12 Ağustos 2019 03:08

"Tekel" hafızalardan silinmesin diye...

"Tekel'in Nesi Kaldı Damaklarda Tadı Kaldı" kitabında Tekel'e anılarına yer veren Kerim Yanık, "İhanet derecesine varan yapılanları aktarmanın bir görev olduğu inancını taşıyorum" diyor.

Fotoğraf: Özlem Ertan

Paylaş

Özlem ERTAN

Kerim Yanık’ın Oğlak Yayınları’ndan çıkan ‘Tekel’in Nesi Kaldı Damaklarda Tadı Kaldı’ adlı kitabı, hem Tekel gibi önemli bir kuruma ilişkin birinci elden tanıklık olması hem de içeriği nedeniyle önemli bir kitap. Otuz yıldan uzun zaman Tekel’in içki bölümünde çeşitli görevlerde bulunan ve son olarak Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası Müdürlüğü yapan Yanık, bu kitabında 17 Tekel Fabrikası’nın yok pahasına nasıl özelleştirildiğine ve yok edildiğine dair anılarına da yer veriyor. Kerim Yanık, kitabı yazma sürecinden bahsederken, “Biriktirdiklerimi iyi ki satırlara dökmüşüm. Bazı bilinmeyenleri, ihanet derecesine varan yapılanları, benden sonrakilere aktarmanın bir görev olduğu inancını taşıyorum” diyor.

Kerim Yanık’la kitabı üzerine söyleştik.

38 yıl boyunca Tekel’de ve her kademede çalıştınız. Bu kurumun tarıma ve Türkiye ekonomisine en önemli katkıları nelerdi?
Tütüncülük ve bağcılık hem Türkiye’nin ihraç ürünlerinin lokomotifi konumundaydı, hem de milyonlarca insanımızın geçim kaynağıydı. Tütün ekiminde uygulanan destekleme alımlarıyla bu ürünün dünya piyasalarındaki konumu her geçen yıl güçlenirken, tütün üreticileri de paylarını alabiliyorlardı.

Tekel Genel Müdürlüğü’nce 1942’de başlatılan Deneme (Örnek) şarap evlerinin kurulması projesi de bağcılığımızın gelişimine ön ayak olmuş önemli Cumhuriyet projelerindendi ve üzüm tarımıyla uğraşanların da önemli bir gelir kapısıydı.

Yine rakı üretiminin vazgeçilmez ürünü olan anason bitkisi, biranın ilk maddesi olan arpa, dünyaca ünlü likörlerimizde kullanılan meyveler hep bu toprakların değerleriydi. Tekel’in varlığının sonlandırılmasıyla, bugün bu tarımsal üretimlerin pek çoğundan ya vazgeçmiş ya da büyük oranda uzaklaşmış durumdayız.

1980 SONRASI EN BÜYÜK EYLEM: TEKEL

Tekel işçi eylemi Amerika’daki Occupy Wall Street hareketine ilham vermişti. Bu direnişi sizden de dinleyebilir miyiz?
Bilindiği gibi Tekel işçi eylemi 15 Aralık 2009’de Ankara’da başlamış ve 4 Şubat 2010 tarihine kadar sürmüştü. Bu eylem toplu iş bırakma eylemleri bakımından, 1980’den sonraki en büyük işçi eylemi olarak tarihe geçti. Bir kazanımla bitmemesine rağmen bu eylem, gelecekteki işçi hareketlerine öncülük etmişti.

Acımasız bir özelleştirmeyle karşı karşıya bırakılan Tekel işçileri, kendilerine dayatılan koşulları kabul etmedikleri için direndiler. Emeklilikleri yaklaşanlar emeklilikleri dayatıldığı, diğerleri ise ailelerinden ayrılıp uzak illerdeki kamu kuruluşlarına gitmeye zorlandıkları için direnişe geçmişlerdi.

Aslında Tekel işçileri çok fazla bir şey istemiyorlardı. Çalışmak, sendikal özgürlük, kazanılmış haklarını korumak, ailelerinden koparılmamak istiyorlardı. Kısaca özgürce ve huzurla yiyecekleri bir ekmek istiyorlardı.

Tekel’in özelleştirilmesinin ekonomiye nasıl etkileri oldu?
Öncelikle Tekel’i salt sigara ve içki üreten bir kuruluş gibi göstermenin büyük haksızlık ve hatta bilgisizlik olduğunu söylemek isterim. Tekel tütünden bağcılığa, arpadan çeşitli doğal meyve üretimlerine, anasondan şerbetçiotuna kadar tarımın önemli bir kesitinde varlığını hep sürdüren devasa bir kuruluştu. Tekel’in özelleştirilmesiyle tütün ekim alanlarımız gittikçe daraldı ve Türkiye yabancı tütün ithalatının gözde ülkesi konumuna sokuldu. Dünyaca ünlü Türk likörlerinin tabutuna bir çivi daha çakıldı. Kayıp, kaçak, sahte, merdiven altı, zehirli içkiler gibi tanımlarla Tekel’in özelleştirilmesinden sonra tanıştık.

Tekel’in özelleştirilmesini takip eden yıllarda kapatılan şeker fabrikalarıyla birlikte, bu fabrikalarda etil alkol yani gıda alkolü üretimlerinin de sonlandırıldığına tanık olduk. Önceleri tek litre dahi alkol ithal etmeyen Türkiye alkol ithal eden ülke durumuna getirildi.

BİR TEKEL MÜZESİ BİLE AÇILMADI...

Kuruma ait pek çok fabrika ve bina vardı. Bunların durumu nedir?
Tekel’in Alkollü içkiler bölümünün blok halinde özelleştirilmesiyle, 17 alkollü içki üretim tesisi, içindeki her şeyle birlikte bir ortak girişim grubuna verildi. Kitabımda detaylı bir şekilde yer alan bu ihaleyle bir anlamda yeni bir özel tekel oluşturulmuş oluyordu. Fabrikaları alan grup zaman içerisinde bu tesislerin bir kısmında üretimi durdurdu, bir kısmını satışa çıkarttı. Özelleştirme ihalesinin yapılmasından önce, Tekel bilindiği gibi Özelleştirme İdaresi’ne bağlı bir kurum haline getirilmişti. Dolayısıyla, özelleştirilen üretim tesislerinin dışında kalan ve hemen bütün il ve ilçelerde bulunan sayısız gayrimenkuller de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde bulunuyordu. Yaklaşık 15 yıldır bu gayrimenkuller Özelleştirme İdaresince çeşitli yöntemlerle satılmaktadır. Bugün hâlâ satılmamış bazı gayrimenkuller var.

Neden bir Tekel müzesi bile açılamıyor peki?
Çok haklısınız. Cumhuriyetimizin en önemli kuruluşlarından biri olan Tekel’in müzesinin bulunmayışı affedilir gibi değil. Tekel’in müzesi açılamamasını, kimse kusura bakmasın, Tekel’i hafızalardan silmeye dönük bir yaklaşım olarak görüyorum.

ÖNCEKİ HABER

Yol, su, elektrik

SONRAKİ HABER

Mansur Yavaş'ın istifa çağrısı yaptığı Halk Ekmek Genel Müdürü istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa