Düzce Valiliğinin 'afet bölgesi' ilanı, baraj yapımı için mi geri alındı?

Düzce’nin, ‘afet bölgesi’ ilan edilmesi kararının geri çekilmesine ilişkin Mimarlar Odasından çarpıcı yorum: Şayet ‘afet’ ilanı olsaydı bölgedeki baraj yapımı durdurulmak zorunda kalınacaktı.

26 Temmuz 2019 05:29
Son Güncellenme Tarihi: 26 Temmuz 2019 08:53
Paylaş

Çağlar KAZAK
Hasret Gültekin KOZAN
Düzce

Düzce Valiliği önceki akşam yaptığı açıklamayla Düzce’yi ‘afet bölgesi’ ilan etti. Aynı akşam açıklamasını geri çekerek ‘afet bölgesi’ olmadığını duyurdu. Mimarlar Odası Düzce Temsilcisi Sedef Sönmez Buçgün valiliğin ‘kararsızlığını’ afet bölgesi ilan edilen bir yerde yapılaşma gerektiren herhangi bir yatırımın yapılamamasına bağladı. Buçgün, Düzce, afet bölgesi ilan edilirse bölgede yapımı süren Melen Barajı, HES ve Malzeme Ocakları gibi herhangi bir yatırımın yapılması mümkün olmayacaktır' dedi. Afet bölgesi  kararının alınmamasına öfkeli olan sel felaketini yaşayan köylüler, devletin geri ödemeli yardımına da isyan ediyor.

Düzce’de 17-18 Temmuz’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen su baskını ve heyelan Akçakoca ve Cumayeri ilçelerini yerle bir etti. İlçe merkezleri hızla toparlanırken köylerde çalışmalar devam ediyor. Sel felaketinde yaşamını yitirenlerin sayısı 5’e yükseldi, kayıp 2 çocuk için arama çalışmaları devam ediyor.

Biz de kayıpların yaşandığı Akçakoca ilçesine bağlı Esmahanım köyünde vatandaşlarla konuştuk. Böyle bir felaketi daha önce hiç yaşamadıklarını belirten yurttaşlar, az bir yağmur yağsa korktuklarını, psikolojilerinin bozulduğunu belirtiyor. 

‘ÇOCUKLAR BURAYA YAZ TATİLİ VESİLESİYLE GELDİ’

Felakette hayatını kaybedenlerin evlerinin önündeyiz. Yıkılan evde enkaz çalışması yapılıyor. Kayıpların akrabası olduğunu söyleyen Sadi Kaplan, “Çıkartamadım, uymadılar bana. Bizim geçimimiz fındık ama onların daha fazla sıkıntıları vardı. Fındıkları yok fazla, baba kamyonculuk yapıyordu. Çocuklar da buraya yaz tatili vesilesiyle geldi, Düzce’de okuyorlardı aslında. Köyü seviyordu çocuklar” dedi. Felaketin yaşandığı gün yağmurun gece 12’den sonra başladığını belirten Kaplan şunları söyledi: “Sabaha kadar hiç uyumadık, gece su yükseldi, indi. Sabah 08.30’da felaket yaşandı, ben de evde mahsur kaldım, helikopter gelip kurtardı. Yukarıdan gelen derenin suyunun seti aştığını ve felaketi doğurduğunu belirten Kaplan, “Çalışmalar devam ediyor ama korku var, her yağmur yağdığında kaçıyoruz, Düzce’ye gidiyoruz”.

‘DEVLETİN SÖYLEDİKLERİ İÇ AÇICI DEĞİL’

“60 yaşındayım ben, böyle bir şey görmedim” diyen Kaplan, sonrası için şunları söyledi: “Devlet 101 bin lira para vereceğiz diyor ama geri ödemeli olacakmış. Ben bunu kabul etmem, beni su alacaksa alsın burada. Ben o parayı nasıl geri ödeyeceğim. Ama devlet beni buradan istimlak eder çıkarırsa öyle çıkarım, yoksa başka türlü çıkamam, geçinemem ki. Sıkıntı çok büyük, devletin söyledikleri de iç açıcı değil. Bizi buradan kaldıracaklarını söylüyorlar ama bizim ürünümüz burada, onlar burada iken nasıl gidelim?”

Felaketin tanıklarından Metin Kap fındık zamanının geldiğini belirterek şunları söyledi: “Köyümüz berbat bir durumda, tarlalarımıza gidemiyoruz, yol yok. Fındık için tırpan zamanı geldi, işçileri koyacak yerimiz yok, perişan bir durumdayız. Bu ortamda evde kalma şansımız yok. Az bir yağmur yağsa ürküyoruz, psikolojimiz bozuldu” dedi.

‘YEMİN EDİYORUM TSUNAMİ GİBİYDİ’

Köyde bakkal ve kahvehaneleri olan Nurşen Ersoy ise, “Bu kadar büyük bir sel geleceğini beklemiyorduk. Marketin önündeki dolap ve eşyaları da aldı götürdü” dedi. Felaketin yaşanmasıyla yukarı kata evlerine çıktığını anlatan Ersoy, “Yemin ediyorum tsunami gibiydi. Evimiz yukarıda, oraya çıktık gözümüzün önünden gitti 9 kişi. İkisi kurtuldu, Furkan ağaca sarılarak kurtuldu. 08.30’da başladı, 12 gibi anca durdu, çok uzun sürdü. Furkan o kadar zaman ağaca sarıldı, helikopter geldi kurtardı onu. AFAD hızlı yağmur olursa terk edin diyor, tedirginiz” ifadelerini kullandı. Çalışmalara ve sonrasına dair de konuşan Ersoy, “Zararın karşılanacağını söylediler, ‘Bakacağız’ dediler ama pek inanmıyorum. Burada ne parti önemli ne de başka şey, birlik içinde olmalıyız. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ekipleri kaldı, birlik içinde hareket etmemiz gerekiyor” dedi.

SELZEDELER BARAJA MI KURBAN EDİLİYOR?

Düzce Valiliği önceki akşam bir açıklama yaparak Düzce’yi ‘afet bölgesi’ ilan etti. Aynı akşam da duyurusunu geri çekerek ‘afet bölgesi’ olmadığını duyurdu. Konuyu Mimarlar Odası Düzce Temsilcisi Sedef Sönmez Buçgün’e sorduk. Daha önceki uygulamalarda 7269 sayılı kanun ile afet bölgesi ilan edildiğini belirten Buçgün şunları söyledi: “Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, çığ ve benzeri ile karşı karşıya kalan alanların afet bölgesi ilan edilmesi için, afet bölgesi kararının, sebebinin teknik verilerle belirtilmesi gerekir.  Düzce'de yaşanan sel felaketinde bu sebep, Cumayeri ve Akçakoca'da sel ve taşkın alanlarında, dere yataklarında yapılaşma faaliyetlerinin yıkımlara ve can kayıplarına sebep olması şeklinde karşımıza çıktı. Ayrıca afet bölgesi ilanı halinde, söz konusu alanlarda, imar faaliyetlerinin durması ve mevcut yapı stoklarının boşaltılması gerekli ve kaçınılmaz olacak. Bölgede Büyük Melen Barajı’nın yanı sıra HES ve Malzeme Ocakları ÇED Raporunda da belirtildiği üzere, Düzce Cumayeri ve Akçakoca'ya bağlı, sel felaketinde en çok etkilenen köylerden olan Esmehanım köyünün de içinde bulunduğu pek çok köy baraj çalışmalarından etkilenecektir. Dolayısıyla afet bölgesi ilanı halinde baraj yatırımı da dahil olmak üzere yapılaşma gerektiren veya bölgeyi etkileyebilecek herhangi bir yatırımın yapılması mümkün olmayacaktır.”

ISLAH VE DENETİMLERİN YETERSİZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ

Çok büyük yıkımlarla karşılaştıklarını söyleyen Sedef Sönmez Buçgün, yerinde incelemelerde de bulunmuş. Yollar çöktüğü için ulaşılamayan bölgelerin olduğundan bahseden Buçgün, “Hâlâ su yok, en temel ihtiyaçlar karşılanamıyor, evler çok kötü durumda. Cuma günü su verileceği söyleniyor, salgın hastalık riski var” dedi. Koordinasyonda sorun yaşandığını söyleyen Buçgün, “Merkezler hızlı toparlandı, köylerde büyük problemler var. Bolu’dan, Kocaeli’den, Sakarya’dan İstanbul’dan birçok kurum geldi ama hâlâ toparlanamadı, problemler devam ediyor” dedi.

“Çok fazla yağış olduğu doğru, iklim değişikliği ile alakalı belki ama özel olarak bakarsak bu yağış afete dönüşmeyebilirdi” diyen Buçgün, “Neredeyse köylerde bütün yerleşim, dere yataklarına kurulmuş, imara açılma söz konusu ve yamaçlardaki ağaçların fındık ile yer değiştirmesi hasarın boyutunu arttırdı” dedi.  Gerekli önlemlerin alınmadığını vurgulayan Buçgün, “2014 ve 2016 yıllarında da aralıklarla bu bölgelerde taşkınlar yaşandı. Islah çalışmaları ve denetimlerin yetersiz olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘DERE YATAKLARININ İMARA AÇILMASINDAN VAZGEÇİLMELİ’

Bilimin ışığından ayrılmadan önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Buçgün, “Birincisi, dere yatağının ıslah edilmesi gerekiyor. İkincisi, dere yatağında bulunan yapıların vatandaşın mağdur edilmeden boşaltılması gerekiyor. Üçüncü olarak ise her geçen gün ağaçların yerini fındık alıyor, bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Evet, fındık Düzce için önemli bir değer ama bu tek yönlü, sürekli fındık üzerine giden bir tarım politikası var, bunun kontrollü bir şekilde önüne geçilmesi gerekiyor” dedi.

Cumayeri ve Akçakoca’da birinci derece tarım alanları ve dere yataklarının imara açılmasının söz konusu olduğunu söyleyen Buçgün, “Bundan vazgeçilmesi gerekiyor, Akçakoca’da dere yatağında bir spor tesisi inşaatı sular altında kaldı, devam edemedi. Yerel yönetimlerin kendi yatırımları da dere yatağında bulunuyor. Mesela belediyenin 15 Temmuz Demokrasi Parkı, kafeterya ve düğün salonu yatırımı var. Bunlar çok ciddi taşkınlara maruz kaldı” dedi.

‘HERHALDE YUKARIDAN UYARI GELDİ’

Konuyla ilgili görüştüğümüz TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe şunları söyledi: “O bölgede bir afet oldu mu? Oldu. 7 vatandaştan 5’inin cansız bedenine ulaşıldı mı? Ulaşıldı. Evler kullanılamaz hale geldi. Valilik gibi bu ülkenin önemli bir kurumu herhangi bir konuya karar vereceği zaman ince eleyip sık dokuması lazım. Ülkeyi, kenti, bölgeyi yönetmek çocuk oyuncağı değil. Afet bir olayın kendisi değil doğurmuş olduğu sonuçlardır. Bu sonuçlar da dün açıklandı, o bölgede neler olduğu açıklandı. Ortaya çıkan tablo orada afet yaşandığıyla ilgilidir. Bu nedenle önce afet ilan edip sonra ‘afet değildir’ denilmesini doğru bulmuyoruz. Böyle denilmesi de afet bölgesi ilan ettiğiniz takdirde o bölgede bulunan insanlara yönelik yeni uygulamalar getirmeniz gerekecek. Zarar görenlerin zararlarının tanzim edilmesi, vergi indirimlerine gidilmesi kaynak ayrılması gerekiyor. Örneğin banka borcu varsa o borçları ertelemeniz gerekir, vergi borçları varsa almamanız gerekir bunun gibi bir dizi uygulamaların, yaptırımların ortaya konması gerekir. Bu yüzden bilinçli bir biçimde kaçınılıyor.  Önce o bölgeyi yöneten vali düşünmedi. Herhalde sonra yukarıdan bir uyarı geldi.”

ÖNCEKİ HABER

Ukrayna, Rus tankerini alıkoydu

SONRAKİ HABER

10 Ekim avukatlarından Davutoğlu’na: Bildiklerinizi, ortak olduklarınızı anlatın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa