26 Ağustos 2019 08:20

22 ay sonra tahliye olan Diş Hekimi İlhan: Duvardan dönmeden yürümeyi özledim

Tüm suçlamaların çökmesine rağmen 22 ay tutuklu kalan Diş Hekimi Eren İlhan, cezaevi günlerini Evrensel'e anlattı.

Ern İlhan | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

İstanbul Beşiktaş’ta 10 Aralık 2016’daki bombalı saldırı sonrası gözaltına alınarak tutuklanan Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi çene cerrahisi alanında hekimlik yapan Eren İlhan geçtiğimiz günlerde özgürlüğüne kavuştu. Kendisine yöneltilen tüm suçlamaların çürütülmesine rağmen 22 ay tutuklu kalan İlhan, “Tek suçum bu dosya kapsamında alınan bir sanığın diş tedavisinde yer almamdan dolayıydı.” diyor.

"BİR KORKU FİLMİ GİBİYDİ"

Suçlamaları duyunca ve ardından tutuklanınca neler hissettiniz?

Evimden operasyonla alındığımda neden alındığımı bilmiyordum. 13 günlük bir gözaltı süreci geçirdim. Çok kötü koşullarda yoğun baskı altında geçen 13 gün. Sorgu hakimliğinde öğrendim üzerime atılmaya çalışılan korkunç suçlamayı, iddianame elime ulaşana kadar da işin bu boyutta olabileceğini, bunca pervasız tutarsız bir senaryonun parçası yapılacağımı tahmin etmemiştim. Kötü senaryolu, bitmek bilmeyen bir korku filmiydi benim için. Hepimiz çocukluğumuzda uğradığımız haksızlık karşısında hissettiğimiz çaresizlik anlarını hatırlıyoruzdur. Tutuklandığımda aynı duyguyu hissettim. Hâkim karşısına çıkana kadar inancım vardı fakat düş kırıklığına uğramıştım sonrasında acıyla yoğrulmuş bir öfke duydum. Korkunçtu. Hakkımda düzenlenen iddianamede Beşiktaş saldırısının planlayıcısı ve bir numarası olarak gösterildim, iddia makamı esas hakkındaki mütalaasında hakkımda 49 kere ağırlaştırılmış müebbet 8500 yıla kadar ceza istedi. Tek suçum bu dosya kapsamında alınan bir sanığın diş tedavisinde yer almamdan dolayıydı. Peki neden ben, benle birlikte bu hastaları önceden tedavi eden doktorlar da vardı, neden onlar değil de ben? Bunun cevabını ben de bulamadım, aklıma gelen ve olmasını ummadığım tek şey Kürt kimliğim ihtimalidir.

"YALNIZLIĞI BU KADAR DERİN YAŞAMAMIŞTIM"

22 ay tutuklu kaldınız. Cezaevindeki ilk gününüzü hatırlıyor musunuz? Cezaevi günleriniz nasıl geçti?

İlk günümü Metris cezaevinde tek başıma bir hücrede geçirdim. Yapacak hiçbir şey yoktu. Yalnızlığı bu kadar derin yaşamamıştım hiç. Bugünü unutmam mümkün değil sanırım. Metris’te yer olmadığı için Silivri’ye götürüldüm.  İlk günden son güne kadar her gün benim burada ne işim var sorusuyla geçti.  Benim gibi şanssızlık eseri desem daha iyi olacak, cezaevinde olan, haksız yere suçlanan, sesini duyuramayan insanlarla da karşılaştım. Hemen aralarına aldılar ilgilendiler. Uzun süre alışamadım, üzerimdeki şoku atlatamadım.

En çok neyi özlediniz?

Toprağı özledim, duvardan dönmeden yürümeyi özledim, yeğenlerimi özledim.

Aileniz için tutuklu bulunduğunuz günler nasıl geçti?

Bana çok belli etmiyorlardı ama tahliye olduğum gün konuşuldu, onlar da tahliye olmuş hissediyorlar kendilerini.  Ailem Muğla’da yaşıyor, görüşe gelmek için saatlerce yol gelmeleri gerekiyordu, aramalar, bekleyişler, 1 saate sığdırılmaya çalışılan onlarca konu, çaresizlik, beni orada bırakıp geri dönmek çok zorlamış onları her görüş günü.

Tutuklanmanız hayatınızı nasıl etkiledi?

Ankara Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaktaydım, uzman olmama birkaç ay kalmıştı. Çalışma ortamında Kürt olduğum, öğrenciyken sendikal faaliyetler-halk sağlığı çalışmaları yürüttüğüm biliniyordu. Ama bombacı olarak tutuklanmam tüm hayatıma kara bir perde olarak indi bir anda. Gazetelerde haber sitelerinde ismim dolaşıma sokuldu. Bir gün öncesinde ameliyathanedeyken birden terörle mücadelede buldum kendimi. Meslek odaları, sendikalar, basın (birkaç basın kuruluşu hariç) cüzzamlıymışımcasına benden uzak durdular görmezden geldiler. Çok yalnız bırakıldım o süreçte. Ailem perişan oldu hem çıkan haberler yüzünden, hem hiçbir şey yapamıyor olmaktan, ödemem gereken borçlar krediler de onlara yük oldu. Eğitim hayatım yarıda kaldı.

"MESLEĞE ÇOK SEVEREK BAŞLAMIŞTIM..."

Gelecek planlarınız nedir? Mesleğinize devam edebilecek misiniz?

Mesleğime çok severek başlamıştım. İddianamede "şüphe çekmemek ve örgütü yönetebilmek için rutin bir işe yerleştiği…" denilen çene cerrahisini kazanmak için 1,5 yıl boyunca çalıştım, mezun olduktan sonra nöbet tutup biriktirdiğim para ile dershaneye gittim. Sabah 8’den gece 11’e kadar Hacettepe’nin kütüphanesinde aylarca ders çalıştım. Mesleğime kavuşmak için çabalarken aynı meslek bir günde kâbusum oldu. Bundan sonrası nasıl olur bilmiyorum gerçekten, şu an düşünmek dahi istemiyorum bunları, ben mesai usulü işine gidip gelen bir devlet memuru, bir sağlık çalışanı, hastalarını önemsediği için numarasını sakınmayan bir hekimdim.  Yaşama nerden devam edeceğimi şu an için ben de kestiremiyorum.

ÖNCEKİ HABER

Şiddet gördüğü eşinden boşanmak isteyen E.C., hastalığından dolayı çalışamıyor

SONRAKİ HABER

Message from Selahattin Demirtaş to the released former Cumhuriyet staffers

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa