Kışanak

Kışanak'ın okuyamadığı mektup...

Diyarbakır Cezaevi'nde açlık grevinde olan ve Diyarbakır'da görülen "KCK ana davası"ndan yargılanan BDP eski MYK üyesi Mazlum Tekdağ, BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak'a mektup yazdı. Kışanak Salı günkü grup toplantısında Tekdağ'ın mektubunu okumak istemiş; ancak gözyaşlarını tutamadığı için m


Tekdağ'ın Kışanak'a yolladığı mektup şöyle: "Değerli ablam, haberin olmuştur bir grup arkadaşla 12 Eylül tarihinde süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladık. Sayımız şimdilik 15'tir. Senin tanıdığın (ben ve Tayip'in dışında yoktur) iki arkadaştır. Eylemi, iki temel siyasal talep üzerinden başlattık. Bu talepleri siyasal gerekçesiyle birlikte ayrıca yazacağımdan burada değinmeyeceğim. Ayrıca bizim dosyadan kadın arkadaşlar da başlamış, zaten haberiniz olmuştur. Greve başlarken çeşitli kurumlara amacımızı tema alan mektuplar yazmaya karar verdik. Bir haftadır yemek yemiyoruz, bu defa kararlıyız Abla, ya taleplerimiz kabul edilecek ya da sonu ölüme varacak. Ciddiyiz, bunu dilekçelerimizle yazdığımız tüm metinlerde dile getirdik, kamuoyuna da deklere ettik. Şahsen ben kendimi buna hazırlamışım ve bu 15 arkadaşın da buna hazır olduklarını düşünüyorum. Bizde bu irade, inanç, umut ve kararlılık oldukça yemekmiş, dünya malıymış umurumuzda olmaz. Yazık ki acının gözyaşının hüküm sürdüğü günler yaşıyoruz. Savaşın yarattığı bu zorlanma hepimizi etkiliyor. Ölüme ve kana dur demek gerekiyor. Kürt halkının özgürlük mücadelesi haksız ve hukuksuz uygulamalarla bastırılmaya yok edilmeye çalışılıyor. Dili, kültürü, kimliği yok sayılıyor, iradesine tecrit uygulanıyor, askeri ve siyasi operasyonlarla tasfiye edilmeye çalışılıyor. Bu politikalara ve konsepte karşı her anlamda direnmek lazım. Her alan yoğun bir mücadele sahası ve bu AKP devletine karşı, onun bu tutum ve tavrına karşı biz de sonuna kadar mücadele edeceğiz ve direneceğiz. Süreç çok kaotik neye evirileceği, nasıl sonuçlar açığa çıkaracağı belirsiz. Bizler bedenlerimizi eriterek bu sürece müdahil olmaya, kendimize yön vermeye çalışacağız, zalimin zulmüne karşı bu dört duvar arasında elimizden başka bir şey gelmiyor.

'ZİHNİYETTE FARKLILIK YOK'

Tabii 12 Eylül'de başlamamızın ironisi ve anlamı var. Formatta değişiklik olsa da yöntemde, uygulamada, zihniyette ve sistemde bir farklılık yok, hatta daha tehlikeli boyutlara ulaştığı bile söylenebilir. Neyse sürece özgün gelişmelere ve mevcut konjonktüre siz bizden daha hakimsiniz, reel politiği bizden daha iyi takip ediyorsunuz, çünkü yaşıyorsunuz, içindesiniz. Neticede demokratik siyasete karşı başlatılan linç politikaları, itibarsızlaştırma, tehdit, korkutma, bölme, parçalama ve tutuklama gibi yaklaşımlar asla sizleri yıldırmayacaktır. Dediğim gibi kucaklaşma da ya doğru anlaşılır, kardeşliğe ya da yanlış yorumlanıp çarpıtılarak, düşmanlığa yani bölünmeye delalet haline getirilir. Yazmışken kısaca kendi durumumu da anlatayım, zira merak ettiğini tahmin ediyorum. Bildiğin gibi üç buçuk yılı aşkın alıştık, öğrendik, tanıdık ve anladık artık. Bu mekânı biliyoruz, tabi ilk yıl çok zorlanmıştık, mekânın katlanılamaz, alışılamaz yönlerinden kaynaklansa gerek, biraz da beklentili ruh halinin de payı vardı, şahsen kendi cephemden belirli bir netleşmeyi yaşadığımı söylemeliyim. Bu mahkemeden bize tahliye çıkmaz, düşman hukukunu işleten bir yargı sisteminden adalet beklemek abesle iştigal değil midir? Bu anlayış ve zihniyetten özgürlük dilemek saflıktır. Yargının genel yaklaşımı ayrı bir mektup konusudur, bizi bırak, burada öyle vakalar var ki trajikomiklikten de öte ….


Dolayısıyla ben kendimi en olumsuz sonuca da hazırlamışım, tabii bu umutsuz olduğum anlamına gelmiyor. İçimizdeki inanç bizi her daim özgürlüğe daha yakın kılıyor, biz yüzümüzü halkımıza ve mücadelemize dönmüşüz, ne varsa onlarda, gerisi fasa fiso… Bir de siz varsınız, demokratik siyasi mücadelemiz de devam ediyor. Dışarıda birlikte Parti'de yürüttüğümüz çalışmalar geldi aklıma. Az kaldı Abla, AKP'nin mevcut politikaları mutlaka iflas edecek, yeter ki biz bildiğimiz yoldan şaşmayalım, dik duralım ve mücadele edelim. O zaman özgürlüğe daha fazla yaklaşmış olacağız. Sağlığım, moralim ve genel durumum da gayet iyidir. Öyle ciddi bir yaramazlık, problem yoktur. Hapishane sürecini kendimce değerlendirmeye, okuyup yoğunlaşmaya çalışıyorum. Eğer uygun bir vakit oluşturabilirsem hapishane günlerine ilişkin de yazmak isterim. Annem ve kardeşlerim gidip geliyorlar, onların da durumu iyidir, sağ olsunlar, ilgilenmeye de çalışıyorlar, onlar da kendilerine bir düzen oluşturmuşlar, geçinip gidiyorlar.

'AÇLIK GREVİNE GİRENLERLE AYRI BİR YERDE KALIYORUZ'

Şimdi açlık grevine giren sekiz arkadaşla birlikte ayrı bir kısımda kalıyoruz. Refakatçi olarak Ahmet Çelen arkadaş da yanımızdadır. Bize iyi bakıyor, moral oluyor, sana özel selam söylüyor. Tanıdığın bildiğin tüm arkadaşlar iyiler. Birçoğunu uzun zamandır ben de görmüyorum, yakında duruşma var, bir günlüğüne katılmayı düşünüyorum. Orada herkesi görürüm her halde. Malum, hapishane çok kalabalık ve görüşme problemi var. Her şeye rağmen, senin yoldaşın geçen yıllara inat, hala genç ve diridir. Özümü ve benliğimi korumaya çalışıyorum. Asla hapishane duvarlarına benzemeyeceğim, herhangi bir ihtiyacım ve istemim de söz konusu değil, kendimce idare ediyorum.

Değerli Abla, artık bu grev ne kadar sürer, nasıl sonuçlanır bilemiyorum. Sonu ne olursa olsun, moralimi, inancımı ve mücadeleye olan güvenimi asla yitirmeyeceğim. Birlikte mücadele ettiğimiz siz değerli dostlar, yoldaşlar bu yolda bana güç veriyor. Kendine çok iyi bak ve davran, sağlığına da, dikkat et şahsında tüm arkadaşlara selam ve sevgiler gönderiyorum.

Özgür yarınlarda buluşmak ümidiyle esen kal… Mazlum Tekdağ." (Ankara/DİHA)

www.evrensel.net