağara" sergisinde yapay zekanın yardımıyla lekeler dile gelecek.

Görsel: Vahit Tuna | Kolaj: Evrensel 

Paylaş

Ercan KUŞ

Beyoğlu’daki Versus Art Project sıra dışı bir sergiye imza atmaya hazırlanıyor. Vahit Tuna’nın 5’inci kişisel sergisi 19-28 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerin karşısına çıkacak. “Mağara” isimli bu enstalasyonda “İçerisi” ve “Dışarısı” olmak üzere iki farklı yerleştirme bulunacak. Ayrıca sergiye eşlik edecek 250 adet sınırlı sayıda basılmış serginin seslerinin bir kaydını taşıyan plak ve Tuna’nın kişisel sergilerinde gösterdiği bir “Bellek Masası” yer alacak.

Sanatçı Vahit Tuna’yla yeni sergisi “Mağara”yı konuştuk. Yapay zeka yardımıyla lekeleri sese dönüştüren ve bunun enstalasyonunu hazırlayan Tuna, “Resimde, desende veya lekelerde eksik olanın ses olması fikri ilginç gelmiştir bana. Bazı şeylere baktığımızda zihnimizin bunların bazılarını soyut seslere dönüştürdüğünü fark edebiliriz.” diyor.

"Mağara" sergisinin doğuşundan bahseder misiniz?
Mağara sergisi son uzun dönem yaşanılan -politik- baskılı süreçlerin bir sonucu olarak ortaya çıktı diyebilirim. İçe kapanma süreci sanki. Olasılıkların herkes tarafından gözden çokça geçirildiği bir süreçte… Bu içe kapanıklık döneminde üretmeye başladığım birtakım lekeler başka şeylere dönüşüyordu. Temelinde ‘Gördüğüm bu şeyin sesi nedir?’ sorusunu da arkasına ekleyerek… Psikolojik testlerde kullanılan leke üretme teknikleriyle tutmaya başladığım Rorschach günlüğü, çok sayıda leke ve örüntülerin dönüşme süreci ve bu sürece dâhil olan farklı zihinler serginin hem sürecini hem de oluşumunu sağladı.

Peki, imgeleri sese dönüştürme fikri nasıl doğdu?
Resimde, desende veya lekelerde eksik olanın ses olması fikri ilginç gelmiştir bana. Zihnimiz hem çok sesli hem de büyükçe bir sessizlik içerisinde olabilir. Bazı şeylere baktığımızda zihnimizin bunların bazılarını soyut seslere dönüştürdüğünü fark edebiliriz. Bunlar resim ya da tabiat içerisinde bir manzara olabilir. Daha somut sesler de zihnimizde yer alır, neye karşılık geldikleri çokça fark edilmeden. Ürettiğim yüzlerce lekenin aslında seslerinin olduğu ve bu sesler neye karşılık gelir fikri, bunlar için ses üretme isteğini yarattı. Ama bu sesleri benim üretmem çok kapalı bir devre yaratabilirdi, bu yüzden de bir başka zihni projeye dahil ederek bu lekelerden bazıları için sesler üretmesini istedim. Soprano Sanatçısı Ayşe Yakut Somer lekeleri yorumladı ve böylece tüm bu kapalı devre monolog kırılıp yeni bir zihni içerisine dahil etmiş oldu ve bu diğer zihin lekelerden ilk sesleri üretti.

Sergide kullandığınız yapay zekayı biraz açar mısınız, teknik detayları nedir?
Artificial Neural Network denilen bir nevi sinir ağlarından oluşan bu yazılım, öğrenmeye odaklı olarak opera konusunda eğitildi. Eğitim sürecinde binlerce saat opera makinaya dinletildi. Sonuç olarak pop, caz, alaturka, vb. müzikler arasından opera olanı ayırt edebilir hale geldi. Bu yazılım için Tensorflow, Pyhton gibi yazılım dilleri ve daha birçok kütüphaneler kullanıldı. Yapay zeka artık bizim daha önce kaydettiğimiz sesleri küçük parçalara bölüp operaya en yakın hale getirmeye hazırdı. Sonrası parçalanmış seslerden operaya en yakın örnekleri sundu. Bu örnekler içerisinden seçtiğim bir tanesi kullanmam için bir kompozisyondu. Sahip olduğum bu kompozisyonu Ayşe’ye dinlettim. O daha önce yorumladığı seslerin bu yeni dizilimini tekrar öğrendi ve tekrar bu parçayı kaydettik.  Böylece yapay zekanın kompoze ettiği bir ‘beste’ olmuştu.

Enstalasyon içerisinde yer alacak 3 dakikalık bir opera parçası elde edilmişti. Burada en çok ilgimi çeken süreç 3 farklı zihnin birlikteliği durumu. Benim ürettiğim bilinç dışı örüntülerin bir soprano tarafından sese dönüştürülmesi ile oluşan öğrenme süreci ve bu sürece dahil olan yapay zekanın öğrenme ve bize öğrenilecek yeni bir yapı oluşturması. Sonrasında herkes için yeniden bir öğrenme süreci. Sanat dediğimiz şeyin kendimce en ilginç tarafı öğrenme konusu olmuştur, sanatçının yapıtıyla yaşadığı süreç içerisindeki öğrenimleri ve yapıtın izleyici ile buluşmasıyla başlayan yeni bir süreç.

Bu sesler plak haline getirildi. Plaklarda neler bulunuyor?
Sergiye ait seslerin yer aldığı Prag’da üretilmiş sınırlı sayıda plaklar sergi sırasında ve sonrası galeriden alınabilir olacak. Plağın A yüzünde “Mağara” sergisinde yer alan “İçerisi” yerleştirmesinin sesleri yer alırken B yüzünde ise geçen sene ürettiğim “Horizon” (Ufuk) isimli bir beste yer alıyor.

Bu sıra dışı çalışmanın devamı gelecek mi?
Şu an kaydedilmiş olan opera parçasının sözleri ve enstrümanları yok, bundan sonraki süreçte bu yönde bir heyecanım var. Seslerin söze dönüşmesi ve başka ses üreten nesnelerin dahil olması, sanırım artık bir müzikten bahsedebilir hale geleceğiz. Ve belki de oradan yeni kompozisyonlara ve insansı seslerle üretilmiş yapay zekaya ait bir sese doğru.

BİLİNÇ DIŞI LEKELER

Enstalasyonda başka neler olacak?
“İçerisi” yerleştirmesi yaklaşık olarak 200 parça farklı kağıtlar üzerine üretilmiş bilinç dışı lekelerden oluşuyor. Bu bölüm seanslar halinde izlenebilecek. 14 dakika 40 saniyeden oluşan ses ve ışık yerleştirmesi. Bunun içerisinde yapay zekanın ürettiği opera parçası da yer alıyor. İçerisi’nde yer alan diğer sesler yine boyadan yapılmış lekelerden elde edilen sesler. “Dışarısı” isimli yerleştirme ise arkaik bir döneme ait bir zihin gibi, sanki serginin fikrinin oluştuğu birbirleri üzerine akan zamanların dönemi. Burada da sese maruz kalan bir düzlem ve o alana ait izler mevcut. Büyükçe bir nesnenin akorunu yapmak ya da bozmak gibi. Sesleri kendi üzerinden alıp çoğaltan bir nesne.

ÖNCEKİ HABER

Netanyahu’nun Batı Şeria’da ‘ilhak’ açıklamalarına dünyadan tepki yağdı

SONRAKİ HABER

5 Haziran davasında Lisa Çalan mahkemeye seslendi: Üç yıldır sesimizi duymuyorsunuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa