24 Ağustos 2019 19:13

Cumartesi Anneleri: Konca Kuriş'i unutmadık, Elmas Eren'i unutmayacağız

Kayıp yakınları için her hafta eylem yapan Cumartesi Anneleri, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden kayıp yakını Elmas Eren’i andı, gözaltında kaybedilen Konca Kuriş'in akıbetini sordu.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Cumartesi Anneleri’nin kayıp yakınları için sürdürdüğü mücadelesi 721. haftada da devam etti. Bu haftaki eylemde, gözaltında kaybedilişinin 21'nci yılında Konca Kuriş'in akıbetini soruldu; geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden kayıp yakını Elmas Eren anıldı.

KURİŞ NASIL KAYBEDİLDİ?

Bu haftaki basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak'ın kız kardeşi Maside Ocak okudu. “Konca Kuriş'i unutmadık, Elmas Eren'i unutmayacağız” diyen Ocak, Kuriş’in hikayesini şöyle anlattı:

“37 yaşındaki 5 çocuk annesi Konca Kuriş Mersin'de yaşıyordu. Mütedeyyin bir kadındı. 90'lı yıllarda din adına kadın haklarının ihlal edilmesine itiraz ediyor, cinsiyetle ilgili baskı ve sömürüyü sorguluyordu. Cesur söylemi onu ana akım medyada popüler hale getirirken ağır tehditlerin de hedefi yapmıştı. Konca Kuriş, 1998 yılının 16 Temmuz'u 1 7 Temmuz'a bağlayan gecesi, evinin önünde eşini silahla etkisiz hale getiren 3 kişi tarafından kaçırıldı. Kuriş' i kaçıranlardan biri görgü tanıkları tarafından belirlenmesine rağmen bu kişinin yalnızca ifadesi alınıp serbest bırakıldı. Tüm arama çalışmalarına rağmen kendisinden haber alınamadı.

Bir dönem devletin açıkça desteklediği, işlediği vahşi suçları cezasız bıraktığı Hizbullah'a, 2000 yılında bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Kanlı örgüt devlet açısından işlevini tamamlamıştı. Bu operasyonda Konca Kuriş'in izine rastlandı. Yakalananlardan biri Kuriş'in kaçırılması talimatını veren Hizbullah yöneticisiydi. Bu kişi polis sorgusunda Konca Kuriş'in Konya Meram'daki bir Hizbullah evinde aylarca tutulduğunu, 38 gün işkence gördüğünü, vahşice öldürüldükten sonra evin bodrumuna gömüldüğünü itiraf etti.

Ailesi 555 gün sonra Konca Kuriş'in cansız bedenine ulaştı. Diş protezinden kendisini teşhis etti. Onu katledip bedenini kaybedenlerin de içinde olduğu Hizbullah sanıklarına verilen hapis cezasında ‘iyi hal’ indirimi yapıldı. 2011 yılında Yargıtay kararıyla yüzlerce vahşi cinayetin sanığı olan bu kişiler, uzun tutukluluk gerekçesiyle uluslararası hukuk göz ardı edilerek salıverildi. Tahliye sonrasında adli kontrol takibi yapılmayan Hizbullah'ın beyin takımını oluşturan sanıklar kayıplara karıştı.

Konca Kuriş için adalet sağlanmadı. Onu kaçırarak, işkence ile öldürenler, bedenini 555 gün boyunca kaybedenler hak ettikleri biçimde cezalandırılmadı.”

ELMAS EREN UNUTULMADI

Cumartesi Anneleri, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Elmas Eren'i de unutmadı. Maside Ocak, “Elmas Eren 39 yıllık bekleyişini, 39 yıllık arayışını, 39 yıllık kararlığını ve 39 yıllık direnişini bizlere emanet ederek aramızdan ayrıldı. Güle güle annemiz; gözün arkada kalmasın. Her zaman giysilerini temiz ve ütülü giyilmeye hazır tuttuğun Hayri'nin akıbeti bizlere emanet. Unutmadın unutmayacağız. Affetmedin affetmeyeceğiz. Vazgeçmedin vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.

‘İTİRAZ ETMEYEREK BU FELAKETİN SUÇ ORTAĞI OLMAYACAĞIZ’

HDP’li belediyelere kayyum atanmasına da tepki gösteren Ocak, “Galatasaray'ı bizden gasbedenler bugün de Mardin, Diyarbakır ve Van'da demokrasinin ilk şartı olan halkın iradesini gasbetti. Bu hukuksuzluğu eleştirmek için toplantı ve gösteri hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara güvenlik güçleri doğrudan işkence niteliğinde müdahalede bulundu. İktidar; sistematik bir politika haline getirdiği ağır insan hakları ihlallerine ilişkin eleştirileri ve açıklamaları susturmak için, ülkeyi adeta bir işkence mekânına dönüştürdü. Türkiye iktidarın denetimsiz ve adaletsiz güç kullanımının felaketini yaşıyor. Susarak, itiraz etmeyerek bu felakettin suç ortağı olmayacağız” ifadelerini kullandı.

‘KATİLLERİN PEŞİNDE OLACAĞIZ’

Eylemde Kuriş'in arkadaşlarından HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da bir açıklama yaptı. Kaya, “Kuriş, Müslüman başörtülü bir feministti. Erkekçi, dinci yapıların hazmedemediği bu kadın kimliğiydi. Bugüne geldiğimizde Konca Kuriş'in muhalefet ettiği erkek egemen bu zihniyeti nerelere getirdiğini hepimiz görüyoruz. Kayyumların işgal ettiği yerlerde hedef aldığı ilk şey kadın mücadelesiydi.  Konca Kuriş yaşasaydı dini istismar eden bu zihniyete karşı mücadelesini vermeye devam edecekti. Bugün Konca Kuriş'i katleden katillerden hiçbiri cezaevinde değil. Konca Kuriş'in ve bütün kadın katillerinin de hesap vermesinin peşinde olacağız. Bütün kadın düşmanlarının hesap vermesi için birlikte mücadele edeceğiz.”

'ANNEMİN BİR EVLADINI DEVLET ÇALDI...'

Elmas Eren'in kızı İkbal Eren ise annesi için şunları söyledi:

“Annemin beş evladı vardı. 1980'de annemin bir evladını devlet çaldı. Annemin 80’den sonra hayatında başka bir dönüm vardı. O gün 47 yaşındaydı annem... O çok güvendiği devlet kapıları birer birer yüzüne kapandı. Annem 47 yaşından sonra bu ülkeyi tanıdı. Bize mücadeleyi öğretti. 1995’ten sonra Cumartesi Annesi oldu. 2011’de devletle görüştü. Mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Biz buradan annelerimizi, babalarımızı bu şekilde uğurluyoruz. Berfo anne, Kiraz Şahin... Devletten alacaklı olarak gittiler. Artık biz onların mücadelesinin devamıyız. Asla vazgeçmeyeceğiz.”

MÜCADELE ARKADAŞINDAN ELMAS EREN'E...

Sağlık sorunları nedeniyle eyleme katılamayan kayıp yakınlarından Emine Ocak da Elmas Eren için  bir mektup yazdı. Ocak mektubunda mücadele arkadaşı için şunları söyledi:

“24 yıldır acımızla birlikte baş etmeye çalıştığımız, birlikte ağladığımız, adaletin sağlanması için yan yana diz çürüttüğümüz yoldaşım Elmas'ın ardından, bugün yanınızda olup birlikte ona uğurlar olsun demeyi isterdim. Sağlık sorunlarımdan dolayı aranızda değilim. Arkadaşım Elmas'ı kaybettiğimiz günden beri hiçbir yere sığamıyorum. Devleti yönetenler hesap vermemek için hepimizin ölmesini bekliyor ama bir gün mutlaka hesap verecekler. Çünkü biz anneler ölsek bile, çocuklarımız, torunlarımız ve mücadele arkadaşlarımız kayıplar bulunup, adalete ulaşıncaya kadar susmayacaklar. Gözün arkada kalmasın Elmas'ım, çocukların bana emanet. Rahat uyu Elmas'ım, Hayrettin'i son nefesime kadar unutturmayacağım. Elmas'ım, bir yıldır bizim olan, kayıplarımızın olan meydana gidemiyoruz diye yüreğin parçalanıyordu ya. Sana söz o meydanda fotoğraflarımızı taşıyana kadar vazgeçmeyeceğim, vazgeçmeyeceğiz.” (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerinde kadın çalışmaları rafa kalktı

SONRAKİ HABER

Cumartesi Annesi Anik Can hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa