10 Eylül 2019 19:32

İbrahim Kalın: Türkiye, güvenli bölgeyi fiilen oluşturma imkan ve kabiliyetine sahip

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, güvenli bölgeye ilişkin "Bir oyalama taktiğine dönerse Türkiye Cumhuriyeti güvenli bölgeyi fiilen oluşturma imkan ve kabiliyetine sahiptir" dedi.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

İDLİB KONUSU ÜÇLÜ ZİRVEDE ELE ALINACAK

Erdoğan'ın, Fırat'ın doğusunda yaşanan gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceklerini dile getirdiğini anlatan Kalın, İdlib'deki gelişmeleri bütün birimlerin yakın bir şekilde izlemeye devam ettiklerini söyledi. Kalın ayrıca pazartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Ankara'da düzenlenecek Üçlü Zirve'de bu konuların ele alınacağını bildirdi.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ'NE NASIL DEVAM EDİLECEĞİNE ERDOĞAN KARAR VERECEK

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın da "180 gün" olarak dilimler halinde planlanan icraat programıyla ilgili bir sunumu olduğunu aktaran Kalın, konulan hedeflere yüzde 95'ler civarında ulaşıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bir yıllık değerlendirmesi kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın sevk ve idaresinde bir çalışma yapıldığını hatırlatan Kalın, şunları söyledi:

"Bu bir yıllık yeni sistemde hangi alanlarda başarılı olduk, hangi alanlarda yeni adımların atılması gerekiyor? Bununla ilgili değerlendirmelerini yapacak. İstişareye önem veren bir lider olarak Cumhurbaşkanımız, bu konuda da vatandaşlarımızın, ilgili kurumların, üniversitelerin, STK'lerin görüşlerini alıp, değerlendirip, bundan sonra yolumuza nasıl devam edeceğimizle ilgili kararlarını vereceklerdir" diye konuştu.

"TERÖRDEN TAMAMEN MASUN BİR ÜLKE YOKTUR"

Toplantıda, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığının, iç ve dış güvenlik konularıyla ilgili sunumlarının da yapıldığını kaydeden Kalın, şöyle devam etti:

"Özellikle güvenlik noktasında terörle mücadele, her yönüyle kararlı bir şekilde devam ediyor. Terörü kaynağında kurutmayı hedefleyen tedbirler etkin bir şekilde hayata geçirilmiş bulunuyor. Güvenlik, bütüncül bir yaklaşımı esas alır. Bunu ekonomiden, siyasete, askeri tedbirlerden psikolojik, toplumsal tedbirlere kadar her alana yaydığımız ve bir bütünlük, insicam içinde gerçekleştirdiğimiz zaman neticeye ulaşmamız mümkün olacaktır. Bu manada terörün her türüne karşı, gerek silahla gerek propoganda yoluyla gerek finans yoluyla yapılan mücadele de etkin bir şekilde yürütülüyor."

"Terörden tamamen masun bir ülke yoktur dünyada..." yorumunu yapan Kalın, her ülkenin bir güvenlik riskinin her zaman olacağını söyledi.

"ULUSLARARASI BASININ ANNELERİN DİRENİŞİNE İLGİSİZ KALMASI DİKKAT ÇEKİCİ"

Diyarbakır'daki annelerin eylemine değinen Kalın, "Diyarbakır'da çocukları dağa kaçırılan annelerin, özellikle Hacire Akar annenin başlattığı direniş, o feryat, dalga dalga bütün topluma yayıldı. Bir mahşeri vicdanın ifadesi, sembolü haline geldi. Bugün itibarıyla ailelerin sayısı 20'ye yaklaşmış durumda. Bu cesareti göstermesi, özellikle annelerimizin öne çıkması, büyük önem arz ediyor. Toplumun verdiği destek son derece kıymetli. Terör belasına karşı topyekun mücadelenin önemli bir ayağını da işte bu dayanışma, bu iş birliği oluşturmaktadır" ifadesini kullandı.

Toplumun farklı kesimlerinin farklı zamanlarda bu tür eylemlere ne tür tepkiler verdiğini herkesin bildiğini öne süren Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar toplumsal hafızamızda, bireysel hafızamızda kayıtlı olarak bulunuyor ama özellikle bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bakın yaklaşık 13-14 gündür devam eden bu son derece önemli hadiseye özellikle uluslararası basının ilgisiz kalması son derece dikkat çekici. Türkiye'de başka bir yerde çok daha küçük ölçekte hadiseler meydana geldiğinde bunları büyüten, adeta katlayarak, çarparak, büyüterek haber yapan uluslararası basın kuruluşlarının bu konuda bir tür sessizlik içerisinde. Belki kasıtlı bir ihmal içerisinde olması da son derece dikkat çekici ama bu bizim tabii ki bu konudaki kararlılığımızı, duyarlılığımızı, ortak dayanışma ruhumuzu hiçbir şekilde etkilemeyecektir."

GÜVENLİ BÖLGE

Fırat'ın doğusunda yaşanmakta olan hadiselerin öncelikli gündem maddesi olduğunu belirten Kalıni "ABD ile adımlar hızlı bir şekilde atılıyor. Bildiğiniz gibi kara devriyesi yapıldı daha önce helikopterlerle hava devriyesi yapılmıştı" dedi.

Kalın şöyle devam etti:

"Güvenli bölge konseptini doğru anlamak lazım. Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak ikincisi de mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde kendi köylerine ve kasabalarına dönecekleri yerler anlamında güvenli bölgeyi kastediyoruz. Menbic'dekine benzer bir oyalama, bir dikkat dağıtıma, bir hedef saptırma türü yola başvurulmasına tabii ki müsaade etmeyiz. Fırat'ın doğusunda yapılması gerekenler bellidir. Sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Burada bir gecikme olursa, bir oyalama taktiğine döner, 'güvenli bölge' terör örgütüne, sınırın 10-20-30 kilometre aşağısında yeni bir güvenli bölge oluşturma haline dönüşürse, bu konuda en ufak bir şüphemiz olursa tabii ki Türkiye Cumhuriyeti güvenli bölgeyi fiilen oluşturma imkan ve kabiliyetine sahiptir."

Astana ve Cenevre sürecinde Türkiye aktif ve merkezi rol oynamaya devam ediyor.

Türkiye, kurumlar, STK'ler insanlığın yüz akı bir performans sergilemiştir mülteciler konusunda. Bu politikada değişiklik yok. Fakat mülteci meselesi sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Bu konuda uluslararası toplumun harekete geçme vakti çoktan geçmiştir. Artık Batı'nın elini taşının altına koyması gereklidir."

ABD İLE 100 MİLYAR DOLAR TİCARET HEDEFİ

Kalın, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross'un ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla yanında iş adamlarından oluşan büyük bir heyetle Türkiye'ye geldiğini, cuma gününden bu yana temaslarda bulunduğunu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile de görüşmek suretiyle bu çalışmaları sürdürdüğünü, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabulüyle de bu çalışmaları tamamladıklarını anlattı.

Erdoğan'ın bu vesileyle hem ABD iş heyetini hem Ross'u kabul ettiğini aktaran Kalın, iki başkanın 100 milyar dolar olarak koyduğu hedefe nasıl ulaşılabileceği konusunda atılacak adımların değerlendirildiğini kaydetti. Bu konuda ilgili birimlerin bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını belirten Kalın, şunları kaydetti:

"Hatta Birleşmiş Milletlere, New York'taki toplantılara kadar bu konuda açıklanabilecek, kamuoyuyla paylaşılabilecek, somut, önü sonu belli planları nasıl gerçekleştirebiliriz, bu konuda çalışmaya devam edelim diye de mutabık kalındı. Bu bizim için sevindirici bir gelişme. ABD gibi dünyanın en büyük ekonomisiyle Türkiye ekonomisi arasındaki ticaret hacminin 17-18 milyar dolar gibi küçük bir rakamda olması gerçek potansiyeli hiçbir şekilde yansıtmıyor. Bu 100 milyar dolar hedefine ulaşmak için de savunma sanayinden gıdaya, tekstilden teknolojiye kadar farklı alanlarda neler yapılabilir, bununla ilgili çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor. New York'ta da Sayın Cumhurbaşkanımızın yine bu çerçevede görüşmeleri olacak. Amerikalı misafirlerimizin de ifade ettiği gibi Türk girişimci ruhu dünyanın her yerinde bütün engellere rağmen başarı elde etmeye, artı değer üretmeye devam ediyor. Ekonomik zorluklar, uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar, finans dünyasındaki iniş çıkışlara rağmen Türk müteşebbisleri dünyanın her yerinde artık iş yapıyorlar, üretiyorlar, alıyorlar, satıyorlar, ticaret yapıyorlar, yatırım yapıyorlar. Bunlar bizim için son derece sevindirici gelişmeler. O ruhu canlı tutmak için de Sayın Cumhurbaşkanımız bildiğiniz gibi her fırsatta her alanda yatırımcıyı teşvik eden, işadamlarını, kobileri destekleyen adımlar atmaya devam ediyor. Burada şu gerçeğin de altını çizmekte fayda var, Türkiye'ye bugüne kadar doğru yatırım yapan herkes kazanmıştır. Ve zaman zaman 'Türkiye'de yatırım ortamı iyi değil, yabancı şirketler tedirgin, tereddütlü' gibi bir takım haberlerin ya da yorumların yapıldığını görüyoruz. Tam tersi, baktığınız zaman sadece bugün burada bulunan Amerikan şirketlerinin toplam değeri bile aslında bize bir fikir veriyor."

Türkiye'de bin 200 civarı Amerikan şirketinin yıllardır faaliyet gösterdiğini, bunların içerisinde 40-60-70 yıldır faaliyet gösteren şirketler bulunduğunu ifade eden Kalın, "Binlerce insana istihdam sağlıyorlar. Bazıları buraları bölgesel halk ya da bölgesel üs olarak da değerlendiriyor, kullanıyor. Bütün bu alanlarda Türkiye yatırım ortamını iyileştirici, yatırım yanlısı adımlarını bundan sonra da atmaya devam edecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın New York ziyaretleri sırasında özellikle bu ekonomi ayağının da önemli bir başlık oluşturacağını ifade etmek isterim" diye konuştu.

"İDLİB MUTABAKATININ UYGULANMASINI BEKLİYORUZ"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir gazetecinin İdlib mutabakatına ilişkin yeni bir güncellemenin söz konusu olup olmadığı ve 16 Eylül'de yapılacak zirvede Türkiye'nin beklentilerinin ne olacağına ilişkin sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Biz bu mutabakatın aynen uygulanmasını bekliyoruz. Bu 16'sında yapacağımız toplantıda da bu mutabakatın sivillerin korunması ve İdlib'in mevcut statüsünün muhafaza edilmesi çerçevesinde tekrar gündeme tabii ki getireceğiz. Burada özellikle rejimin ihlallerine son vermesi büyük önem arz ediyor. Oradaki terör unsurlarını gerekçe, bahane göstererek sivillere yönelik saldırıları kabul etmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Bu daha önce de ifade ettiğimiz gibi hem siyasi süreci yani İdlip mutabakatını, Astana sürecini zorlayan, ona gölge düşüren bir gelişme olur hem de insani mülteci krizi anlamında da yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep olur."

Kalın, Erdoğan'ın Moskova'ya yaptığı ziyarette de Putin ile bu konuda detaylı bir görüşmesi olduğunu hatırlatarak, "O görüşmelerden sonra bir nispi iyileşme oldu, biz bunu tabii ki kalıcı hale gelmesini arzu ediyoruz. Pazartesi günü burada yapılacak zirvede de bu konu yine etraflı bir şekilde ele alınacak. Türkiye üzerine düşen rolü fazlası ile oynuyor, oynamaya devam edecek ama uluslararası toplumun, uluslararası kurum ve kuruluşların bu konuda gerçekten artık üzerine düşen sorumluluğu da yerine getirmesi gerekiyor."

BOLTON'IN GÖREVDEN ALINMASI

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ı görevden almasına ilişkin olarak da görüşleri sorulan Kalın, "Sayın Bolton'un görevden alınması hayırlı uğurlu olsun diyelim. Biz Sayın Bolton ile görev süresi boyunca çalıştık. Sayın Başkanın takdiridir, kendisine bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum. Artık onun halefiyle de herhalde yakında teması kurarız" değerlendirmesinde bulundu.

F-35 PROGRAMI

"F35 programında sürecin hangi noktada olduğuna" ilişkin bir soruyu yanıtlayan İbrahim Kalın, Türkiye'nin programdan çıkarıldığına dair, ulaşan resmi bir yazı, tebligat veya bildirim olmadığını söyledi.

Kalın, şu ana kadar pilotların eğitimine son verilmesi gibi birtakım kısmi adımlar atıldığını hatırlatarak, "Biz bu konuyu bugün Amerikan Ticaret Bakanı da dahil olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız yine dikkatlerine getirdi. Muhtemelen BM marjında Sayın Trump'la yapılacak görüşmede de bu konu tekrar gündeme gelecek" diye konuştu.  

Türkiye'nin F35'in bir müşterisi değil, ortağı olduğunu söyleyen Kalın, şöyle devam etti:

"Türkiye'yi bu programdan çıkarmanın, askıya almanın çok ciddi ekonomik, güvenlik maliyetleri, siyasi maliyeti vardır. Burada tek taraflı olarak atılan bu adımların Kongreyle ilişkilendirilerek 'yapacak bir şeyimiz yok' şeklinde izah edilmesi bizim için çok inandırıcı değil. En azından yol bu olmamalı. Farklı alternatifler üzerinde kafa yorup 'daha yaratıcı formüller üretebiliriz' diye düşünüyoruz. Sayın Trump'ın bu konuda bir iradesi olduğunu hepimiz gördük. Hem Osaka'daki görüşmede hem de daha sonraki Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptıkları telefon görüşmelerinde buna bir çözüm bulmak için bir gayret içinde olduğunu biliyoruz. Hala da şu anda bizim teklifimiz geçerli, 'S400'lerin bulunduğu bir ülkede F35'ler çalışırsa bir güvenlik riski oluşturur' kaygısını, endişesini ortadan kaldıracak adımları biz atmaya hazırız. Bu NATO çerçevesinde olabilir, bu ikili düzeyde olabilir. Ama bütün meseleyi getirip bu teknik konuya indirgemek bize çok inandırıcı gelmiyor."

Kalın, "Biz F35 programından vazgeçmiş değiliz, Türkiye'yi o programdan çıkarmak kolay bir şey de değil. Bunun çok ciddi sonuçları da olur. Eninde sonunda bir şekilde bu krizin aşılacağına inanıyoruz. Ve F35'lerin, sahibi olduğumuz, ücretini, parasını ödediğimiz, üretimine katkı yaptığımız F35'lerin bir şekilde, bir vadede, ülkemize geleceği konusunda da bizim bir endişemiz yok" diye konuştu.

"BÜLENT ARINÇ'IN AÇIKLAMALARI CUMHURBAŞKANLIĞINI BAĞLAMAZ"

Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç'ın "üç büyükşehir belediye başkanlığına görevlendirmeye" ilişkin açıklamasının sorulması üzerine Kalın, Bülent Arınç'ın tecrübeli bir siyasetçi olduğunu söyledi.

Arınç'ın şahsi görüşlerini açıkladığını belirten Kalın, "Bunlar ne Cumhurbaşkanlığını ne de Yüksek İstişare Kurulunu bağlayan açıklamalardır." ifadesini kullandı.

Söz konusu kararın ortada bulunan somut delillere binaen alındığını dile getiren Kalın, bununla ilgili sürecin devam ettiğini aktardı.

Kalın, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Eğer kamu imkanları, kaynakları terör örgütüne kullandırılmak üzerine manipüle ediliyorsa, orada devletin elini kolunu bağlayıp bu süreci seyretmesi elbette düşünülemez. Dolayısıyla bu konuda alınmış kararlar da yine hukuki çerçevede, idari kararla da olsa alınmış kararlardır. Bundan sonra da bu tür olaylar olduğunda teröre bulaşmış, teröre finansal kaynak aktaran gibi hadiseler olduğunda devletin kanunları bellidir. Bunu hangi parti yaparsa yapsın hiç önemli değil."

İbrahim Kalın, görevlendirme meselesinin herhangi bir suç unsuru oluştuğunda devreye sokulan bir mekanizma olduğunu öne sürerek şunları söyledi:

"Bir belediye başkanı yolsuzluğa bulaştığında da bir cinayet işlediğinde de veya başka bir suç işlediğinde de kusur oluştuğunda da bu mekanizma hayata geçirilebilir. Bunu sadece belli bir partinin seçilmiş başkanlarını görevden uzaklaştırma için alınan bir tedbir gibi düşünmek de eksik olur. Fotoğrafın tamamını görmemiz lazım. Seçilmiş olmak hiç kimseyi masun kılmaz, kimse kanunların üzerinde değildir. Bu hangi partiden olursa olsun bir suç ortaya çıktığında bununla ilgili gerekli kanuni süreçler işletilir. Bu kişiden, partiden bağımsız olarak hukuk devletinin temel bir ilkesidir."

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARINA DAVET

İbrahim Kalın, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yarın büyükşehir belediye başkanlarıyla bir araya geleceğinin" hatırlatılması üzerine, son yerel seçimlerden sonra birçok belediye başkanının Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu istediğini bildirdi.

Erdoğan'ın, "Hepsini toplu olarak bir araya getirelim, onlarla bir toplantı yapalım" dediğini aktaran Kalın, "Burada da Sayın Cumhurbaşkanımızın aslında kucaklayıcı siyasi perspektifinin güzel bir örneğini görüyoruz" dedi.

30 büyükşehir belediye başkanının Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geleceğini hatırlatan İbrahim Kalın, şunları kaydetti:

"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir siyasetçi olarak, bir belediye başkanının sorumluluklarını, yükümlülüklerini, taşıdığı yükü en iyi bilen kişi de yine Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Onlarla yarın 'vatandaşa daha iyi hizmet nasıl götürülür, birlikte nasıl çalışırız, hizmetlerin aksamaması için neler yapabiliriz' bütün bu konuları Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanlarıyla görüşecekler. Tabii belediye başkanlarımızın da muhtemelen gündeme getireceği konular olacaktır. Bunlarla ilgili notlarını alacaktır. Çünkü devletin başı olarak tabii ki Cumhurbaşkanımızın hangi siyasi partiden olursa olsun çünkü yarınki tabloda bildiğiniz gibi farklı siyasi partilerden belediye başkanları burada olacak. Onlarla temas kurması, ülkenin yönetimi noktasında istişareler yapması son derece normal. Yarinki toplantının verimli geçeceğine inanıyoruz." (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

4 mültecinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin bilirkişi raporu ortaya çıktı

SONRAKİ HABER

Küçükçekmece Belediyesi ve Tüm Bel Sen arasında TİS imzalandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa