17 Temmuz 2019 04:17

Flormar işçisi: Direnişten önce "Beni bu işe karıştırmayın" diyordum

17. Gençlik Yaz Kampı'na konuk olan Flormar işçisi, direnişin kendisinde yarattığı dönüşümü ve birlikte mücadelenin önemini anlattı.

Fotoğraf: Hilal Tok/Evrensel

Paylaş

Berfin RUTBİL
Onur MERCAN
İzmir

Flormar direnişi Türkiye’de yakın dönem işçi sınıfı hareketi denilince akla ilk gelenlerden... 297 gün süren direniş boyunca Türkiye’nin dört bir yanından işçilere destek açıklamaları gelirken; direniş boyunca uluslararası işçi örgütlerinden de Flormar patronuna işçilerin sendika hakkını tanıma çağrıları yapılmıştı. Direnişte yer alanlardan genç bir kadın işçi ile bugün süren sendikalaşma mücadelelerini ve Flormar’da biriktirilen mücadele deneyimini konuştuk. İzmir Selçuk’ta düzenlenen 17. Gençlik Yaz Kampı’na konuk olan genç işçi, direnişin kendisinde yarattığı dönüşümü ve birlikte mücadelenin önemini anlattı.

"İŞÇİLER KAMERALAR TARAFINDAN TAKİP EDİLİYORDU"

Flormar direnişine giden süreci özetleyerek başlayan Flormar işçisi, örgütlenme sürecinin aylar sürdüğünü ve bu sürecin patron tarafından öğrenilmesinin ardından yoğun baskıya maruz kaldıklarını dile getirdi. Sonrasında işten atmaların başladığını söyleyen Flormar işçisi, işçilerin fabrika içerisinde kameralar tarafından takip edildiğini, sendikalı olduğundan şüphelenilen işçilerin odaya kilitlenerek sorguya çekildiğini söyledi. Flormar işçisi, direniş sürecini ise şöyle özetledi: “Siyasi partiler, kadın örgütleri, kitle örgütleri ziyaret ederek bize destek verdi. 297 gün direndik. Şehir dışına, yurt dışına giderek direnişimizi duyurmaya çalıştık. İçeride üretimin sürmesine karşı boykot çağrısı yaptık. Bunun üzerine satışları azaldı, pek çok mağazası kapandı.”

"SENDİKALAŞMAYI İLK ÖĞRENDİĞİMDE ‘BENİ KARIŞTIRMAYIN’ DEMİŞTİM"

Genç yaşta işçilik hayatına atılan Flormar işçisi, daha önce çalıştığı yerde de örgütlenme girişiminde bulunduklarını ancak bu sürecin başarısızlıkla sonuçlandığını anlattı: “Daha önce çalıştığım fabrikada örgütlenme yarım kaldı. Sendikalaşma sürecinin sekteye uğramasının nedeni bazı işçi arkadaşlar ve sendika yöneticileri olmuştu. Bu nedenle Flormar’daki sürecin başında uzak duruyordum. Hatta sendikalaşmayı ilk duyduğumda ‘Beni karıştırmayın’ demiştim. Çünkü işçilere olan umudumu yitirmiştim. Çok kötü koşullarda çalışmamıza rağmen arkadaşlarımı sendika konusunda ikna edemiyordum. Ama Flormar’da gördüm ki umut var. Beni de bu dönüştürdü.”

"PATRONLAR BİR ARADAYSA BİZ İŞÇİLER DE OLMALIYIZ"

Direnişte yer alan çocuklu işçi arkadaşlarının kendisini etkilediğini ifade eden genç işçi şöyle devam etti: “Çoluk çocuğu olan insanların kapı önüne konulması beni etkiledi. Ayrıca Gebze Organize Sanayi Bölgesindeki diğer fabrika yönetimleri direnişin duyulmasını engellemeye çalışıyordu. OSB içerisindeki yürüyüşler engellenmek isteniyordu, servislere bakmayın diye baskı yapmaya çalışıyorlardı. Daha sonra dedim ki, madem patronlar birbirlerinin yanında duruyor; o zaman biz işçiler de birbirimizin yanında durmalıyız”.

Direniş sırasında tanıştığı Emek Partisinin kendileriyle karşılıksız dayanışma göstermesinden etkilendiğini belirten Flormar işçisi, sonraki süreçte partiye üye olduğunu söyledi. Direniş sürecinde yanlarında yer alan diğer siyasi partilerin verdiği desteği ‘yaklaşan seçim süreci’ne bağlayan Flormar işçisi, “Direniş sırasında iki seçim gördük. Diğerleri sürekli seçimlerden bahsediyordu. ‘İleride yanımıza gelirsiniz’ diyordu. Ama Emek Partisi okullar açılırken çocuklar için kampanya düzenledi. Okullar tatil olurken ‘Gençler için bir şeyler yapalım, okullar tatil olacak’ diye yaklaştılar” dedi.

"SENDİKA HAKKI GÜVENCE ALTINA ALINMALI"

İşçilerin anayasal bir hak olan sendikalaşmayı gizli biçimde sürdürmek zorunda kalmasını eleştiren Flormar işçisi şöyle devam etti: “Hem sendikalı olabilirsin diyor hem de sendikalı olursan işten atılırsın diye sendikal tazminat hakkı var diyor. Yani sen sendikalı olunca seni işten atacaklar. ‘Ben sana bedel ödeteceğim’ diyor.”

Sendikalaşma sürecine ilişkin mevzuatta boşluklar olduğunu söyleyen Flormar işçisi, sendika hakkının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı: “Yasada boşluk olmasa işten atmalar olmaz. Fabrikada birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızı ikna etmek de daha kolay olur. Flormar’da eğer işten atmalar olmasaydı belki herkes sendikalı olacaktı.”

Flormar direnişinin zafer olmasa da kazanımla sonuçlandığını dile getiren işçi, elde edilen kazanımda sürdürülen kararlı mücadelenin rolünün önemli olduğunu söyledi.

"GENEL BAŞKANIN YERİNDE OLSAM UTANIRDIM"

Direnişleri sırasında Gebze Organize Sanayi Bölgesindeki örgütlü diğer fabrikalardan işçilerin de kendilerini ziyaret ederek dayanışma gösterdiğini hatırlatan Flormar işçisi, örgütlü olmayan fabrikalarda çalışan işçilerde de örgütlenme eğilimi oluştuğunu söyledi. OSB içerisindeki kafelerde diğer fabrikalardan işçilerle karşılaştıklarında işçilerin Flormar’daki sendikalaşma sürecine dair bilgi aldıklarını anlatan işçi, Petrol-İş Genel Merkezini de direnişe duyarsız kalmakla eleştirdi: “Biz Petrol-İş’in sadece belli şubelerinden destek alabildik. Petrol-İş Genel Başkanının yüzünü görsem hatırlamam. Direnişte geçen 11 ayda sadece iki kere gördük. Birinde kongre için geldiğini söyledi ve ‘Geçerken uğradım’ dedi. Ben bunu söylerken utanırdım.”

"İŞÇİLERİN BİRLİĞİ PATRONLARA GERİ ADIM ATTIRIR"

Sendikalaşmanın zorluklarına da dikkat çeken Flormar işçisi, iş yeri ve iş kolu barajları nedeniyle yetki için gereken sayılara ulaşmanın zor olmasına karşın önemli olanın işçilerin birliği olduğunu söyledi: “Önemli olan sadece sendika çatısı altında toplanmak değil. Asıl önemli olan patron karşısında işçilerin kendi birliğini sağlaması. Bir makinede 8 kişisiniz; bir kişiye bir şey yapıldığında diğer 7 kişi de tepki gösterirse; patronlar geri adım atmak zorunda kalıyor.”

İşçiler arasındaki bölünmenin patronun işine geldiğini söyleyen genç işçi, bunu şöyle örnekledi: “Çalıştığım yerde televizyon açık kalır ve sürekli haber izletilirdi. Haberde senin partinle onun partisi birbirini yer, sonra işçiler düşmanlaşırdı. Çünkü işçileri bölmek istiyor. Yoksa patronun umurunda bile değil molada senin haber dinlemen.”

"DİRENİŞE EN ÇOK GENÇLER DESTEK OLDU"

Flormar direnişine en çok gençlerin destek verdiğini söyleyen Flormar işçisi, “Özellikle üniversitelerden olmak üzere birçok genç insan yanımıza geldi. Heyecanlı ve cesurdular. Onlar sosyal medyada çok fazla paylaşım yaptı ve direnişin daha fazla duyulur olmasına yardımcı oldu” dedi. Kampa katılan gençlerin Flormar direnişine olan ilgisini de dikkat çekici bulan Flormar işçisi, “Gençlerin direnişten haberdar olmaları beni çok mutlu etti” ifadelerini kullandı.

ÖNCEKİ HABER

Esenyurt'ta metrobüste yangın

SONRAKİ HABER

Diyanet'in Emine Bulut cinayeti açıklamasına tepki: Kimsenin emaneti değiliz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa