17 Temmuz 2019 13:29
Son Güncellenme Tarihi: 18 Temmuz 2019 01:28

Cumhurbaşkanlığı, “KCK davası"na “kumpas” dedi, davalar ise sürüyor

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yayımlanan raporda, Kürt siyasetçi, hukukçu ve gazetecilerin yargılandığı “KCK davaları”, “Kumpas Davası” olarak tanımlandı.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yayımlanan 42 sayfalık “10 soruda 15 Temmuz darbe girişimi ve Fettullahçı terör örgütü” adlı raporda, Kürt siyasetçi, hukukçu ve gazetecilerin yargılandığı “KCK davaları”, “Kumpas Davası” olarak tanımlandı. “Kumpas davası” olarak gösterilen ‘KCK davaları’nda yargılamalar ise hâlâ devam ediyor. Konuyu Evrensel'e değerlendiren HDP Milletvekili ve Hukukçu Meral Danış Beştaş, "Gereğinin yapılmasını istiyorum" dedi.

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü dolayısıyla 42 sayfalık bir rapor hazırlandı. 

“KUMPAS DAVALARI” ARASINDA KCK DAVALARI DA SAYILDI

Raporda yer alan "Kumpas davaları" ismi altında Ergenekon, Balyoz, KCK, Selam-Tevhid, Tahşiye, Askerî Casusluk davaları sıralandı. Söz konusu davalar için “Bu davalarda sahte delil ve kurgu mahkemeler ile rakiplerini tasfiye ettiği ortaya çıktı" ifadeleri yer aldı.

KCK DAVALARI DEVAM EDİYOR 

“Kumpas davası” olarak gösterilen ‘KCK davaları’nda yargılamalar ise aralıksız bir şekilde devam ediyor. Avukatların “Bu davaların düşmesi gerekir” değerlendirmelerine rağmen “Diyarbakır KCK Ana Davası” olarak bilinen Kürt siyasetçilerin yargılandığı dava başta olmak üzere birçok davada yüzlerce yıllık cezalar verilerek onanmış durumda. “İstanbul KCK Ana Davası”, “KCK Basın Davası”, “KCK Avukatlar Davası”, “KCK Önderlik Komitesi Davası” gibi Kürt siyasetçi, hukukçu, gazetecilerin yargılandığı davalar da sürüyor.

Raporda "Kumpas davaları" olarak tanımlanan Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davalarında da beraat kararları verilerek davalar düşürüldü. 

(GÜNCELLEME) KCK ÇIKARILDI

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer alan 15 Temmuz raporundan, “FETÖ’nün Kumpas Davaları” başlığı altında yer alan “KCK davaları” konunun gündem olmasının ardından çıkarıldı.

“HAKAN FİDAN’IN İFADEYE ÇAĞRILMASI ÇÖZÜMÜ SABOTE ETMEYİ HEDEFLİYORDU”

Raporda, 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve eski MİT mensuplarının ifadeye çağrılması “FETÖ mensubu yapıların” seçilmiş iradeye karşı açıktan yaptıkları ilk “yasa dışı hamle” olarak tanımlandı. Raporun ilgili bölümünde, “Bu operasyon ile FETÖ hem Kürt meselesinde çözümü sabote etmeyi, hem de hâkim olamadığı MİT’i ele geçirmeyi hedefliyordu” ifadelerine yer verildi. 

GEZİ’DEKİ POLİS ŞİDDETİ VE ÇADIRLARIN YAKILMASI

Raporda Gezi eylemlerinin ilk günlerinde, Gezi Parkı’nda nöbet tutanların çadırlarının yakılması ve eylemler sırasında polisin şiddet kullanması talimatının polis içindeki FETÖ unsurları tarafından gerçekleştirildiği ifade edildi. 

Erdoğan, Gezi Parkı eylemleri sırasında polis şiddeti sonucu ölümlerin de yaşandığı dönemde, “Diyorlar ki, ‘Polise talimatı kim verdi?’ Ben verdim” demişti. 

ŞIK VE ŞENER'İN TUTUKLANMASI MUHALEFETİ SUSTURMAKMIŞ!

Raporda, gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklandığı Oda TV davası için "Muhalifleri susturma" denirken, Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayeti için de “Ordudaki tasfiye sürecini yönlendirme” ifadesi kullanıldı.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: GEREĞİNİN YAPILMASINI İSTİYORUM

Konuyu Evrensel'e değerlendiren Hukukçu ve HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş “Bunu yüzlerce defa ifade ettik. Hatta ben yargılamaların yenilenmesi için kanun teklifi verdim. İktidar bu konuda genellikle susmayı, duymamayı ve görmemeyi tercih etti. Ama neticede KCK davaları hâlâ devam ettiriliyor. Davaların bir kısmı bitti, bir kısmının infazı yapılıyor. Çok sayıda kişi zorunlu sebeplerle yurtdışına çıktı. Toplamda binlerce insan mağdur edildi. O dönem cemaatle AKP içli dışlıydı. Ve iktidar ortaklarıydı. Ama 15 Temmuz’dan sonra KCK davalarında hiçbir talep kabul edilmedi. Bu davanın hakimleri, savcıları tutuklandı, ihraç edildi. Ergenekon, Balyoz gibi diğer davalarda beraat kararları verildi. Bütün bu tabloda KCK davaları yoktu. İlk defa böyle bir belgede anılıyor. Ben bir milletvekili, bir hukukçu olarak bu belgenin gereğini yapılmasını istiyorum. Bu davalarda tekrar yargılama yapılmalı, şüpheliler aklanmalı.” dedi. “Ortada dönemin ortaklar tarafından hazırlanan bir kumpas var” diyen Beştaş, “Eğer bu yapılmayacaksa demek ki hâlâ cemaatle işbirliği devam ediyor. Eğer bu yapılmayacaksa, söz konusu Kürtler, muhalifler, sosyalistler olunca cemaat kumpası geçerli kabul ediliyor ve adeta Gülen cemaati AKP’ye yol göstermiş oluyor.” ifadelerini kullandı.

"İDDİANAMEYİ YAZANLAR, KARARI VERENLER TUTUKLU"

Tutuklu olan HDP Eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılamasını da hatırlatan Beştaş, “Şu anda Sincan’dayım ve cemaatin hazırladığı iddianamelerle yargılanan Demirtaş var. Demirtaş gibi çok sayıda arkadaşımız 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı, rehin alındı. Ve bu arkadaşlarımızın davalarında yine şu anda ihraç edilen, açığa alınan, tutuklanan ve ceza alan yüzlerce hakim ve savcının imzası var. Bu kişilerin hazırladığı iddianamelerle arkadaşlarımız yargılanmaya devam ediyor. Bu kabul edilemez bir durum. Mesele HDP olunca bu davaların devam ettirilmesini kabul etmiyoruz. Hukuk herkese eşit uygulanmalı. AKP, kendine yakın kişileri yargıya yerleştiriyor ve aynı kumpasa devam ediyor. Cemaatin yürüdüğü yolda kendisi de aynı adımları atıyor. AKP, yargıyı tarafsız hale getirme çabasından ziyade kendi yargısını oluşturuyor. Geçmişteki cemaatin yaptığı yargılamaları da doğru kabul ediyor” dedi.

AV. TORA PEKİN: MÜTHİŞ BİR ÇİFTE STANDART VAR

Cumhuriyet Davası ve Gezi Davası avukatlarından Tora Pekin de Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yayınlanan raporu Evrensel'e değerlendirdi. Gezi ve Cumhuriyet davası soruşturma süreçlerine dikkat çeken Pekin, “Gezi özelinde söylersek, o dönem görevde olan bugün ise sanık olan cemaatçi polislerin, savcıların, yargıçların topladığı yasa dışı deliller yeniden canlandırıldı. Halbuki yasa dışı delil, yasa dışı delildir ve bununla asla bir sonuca ulaşılamaz. Ama Gezi’de bu yapıldı. Cumhuriyet davasında da onların deyişiyle ‘FETÖ’ sanığı, müebbet hapisle yargılanan, hakkında kaçma şüphesi olduğu için yurtdışına çıkış yasağı getirilen bir savcıyı görevlendirdiler. Ve bu ortaya çıktıktan sonra da bu kişiyi görevde tutmaya devam ettiler. Son ana kadar, iddianame yazılana kadar soruşturmayı o savcı yürüttü. Buna tutarsızlık demek eksik kalır. Burada müthiş bir çifte standart var. Eğer gözlerine kestirdikleri kişiler varsa o zaman dosyaları kumpas davalarında rol alan savcıların, yargıçların hazırlaması sorun olmuyor, bunu unutuveriyorlar.  Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok.” dedi.

"İSTEDİKLERİNİ YAPACAK SAVCI BULUYORLAR"

“Mesela, başka herhangi bir terör örgütüne üye olmakla suçlanan bir savcı olsaydı, ona da Cumhuriyet soruşturmasını verirler miydi?” sorusunu soran Pekin şöyle devam etti: “Ya da herhangi bir terör soruşturmasını verirler miydi? Asla vermezlerdi. Ancak ‘FETÖ’ sanığı bir savcıyı veriyorlar bu göreve. İnsanın aklına iki şey geliyor. Ya ‘FETÖ’ davalarına inanmıyorlar ya da onun gerçekten bu örgüte üye olduğunu düşünüyorlar ve bilerek bu soruşturmaya veriyorlar. Yani her istediklerini yaptırabilecekleri bir savcı bulmuş oluyorlar. O savcının hazırladığı uydurma iddialarla bugün altı eski Cumhuriyetçi’nin cezaevinde olduğunu hatırlarsak, durumun vahameti daha net görülür. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

İZENERJİ'de TİS sandıkları kuruldu

SONRAKİ HABER

Kolombiya ve Arjantin’de ‘Amazon Ormanları’nı kurtarın’ eylemleri

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa