20 Ağustos 2019 08:13

İşçiden Türk-İş Başkanına: ‘Tepki gösteren biziz, işçiyi satan sensin’

‘Bana saldıranlar işçi değil, işçiyi satmam sattırmam’ diyen Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’a bir işçi cevap verdi.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Ahmet AKARSU
Sivas

KHK ile geçişleri yapılanlar dahil edildiğinde 500 bin işçini ilgilendiren kamu işçilerinin çerçeve sözleşmesinde, bayram günü alelacele yapılan bir toplantıyla, yüzde 8+4’e imza atan Türk-İş’in ve aynı zamanda Demiryol-İş’in Genel Başkanı Ergün Atalay, Aydınlık gazetesine verdiği röportajda, “Bana saldıranların yüzde 90’ı işçi değil, işçiyi satmam, sattırmam” dedi. Ergün Atalay’ın “Bana saldıranların yüzde 90’ı işçi değil” sözlerini Sivas’ta 15 yıldır kamuda çalışan Demiryol-İş üyesi bir işçiye sorduk.

‘ŞEFFAFLIĞIN ‘Ş’Sİ BİLE YOK!’

Sözleşme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Atalay’ın “Süreç şeffaftı, işçilerle ortak karar aldık” söylemlerine dair neler söylersiniz?

Çoğu kamu işçisi gibi ben de, Türk-İş’in açıkladığı yüzde 15’lik zammın arkasında duracağını düşünüyordum. Benim de görüşüm bu yöndeydi. Yüzde 8 ila yüzde 10 arasında bir rakama kendini teslim edeceği konuşuluyordu. Ama burada şöyle bir sorun var. Bizim kötü bir rakama imza atacağı yorumumuz, yüzde 8’e ikna olduğumuz ya da “İşçilerle ortak karar alındı” sonucunu çıkarmaz. Sürecin şeffaflığına gelince, sendika temsilcilerine bile sözleşme taslağına dair bir bilgi ulaşmadı. İşçilerle bilgilendirme toplantısı yapılmadı, beklentileri sorulmadı. Şeffaflık böyle mi olur? Tepeden karar alıp, tepeden işçiye sormadan yüzde 8+4’e imza attılar. Şeffaflığın “ş”si bile yok.

‘EKMEK TEKNESİ MEKNESİ KALMADI”

Atalay “Kriz koşullarında sözleşme yaptık, işçinin ekmek teknesini düşünüyoruz” diyor. Sizce işçinin ekmek teknesi büyüdü mü?

Krizde işçilerin zaten beli bükük kaldı. Atalay Başkan, krizde işçiyi düşündüğünü söylüyor ama işçi çarşı pazar fiyatlarından dem vuruyor. Çarşı pazardan Atalay Başkan alışveriş yapıyor mu hiç? Altı ay içerisinde elektrik ve doğal gaza üç kez zam yapıldı. Yapılan son zamlardan başkanın haberi yok belli ki! “Önce Türkiye, önce işçi” diyen Atalay başkan, işçiden haberin olsa yüzde 8’e imza atmazdın. Kendin işçinin 10-15 katı ücret almıyor musun? Cumhurbaşkanına yapılan yüzde 26 zam biliniyorken, Bülent Arınç’a yapılan 5 bin lira zam gözümüze sokulurken, bir tek işçiye gelince mi kriz oluyor? Devleti düşünsen işçinin 10-15 katı maaş almazsın. Ekmek teknemize gelecek olursak, ekmek teknemiz zaten hiç büyümedi. Enflasyon oranının altında bir sözleşme olunca tekne mekne kalmadı.

‘Bana saldıranların yüzde 90’ı işçi değil’ diyen Atalay’a Türk-İş üyesi bir işçi olarak neler söylersiniz?  

Gönül ister ki başkanın karşısına çıkıp, bu sözleşmenin berbat bir sözleşme olduğunu ve işçiyi satanın da kendisinin olduğunu dile getireyim. Görüş verirken bile isim veremiyoruz. Sosyal medyada tepkisini dile getiren işçiler dahi tedirgin oluyor. Neden? Geçen dönem toplusözleşme sürecinde bir işçi kardeşimiz şahsına yönelik bir eleştiri yapmış sonra bir kılıf bulunarak işine son verilmişti. İşçiler olarak hepimiz hem sözleşmeye, hem hükümete, hem de Ergün Atalay’ın şahsına öfkeliyiz, tepkiliyiz. Yüzde 90 işçi değil diyerek lafı uzatmasın, işçilerin tepkisini o da çok iyi biliyor.

Bir de mikrofon açıkken “Uzasa işi karıştıracağız. Ben böyle kapattım” şeklinde bir söylemi oldu...

Lafı evirmeye, çevirmeye hiç gerek yok. Binlerce işçinin önünde gerçek niyetini göstermiştir. İşçi nasıl satılır kendi ağzıyla ifade etmiştir. Bunu da şuradan ifade edebilirim, Ak Parti hükümete geldiğinden beri, kamu işçisinin en fazla almış olduğu zam yüzde 10’u geçmemiştir.

MADEM S-400 İHTİYAÇ ÖZELLEŞTİRMEDE NEREDEYDİ?

S-400 açıklamasında bulunan Atalay, “Türkiye’yi ve işçileri savunmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı. Bu söylemleri nasıl yorumluyorsunuz?

Bu ne perhiz ne lahana turşusu! Türk-İş Başkanı S-400 savunma sistemiyle berbat sözleşmesini açıklayabilir mi? Madem S-400 ihtiyaç, Sakarya tank-palet fabrikası özelleşirken neredeydi? Milli ve yerli sanayi vurgusu boşuna yapılıyor o zaman. Diyelim S-400 ihtiyaç; fedakarlığı neden işçi yapsın? Rusya’dan S-400 getirtmek ne kadar milli? İşçiyi falan savunduğu yok başkanın. Aslında işçiyi satınca ülkeyi de satmış olmuyor musun?

NEREYE KADAR KORKACAĞIZ?

Türk İş’in şeffaf olmadığını, işçilere danışmadığını, sözleşme sürecini beğenmediğinizi söylediniz. Neden güçlü bir tepki gösterilmedi? Neler yapılabilir?

Sendika ne için vardır? İşçinin hakkı için. Ama işçi sendikaya hükmetmiyorsa sendika işçiye hükmediyor bu işte bir yanlış var. Şu anki halimiz tam olarak budur. İşçi tepkisini nerede gösterecek? Üyesi olduğu sendikada. Sendika işçiyi dinliyor mu? Sözleşme dönemlerinde asla dinlemiyor. İşçilerin kırmızı çizgisinin rengini beğenmiyorlar galiba. Yalan yok, korkarak yaşıyoruz. Ama nereye kadar korkacağız? Ya sendika içinden başlayan bir tepki göstereceğiz ya da toplam bir araya gelip işçinin talebi budur diyeceğiz. Bunu başarabilir miyiz, istersek her şeyi yapabiliriz diye düşünüyorum. Ama sadece korku duvarını aşmamız lazım. Biz yoksak, onlar zaten olamaz. Tepki göstermemiz için, hâlâ geç kalmış değiliz.


ATALAY’IN SATIŞ SÖZLEŞMESİ VE S-400 SÖYLEMLERİ İŞÇİYİ KANDIRAMAZ!

Türk-İş üyesi bir işçi

Türk-İş üyesi bir işçi olarak, 500 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesinde işçiyi satan Türk-İş’e ve Ergün Atalay’a Evrensel gazetesi aracılığıyla cevap vermek istedim.

Biliyorsunuz ki bayramın 2. günü Çalışma Bakanlığı ve Ergün Atalay çerçeve anlaşmayı kamuoyuyla paylaşmak için basını davet ediyorlar. Bu davet esnasında Ergün Atalay ve Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk arasında bir diyalog geçiyor. Bu diyalog esnasında Ergün Atalay “Uzasa işi karıştıracağız, en azından böyle kapattım” diyerek binlerce Türk-İş üyesi işçiyle resmen dalga geçiyor. Bunun üzerine her yerden tepki gelince Ergün Atalay açıklama yapmak zorunda kaldı.

Atalay, “Ülkeyi satan, işçiyi satan, bir de iftira atanlar, alçağın ta kendisidir. Bugüne kadar ne ülkemi ne mazlumu ne de işçiyi sattım” diye konuştu. Bunun arakasından da hiç konu ile alakası olmayacak bir şekilde, “Bugüne kadar başınızı aşağı düşürecek bir şey yapmadım, yarın da yapmam ama bu ülkeye S-400’ü getirenlere de teşekkür ederim, tebrik ederim çünkü bu ülkenin S-400’e ihtiyacı vardı, bunu da söylerim” dedi. Bunları söylerken işçiyi kimin sattığını binlerce işçi biliyordu. Çünkü kamu işçilerinin bu dönemki sözleşmesi kimseyi memnun etmemişti.

Aslında Ergün Atalay bunu söyleyerek binlerce Türk-İş üyesi işçinin milliyetçi duygularını sömürerek konuyu kapatmaya çalışmıştır. Bunları bilinçli olarak söylemiştir.

***

Ergün Atalay nasıl oluyor da Demiryol-İş Genel Başkanlığı yaptığı sırada aralık 2002’de yedekten girdiği Türk-İş yönetim kurulunda, genel eğitim sekreterliği görevine getirildi? Zaten bundan sonrası da çorap söküğü gibi geliyor. İşte tam bu sırada biliyorsunuz ki AKP hükümete geliyor. Bundan sonra işler daha da güzel gidiyor Ergün Atalay için. 2003 yılından beri Demiyol-İş genel başkanlığı yapıyordu. 2 Eylül 2013’de istifa eden Mustafa Kumlu’nun yerine 3 Eylül 2013’de Türk-İş Yönetim Kurulu kararı ile Türk-İş Genel Başkanlığı görevine getiriliyor.

Şimdi ben buradan sesleniyorum Ergün Atalay’a: Türk-İş Genel Başkalığına tabandan işçiler mi istedi, aday mı gösterdiler? Yoksa AKP Hükümetine ve Recep Tayyip Erdoğan’a yakın olduğundan dolayı tepeden inme göreve mi getirildin? Ben biliyorum ki 15 yıllık Türk-İş üyesi işçi olarak tepeden indin. Neredeyse çeyrek yüzyıldır bir şekliyle sendikanın içindeydin. Uzun yıllardır binlerce lira maaş alarak, beş yıldızlı otellerde güya işçi toplantıları yaptığını iddia ederek bu zamana gelmedin mi? Binlerce işçi borçlar içinde yüzerken sen ve senin gibi sendika ağaları, sendika bürokratları zevki sefa içinde bir yaşam sürdürüyorsunuz. Bunun neticesinde de 500 bin işçi adına toplusözleşmeyi satmanız beni şaşırtmadı. Çünkü binlerce lira maaş alarak, beş yıldızlı otellerde konaklayarak, altınızda son model arabalarla istediğiniz yere gidebildiğinizi biliyorum.

Tüm bunlar ortadayken elbette döner koltuğu kaybetmemek için “S-400 alanlara teşekkür ederim” diyerek binlerce işçinin gözünün önünde AKP Hükümetine yağcılık yapman da gayet doğaldır. Hükümete gözünden düşmemek için söylediğin bu sözleri biz işçiler bilmiyor muyuz? Ayrıca S-400 işçilerin parasıyla alınmıyor mu? Baştakiler kendi ceplerinden para verip de mi alıyorlar! Bu ülkeye en çok hizmeti de vergiyi de binlerce işçi veriyor.

Ergün Atalay ve onun gibiler aslında işçi temsilcisi değildir. Bunun gibiler ancak sendika ağası olmuştur. Sendikanın asli görevi dışında her işi yaptıklarını ve nasıl uzun yıllar boyu diktatör gibi sendika başkanlığı yaptıklarını anlatmak istedim.

Buradan binlerce Türk-İş üyesi ve tüm işçilere çağrım var. Bütün sendika ağalarına ve patronlara karşı ancak birlik olursak kazanırız. Ergün Atalay’ı istifaya davet ediyorum. Öte yandan, sözleşme sürecine dair tepkilerini diri tutmaya, konuya ilişkin tepkilerini ifade etmeye çağırıyorum.

Saygılarımla...

ÖNCEKİ HABER

Beybahçe saldırısının üzerinden 3 yıl geçti: Gerçek failler açığa çıkarılmadı

SONRAKİ HABER

MEB bünyesindeki bin 299 üst düzey yöneticiden yalnızca 25'i kadın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa