Ölüm bizi birbirimizden koparır

Ölüm bizi birbirimizden koparır

Kürt siyasi tutukluların Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride son verilmesi, güvenlik ve özgürlük koşullarının yaratılması ve ana dilde savunma hakkı önündeki engellerin kaldırılması talepleriyle başlattıkları açlık grevi 37. güne girerken hükümetin duyarsızlığına tepkiler de artıyor. İstanbul’da bir ar

İHD İstanbul Şubesinde ‘Açlık grevi 37. gününde 58 cezaevinde 483 mahpus açlık grevinde’ pankartı altında yapılan toplantıda bir araya gelen Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, BDP İstanbul İl Eş Başkanı Asiye Kolçak, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, Avukat Filiz Kerestecioğlu, Sanatçı Jülide Kural ve İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe duyarlılık çağrısı yaptı.

‘ACELE ETMELİYİZ’

Toplantıda söz alan Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, Türkiye’de insanların kendilerini ifade edebileceği bir ortamın olmadığını belirterek, “İnsanlar kendilerini ifade edebilmek için bedenlerini ölüme yatırıyorlar. Bu çok acı verici bir şey. Bu ülkede demokrasinin olduğu söyleniyor. Bu da çok enteresan bir şey” dedi. Açlık grevine giren tutsakların artık kritik bir sürece girdiğini belirten Bekaroğlu, “Beklemediğimiz sonuçlarla, bizleri rahatsız edecek bir durumla karşılaşabiliriz. 37 gündür insanlar açlık grevinde ancak toplumda bir duyarsızlık var. ‘Bilinç kaybı olduktan sonra müdahale edeceğiz’ açıklaması yapan yetkililere sert tepki gösteren Bekaroğlu, “Eğer yetkililer böyle bakıyorsa oturup ağlamalıyız. Kimsenin ölmemesi için acele etmemiz lazım” dedi.

‘KRİTİK SÜRECE GİRDİK’

Açlık grevine giren tutsakların temel haklarını, sessiz ve ilgisiz olan topluma çığlıklarıyla duyurmaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ise, “Bağışıklık sistemi zayıflıyor ancak vücutları enfeksiyonlara açık bir duruma gelmek üzere. Bilinçleri kapandığı zaman yapılacak müdahale geç kalınacak bir müdahale olur. Bağımsız kurumların çalışma koşulları sağlanması gerekir. Ancak bu kurumların önüne engeller çıkarılıyor” dedi. Tutsaklara en azından B1 vitamini verilmesi gerektiğini belirten Fincancı, “İnsanlığın sakat kalmaması için bir an önce duyarlı olmalıyız” diye konuştu.

‘BAŞBAKAN SORUMLU OLACAK’

Hükümetin açlık grevleri karşısında hiç duyarlılık göstermediğini söyleyen Prof. Dr. Gençay Gürsoy da, “Bunu Uludere’de gördük. Daha önce de ölüm orucuna girenleri tedavi ettik. Ölen zaten öldü sakat kalan da sakat kaldı. Çaresizlikten dolayı insanlar hayatlarını ortaya koyuyor” dedi. Deneyimli doktorlardan oluşan bir grubun cezaevlerini ziyaret etmesi gerektiğini belirten Gürsoy, “Medyanın da bu konuya duyarlı olması gerekir. Yaşanacak ölümlerin sorumlusu Başbakandır” dedi.

BDP İstanbul İl Eş Başkanı Asiye Kolçak ise Cezaevlerinde ölümlerin başlamasının Kürtlerin Türkiye halklarından kopuşunu hızlandıracağını söyledi. Türkiye’nin bir cezaevine dönüştürüldüğünü belirten Avukat Filiz Kerestecioğlu ise, “İfade özgürlüğü olmadan kuru kuruya bir yaşam olmaz. İfade özgürlüğü olmadığı için bedenler ölüme yatırıldı” dedi.

‘HER ÖLÜM 100 YILIMIZI ELİMİZDEN ALIR’

Sanatçı Julide Kural ise, “Türkiye toplumu yaşananlara sağır kalmış bir durumda. Her ölümü bir sayıya indirgeyerek yaşamamalıyız. Ortaya atılan intikam tohumlarıdır. Ve bu da uzun bir süre düzetilemez. Her ölüm yüz yılımızı elimizden alabilir” diye konuştu. (İSTANBUL)


EMEP: TABUTLAR GELMEDEN ÇÖZÜM BULUN

Cezaevlerindeki süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine ilişkin bir açıklama yapan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, “Cezaevlerini ağzına kadar siyasi tutsakla dolduran AKP Hükümetinin faşizan uygulamaları artarak devam ediyor” dedi.

12 Eylülden bu yana açlık grevinde olan Kürt tutukluların ölüm sınırına yaklaştıklarını belirten Gürkan, “Bir çözüm bulunamazsa, cezaevlerinden tabutlar çıktığını göreceğiz” dedi. Açlık grevlerinin temel talebinin Kürt sorununun barışçı ve demokratik çözümünün anahtarını da verdiğini dile getiren Gürkan, “Ana dilinde savunma hakkı, 450 günden bu yana ailesi ve avukatları ile görüştürülmeyen Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve baskının kaldırılması, Kürt sorununda diyalog ve müzakere yolunun açılması, Türkiye’de barış ikliminin yaşanmasını sağlayacaktır. Bayrama girmek üzere olduğumuz bu günlerde, barış yerine çatışma ve savaşı derinleştiren politikalardan vazgeçilmeli, gözyaşlarını dindirecek çözümler bulunmalıdır. Açlık grevinin bitirilmesi için tutukluların talepleri değerlendirilmeli, ölümleri önleyecek adımlar derhal atılmalıdır” dedi.

Açıklamasında AKP Hükümetinin Kürtlerin yanı sıra işçilere, aydınlara, sanatçılara, kadınlara, gençlere, Alevilere; farklı dil, inanç ve kültürden halklara da saldırmaya devam ettiğini dile getiren Gürkan, “Ağzını açan AKP’nin hışmına uğruyor. Düşünce, sanat, akademi, siyaset insanları hakkında soruşturmalar, kovuşturmalar, mahkemeler ve tutuklamalar birbirini izliyor. Fazıl Say hakkında dava açılıyor. Mahkemeler AKP’nin politik tercihleri doğrultusunda karar vermeye, hukuku ve adaleti AKP’nin terazisinde tartmaya devam ediyor” dedi. (HABER MERKEZİ)


TTB Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Erbilici, TTB’nin tarihinde açlık grevlerinin birçok olumsuz sonucuna tanıklık etmek zorunda kaldığını hatırlatarak, “Aynı acıyı yaşamak istemiyoruz. Bırakın hekimler olarak cezaevlerine girelim” dedi.

BAKANLIKTAN YANIT YOK

TTB Genel Merkezinde yapılan açıklamada konuşan Genel Sekreter Bayazıt İlhan, Adalet Bakanlığına açlık grevlerinin yaşandığı cezaevlerine tarafsız heyetlerin girmesini talep etti. Bakanlığa bu taleple gittiklerini ancak henüz olumlu bir yanıt alamadıklarını belirten İlhan, “Araya girecek olan uzun bayram tatili ve kritik eşiğe yaklaşan mahkum sayısının giderek artacağı göz önüne alındığında, telafisi mümkün olmayan kayıpların yaşanmaması için ivedi adımlar atmak gerekliliği hepimizin malumudur” dedi.

İNSAN HAYATINDAN ÖNEMLİSİ YOK

Hekimler olarak insan hayatının her şeyden önemli olduğunu kavrayan bir mesleğin temsilcileri olduklarını dile getiren İlhan, “Açlık grevleri sürecinde mahkumların onurlarına saygı gösterilmesine ve cezaevi koşullarının mevcut olumsuzlukları göz önüne alındığında, mahkumların sağlık durumları gözetilerek uygun hale getirilmesinin gereği ve aciliyetine bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz” dedi.


‘HASTALARI MUAYENE ETMEK İSTİYORUZ’

TTB Merkez Konsey Üyesi Arzu Erbilici: Açlık grevcilerinin durumlarının kritik olduğunu hasta yakınları avukatlar ve tabip odalarından alınan sınırlı bilgilerle öğrenebiliyoruz. Katı bir açlık grevi yapıldığı haberlerinin alıyoruz ne yazık ki. Adalet Bakanlığından ve ilgili bakanlıklardan tarafsız gözlem yapabilmek için cezaevlerinin bizlere açılmasını talep ediyoruz.  İçeri girmek istiyoruz, hastaları muayene etmek istiyoruz. Koşullarını gözden geçirmek istiyoruz. Ne yazık ki bu örgüt tarihinde olumsuz birçok sonucu görmek zorunda kaldı, yetkililer durumu görmezden geldiği için… Biz bir daha aynı acıların yaşanmamasını istiyoruz.  (Ankara/EVRENSEL)


ALEVİLERDEN AÇLIK GREVİNDEKİLERE DESTEK

Konuya ilişkin bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül de tutsakların Kürt sorununun çözümü için bedenlerini açlığa yatırdıklarını belirterek, “Demokratik çözüm ve toplumsal barış için süresiz açlık grevi yapan canların talepleri neden dikkate alınmıyor” diye sordu.

‘ASİMİLASYON VE İNKAR  SÜRÜYOR’

AKP iktidarının Alevi açılımı ile Türk İslamcılığı, Kürt açılımı ile Kürt İslamcılığı hedeflediğini ve tüm çalışmalarını bu politika üzerine kurduğunu vurgulayan Bülbül, en doğal insani hak olan inanç ve dil sorununda inkar ve asimilasyon politikasının artarak devam ettiğini söyledi.

Suriye’ye demokrasi götürme iddiasındaki Başbakanın ‘tek kimlik, tek dil, tek din’ diyerek Türkiye’yi karanlık bir yola sürüklediğini belirten Bülbül, “Ana dilde savunma hakkı, Kürt sorununun demokratik çözümü gibi taleplerle açlık grevi yürüten canlar insani değerlerine ve onurlarına sahip çıkmaktan başka bir amaç gütmemektedir. Bu taleplere ve canların açlık grevi için yaşamlarını ortaya koymalarına sessiz kalınamaz. Başbakan ‘Yeni Oslo görüşmeleri olabilir’ diyordu. İşte fırsat. Oslo’ya kadar gitmeye gerek yok. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin ‘ellerinde silah’ da yok. Mevcut tabloda insan sağlığı ve yaşamı söz konusudur. Ancak bu acı tablo toplumsal barış ve demokratik çözüm için fırsattır. Hiç zaman kaybetmeden, gerekçe üretmeden, savsaklamadan, süresiz açlık grevi yapan canlarla görüşülmeli, talepleri dikkate alınmalı, demokratik çözümün ve toplumsal barışın yolu açılmalıdır” dedi. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net