Bırakın sanatı sanatçılar yapsın!

Bırakın sanatı sanatçılar yapsın!

12 Ekim günü Başbakan kürsüye çıkıp, “Tiyatroları özelleştireceğiz” demesiyle başlar kriz. Peki, neyi, kimi özelleştirecek? Sanatçıları mı, oyuncuları veya binaları mı?Devlet tiyatrolarının bütçesinin 127 milyon lirası hazineden karşılanıyor. Bu rakamın 5,2 milyon lirası ise öz gelirinden oluşuy

Rahime Özbey - Tiyatro Öğrencisi / Mersin

Devlet tiyatrolarının bütçesinin 127 milyon lirası hazineden karşılanıyor. Bu rakamın 5,2 milyon lirası ise öz gelirinden oluşuyor. Ayrıca devlet tiyatrolarında 1889 çalışan bulunuyor. Bunun 708’i sanatçı, 143’ü sahne ışıkçısı, 163’ü sahne makinisti, 90’ı sahne terzisi, 42’si sahne marangozu, 74’ü perukacısıdır. Bu kadar kadroya sahip bir devlet tiyatrosu neden özelleştiriliyor? Bilinen kadarıyla zarar edilen kuruluşlar özelleştirilir. O zaman geliri yüksek olan kuruluşlar özelleştirilir ise ordu veyahut diyanet kar eden kuruluşlar olarak ele alınıp ileride özelleştirmeye tabi tutulacak mı? Bunun gibi pek çok kuruluşa masraf edilirken galiba tiyatroya ayrılan masraflar hükümete ağır geldi. Öncelikle şu soruyu sormak gerekir: Devlet tiyatrolarının izlenme ve toplam geliri nedir?

“Televizyon” adı verilen, geniş bir kitleye seslenebilen ve gereksiz dizilerin oynadığı yani aptal kutu… Herkesin evinde en az 1 televizyon var ve her bireyin de abonesi olduğu bir dizisi var. Peki, bu insanlara sorsak Shakespeare’in “Hamlet”i, ya da Moliere’in “Cimrisi”ni izlemiş midir?

Bir de şöyle düşünelim, devlet tiyatrolarının gelirini arttırmak ve izlenirlik oranını arttırmak için hükümet neler yaptı? Avrupa’nın en küçük kasabalarında opera, tiyatro ve bale binaları hemen gözünüze çarpabiliyor. Bunların hepsi devlet ve belediye desteklidirler ve özerktirler.

Devlet ve belediye destekli tiyatrolar, pahallı klasik prodüksiyonları yeni nesillere aktarmakla yükümlüdür. Her iktidara göre değişen bir şey değildir sanat! Sanat toplum içindir, toplumun sosyokültürel yapısını geliştirmek için vardır. Sanatın var olmadığı bir devletten bahsedilemez bile. Bu bakışla ele alırsak tiyatronun özelleştirilmesi demek, sanatın bir kolunun giderek yoksunlaştırılması ve önünün kapanması anlamına gelecektir. Asıl tartışılması ve hamlelerin yapılması gereken şey, tiyatronun özelleştirilmesi değil; varolduğu konumdan ileriye taşınması, topluma daha yararlı olabilmesi, hızlı ve ucuz olarak erişile bilinmesi için “neler yapılmalıdır” diye düşünmek gerekir.
Başbakan Erdoğan, 23 yaşında Milli Selamet Partisi Gençlik Komisyonu Başkanıyken “Mas-kom-yah” yani Mason, Komünist,

Yahudi adlı bir oyunu yazıp yönettiği, oyunda aynı zamanda “İyi Evlat” adı verilen başrol oyununu oynamıştır. Bunu yapan Başbakan’ın yapılan protestolara ve eleştirilere karşı “sizin tekelinizde mi?” diye cevap vermesi şuan Diyarbakır’daki Emniyet Müdürüne “bırakın siyaseti siyasetçiler yapsın” sözünü akla getirmiştir. O zaman bırakın sanatı sanatçılar yapsın! Sanatı engellemeyin! tiyatro hakkımızdır, özelleştirilemez.

www.evrensel.net