10 Ağustos 2019 16:29

Doç. Dr. Cengiz Güneş: Türkiye’de barış taraftarı siyasi irade oluşmalı

Open Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Cengiz Güneş Türkiye ve ABD adasındaki güvenlikli bölge mutabakatını değerlendirdi.

Fotoğraf: TSK

Paylaş

Kuzey Suriye konusunda ABD ile Türkiye arasında varılan mutabakatı İngiltere’de bulunan Open Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Cengiz Güneş değerlendirdi. Mezopotamya Ajansına konuşan Güneş, Öcalan’la yapılan görüşmelere dair de görüş belirtti.

Soruna barışçıl bir çözüm bulunması çabalarının Kürtler için çok önemli olduğunu ifade eden Güneş, “Bu anlaşma, her iki taraf arasında güven duygusunun gelişmesine sebep olabilir ve kapsamlı bir çözüm için temel oluşturabilir” dedi.

GÖÇMEN KARTINI KULLANIYOR

Mutabakattaki bir diğer maddenin Suriyeli mültecileri “güvenlik koridoru”na yerleştirmek olduğunu anlatan Güneş, “Türkiye hükümeti Suriye göçmenler kartını kullanarak oraya müdahalesine meşruiyet kazandırmak istiyor. Özellikle dış destek kazanmak için bunu yapıyor. Kendisine yakın askeri grupları ve kitleleri oraya gönderirse Kürtler öncülüğünde oluşan özerk yönetimin gelişmesi ve daha fazla kurumsallaşmasını engelleyeceğini düşünüyor. Nitekim Afrin kantonunda yapılan budur” dedi.

‘TÜRKİYE KÜRTLERİN AKTÖR OLMASINA KARŞI’

Güneş, “güvenlik koridoru”nun gerek Türkiye’de gerekse Suriye’de Kürt sorununun çözümü noktasında ne anlam ifade ettiğini ise şu sözlerle açıkladı:

“Türkiye, Suriye’de Kürt sorununun çözülmesinin Kürtleri önemli bir bölgesel aktör yapacağı için karşı çıkıyor. Türkiye ve Suriye’deki Kürt sorunları birbirlerine çok bağlı ve birinin çözülmesi diğerinin de çözülmesine büyük katkı sunacak. Sayın Hatip Dicle, geçen hafta bir röportajında Rojava’daki gelişmeler ve Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere karşı tavrının barış sürecinin bitmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Türkiye, özerk yönetim ile yapıcı ilişki geliştirebilir ise ve tehdit olarak görmekten vazgeçerse şu anki durumun değişmesi mümkün. ABD’nin ara bulucu olması ve Kürt güçlerinin Suriye’de IŞİD’e karşı kilit bir rol oynaması böyle bir olasılığı besleyen faktörler. ABD, özerk yönetimi, Türkiye saldırılarına karşı koruyup siyasi etkisini kullanarak Türkiye’nin yaklaşımını değiştirebilir. Bu da orta vadede Kürt sorununun mevcut devletler içerisinde Kürtlerin ulusal haklarının elde edilmesine dayalı yeni bir konsensüsün oluşmasına ön ayak olabilir.”

‘TÜRKİYE SİYASET DEĞİŞİKLİĞİNE GİTMELİ’

“Türkiye’nin kapsamlı bir siyaset değişikliğine gitmesi gerekiyor” diyen Güneş, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin 2015’den bu yana yürüttüğü siyaseti terk edip, Kürt kimliğini ve ulusal haklarını kabul eder bir yere gelmesi gerekir. Bu birden gelişecek bir durum değil ama Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimini tanıması ve barışçıl ilişkiler geliştirmesi önemli bir adım olur. Daha sonra, Türkiye’de Kürt siyasetinde şiddetin sonlanması ve Kürt haklarının genişlemesi için kapsamlı siyasi reformların yapılması barışçıl çözüm inşa edilmesinde kilit rol oynayacaktır. Yani, bu anlaşma yeni bir başlangıca evrilecek bir potansiyel barındırıyor ama bu bahsettiğim dönüşümün olması için her şeyden önce barış taraftarı bir siyasi iradenin oluşması gerekiyor Türkiye’de.”

‘ÖCALAN BARIŞA KATKI SAĞLAR’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı “Çözüm için hazırım” açıklamasını da değerlendiren Cengiz Güneş, Öcalan’ın Kürt sorununun barışçıl çözümü için büyük bir çaba harcadığını ifade etti. Öcalan’a uygulanan tecridin bitmesi ve düzenli kamuoyuna seslenmesinin önemli olduğunu ve barış ortamına katkı sağlayacağını anlatan Güneş şunları söyledi:

“Geliştirdiği çözüm önerisinin hayata geçmesi, Türkiye’de hakim olan siyasi dilin ve yaklaşımın değişmesine bağlı. Türkiye’de mevcut olan ulusal ve etnik kimliklerin tanınmasına ve çoğulculuğun kabul edilmesini içeriyor. Kürt sorunu demokratik çözüm önerisini Türkiye’nin sınırlarını değiştirmeden yapmak istiyor. Ama şimdiye kadar ki süreçte çözüm süreci de dahil, iktidar ve devlet, Kürt hareketinin temel siyasi taleplerini karşılama konusunda çok zayıf kaldılar. Örneğin, ana dilinde eğitim hakkı veya Kürtlerin kendi öz yönetimlerini oluşturup kendilerini temsil etmeleri hiçbir zaman kabul edilmedi. Bence, uzun dönemli sürdürülebilir bir çözümün gelişmesi için bu mevcut anlayışın değişmesi gerekiyor. Türkiye devletinin Kürtlerin ulusal haklarını tanıması gerekiyor.” (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

İtalya hükümeti mültecileri taşıyan bir gemiye daha yasak getirdi

SONRAKİ HABER

Meksika’da plastik ve yağ fabrikalarında yangın çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa