23 Temmuz 2019 03:27

"İş, aş olduğu zaman herkes rahat yaşar"

Resmi rakamlara göre en az 50 bin Suriyelinin yaşadığı belirtilen Bağcılar'da Suriyeliler ve ilçe halkı ile mültecilere yönelik tepki ve saldırıları konuştuk.

Fotoğraf: Ayşe Memiş/Evrensel

Paylaş

Ayşe MEMİŞ
İstanbul

Suriye’deki iç savaş sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin en çok göç ettiği ülkelerin başında Türkiye geliyor. Fakat son dönemde memleket, mültecilere karşı yoğun tepki ve saldırıların gündeme geldiği bir ülke oldu. Bu saldırıların son örneği Küçükçekmece’de meydana geldi. Peki, İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ve Türkiyeliler son olaylarla ilgili ne düşünüyor? 

İstanbul’un en kalabalık ve en kozmopolit ilçelerinden Bağcılar’dayız. İlçede resmi rakamlara göre en az 50 bin Suriyelinin yaşadığı belirtiliyor. Bağcılar’da yeni bir hayat kuran Suriyeli işçiler farklı sektörlerde çalışıyor. Neredeyse her 10 kişiden birinin Suriyeli olduğu Bağcılar’da vatandaşlar Suriyelilere yönelik saldırıları tasvip etmezken “Türkiye’de farklı mezhepte insanlar var. İş, aş olduğu zaman herkes rahat olur, rahat yaşar” diyor. Gazetemize konuşan Suriyeli mülteciler ise “Bir kişinin adının karıştığı olay bütün Suriyelilere mal edilemez” görüşünde.  

"DAHA AZ MAAŞ ALIYORUM ÇÜNKÜ BEN SURİYELİYİM!"

Yaklaşık üç yıldır Bağcılar’da yaşayan Ahmet bir kaynak işçisi, Suriye’den gelmiş. Ahmet’in Bağcılar tercihi ise şöyle: “Diğer ilçelere göre buradaki kiralar daha ucuz, bekar insanlar daha az. Her ne kadar kiralar ucuz olsa da bizim için pahalı. Çünkü ben maaşı hakkettiğimden düşük alıyorum. Haftalık 550 TL ücret alıyorum ama diğer arkadaşlar bana göre daha fazla alıyor; çünkü ben Suriyeliyim!” Türkiye’yi ve halkını sevmesine rağmen ülkesine geri dönmek istediğini söyleyen Ahmet: “Biz burada yaşamak zorundayız ama herhangi bir alışveriş yapamıyoruz” diyor. Tek umutlarının savaşın bir an önce sona ermesi olduğunu ifade eden Ahmet, Küçükçekmece olayları ve plaj yasağını da şöyle değerlendiriyor: “Arkadaşlarım olayın yaşandığı gün araba olmasa evlerine gidemeyeceklerdi. Suçsuz insanlara saldırmışlar. Böyle bir durum yaşansa bile bunu yapan tek bir Suriyeli olur, neden herkesi hedef alıyorlar? Küçükçekmece’de çok fazla bekar var, bir bekar yüzünden neden ailelere saldırıyorlar? Neden plaja gitmeyelim? Benim de ailem var. Yanlış yapan biri yüzünden neden hepimiz yanıyoruz? Kimseye zararımız yok, sadece yaşamaya çalışıyoruz.” 

SURİYELİ OLUNCA KİRA YÜKSELİYOR

Bağcılar’da konuştuğumuz her 5 Suriyeliden biri mutlaka maaş ve kira sorununu dile getiriyor. Onlardan biri de Tekstil İşçisi B. Suriye’de savaştan önce müteahhitlik yaptığını belirten B, “2016 yılından beri İstanbul’dayım. Ekmek parası bulamadığım günler oldu. Bir tekstil atölyesinde kesimci olarak çalışmaya başladım. Şu an 750 TL kira veriyorum, maaşım 2 bin 400 lira. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyoruz” diyor. Mültecilere yönelik saldırıları değerlendiren B, “Esenler, Esenyurt, Küçükçekmece gibi ilçelerde bekar Suriyeliler çok. Olumsuzluk yapana hak ettiği ceza verilmeli. Fakat bir suçlu yüzünden hepimiz hedef alınmamalıyız. Biz burada misafiriz, biraz da olsa sabredebilirler” diye görüş bildiriyor. B’nin plaj yasağına ilişkin görüşü de şu şekilde: “Suriye’de sahil kenarlarında mangal ve nargile yapmak gelenektir, alışkanlıktır. Suriyeli gençler bu alışkanlığı Türkiye’de de sürdürüyor. Savaş biterse  ülkeme yarın değil bugün döneceğim.”

"ZENGİNLERİN DEĞİL İNSANLARIN ADALETİ!"

Bağcılar’da üç yıldır emlakçılık yapan ve ismini vermek istemeyen D, Suriyeli mülteciler konusunda zenginlerin adaletine tepkili: “Suriyeliler bize ekonomik destek oluyor. Ama biz çalışıyoruz onlara veriyoruz! Asıl problem adalet. Biz zaten şu an parasızlıkla boğuşuyoruz. Suriyeli var mı yok mu ne önemi var? Ülke genel olarak bunalımda, iş yok güç yok. Türkiye’de farklı ırktan insanlar var, önemli olan iş aş olsun. İş aş olduğu zaman herkes rahat olur, rahat yaşar. Afgan, Suriye, Pakistan hepsi bahane bu ülkeye zenginlerin adaleti değil insanların adaleti lazım.” 

Mahallede büfe işleten kadın Esnaf E. ise sorunun kaynağında mültecileri görüyor: “Bizden çok rahat yaşıyorlar. Onların açtıkları dükkanı biz açamıyoruz. Ülkesini bırakmak demek vatanını bırakmak demektir.”

"BORÇLARINA SADIK, ÇEVREYE SAYGILILAR"

Damacana su satıcısı Sefer ise mültecilerin ekonomiye katkısına dikkat çekiyor: “Vatandaşımız su arıtma sistemi kullandığı için Suriyeli kardeşlerimiz bizden daha fazla alışveriş yapıyor. Tüp ve kömür satışlarımız da var. Benim tanıdığım müşteriler borçlarına sadık, çevresine saygılı mülteciler.” Plaj yasağının doğru olmadığını dile getiren Sefer, “Bu yasağı koymak zorunda kalan kurumların halkımızın iyiliğini ve geleceğini düşündüğünü zannediyorum. Bir an önce buna bir çözüm bulmalıyız. Ne halkımızı ırkçılık, eşitsizlik yapma konusunda zor durumda bırakmalıyız; ne de misafirlerimizi küçük düşürmeliyiz” diyor.  

ÖNCEKİ HABER

Yeni rejimin TBMM karnesi: İktidarın torba yasaları geçti, muhalefet susturuldu

SONRAKİ HABER

Kültür Bakanı Yardımcısı Haluk Dursun hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa