İTÜ

İTÜ'de bilim nöbeti

“Kürsü ile ticarethaneyi birbirine karıştırmayın, olur mu çocuklar?”Bu söz 1957-1959 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) rektörlüğü yapan Mustafa İnan’a ait. Yaşamını Türkiye’de bilimin gelişmesine adayan Prof. Dr. Mustafa İnan, İTÜ tarihinde de önemli bir yer tutuyor. &Ou

Sinem Uğurlu

Bu söz 1957-1959 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) rektörlüğü yapan Mustafa İnan’a ait. Yaşamını Türkiye’de bilimin gelişmesine adayan Prof. Dr. Mustafa İnan, İTÜ tarihinde de önemli bir yer tutuyor. Öyle ki, İTÜ merkez kütüphanesine ismi verilmiş ve kütüphanenin girişine de büstü yapılmış. Oğuz Atay'ın da "Bir bilim adamının romanı" adlı eserinde anlattığı Mustafa İnan'ın bu sözü İTÜ'lü asistanlar tarafından üniversitenin binasına asıldı.

Ancak, İTÜ rektörlüğü şimdilerde kendi değerlerini hiçe sayarak, üniversitesindeki asistanları işten çıkarmakla meşgul.
YÖK, 50-d statüsünde bulunan araştırma görevlilerinin doktora tezlerini 6 yıl içinde tamamlayamaması durumunda üniversite ile ilişiğinin kesilmesini öngören bir görüş bildirmişti. İTÜ rektörlüğü ise hiç zaman kaybetmeden bu kapsamda 8 araştırma görevlisinin işine son verdi. 100’e yakın asistan da bu durumla yüz yüze.

Sosyal güvencelerden yoksun bilim üretilemeyeceğini söyleyen asistanlar tepkili. Uygulamayı, akademisyenleri sözleşmeli hale getirecek olan Yeni YÖK yasasının bir provası olarak değerlendiriyorlar. Bu asistan kıyımını protesto etmek için dün geceden sabaha kadar eylem yaptılar. “Üniversitelerimizi terk etmiyoruz” diyerek gerçekleşen eylemde, herkesin güçlü bir şekilde söylediği tek bir slogan vardı: Biz kalıyoruz, YÖK gitsin.

Taksim Tramvay Durağı’ndan, Gümüşsuyu’daki İTÜ Makine Bölümüne kadar yürüyen araştırma görevlileri, “Bu üniversitede iş güvencesi yoktur” pankartını taşıdı. Yürüyüşe, bu kararın sadece asistanları değil, üniversitelerin geleceğini etkilediğini söyleyen akademisyenler ve öğrenciler de katıldı. İstanbul’un diğer üniversitelerinden araştırma görevlileri de eylemde yerlerini aldı.

Makine bölümünün önünde yapılan basın açıklamasının ardından, Orhan Öcalgiray Konferans Salonu’nda 2. Geleneksel Araştırma Görevlileri Şenliği başladı. Sabaha kadar süren eylemde, müzik grupları sahne aldı, forum niteliğinde konuşmalar yapıldı. (İstanbul/EVRENSEL)


YÖK DAYATMALARDAN VAZGEÇMELİ

Araş. Gör. Özgür Günelsu (İTÜ ile ilişiği kesilen ilk asistan): YÖK 50-d statüsünde bulunan araştırma görevlilerini öğrencilikle ilişkilendiriyor. Öğrencilere müjde olarak sunulan ve öğrencilikten atılmanın kaldırıldığı yasa, bizim için bir felaket oldu. Bizi öğrenci olarak gören YÖK, bizim için özel bir durum getirerek, doktora tezlerimizi 6 yıl içinde bitiremezsek ilişiğimizin kesileceğini bildiren bir görüşte bulundu. Bu idari bir karar da değil, bir görüş sadece. Biz süre sınırı olmadan, doktoralarımızın bitirilmesine izin verilmesini istiyoruz. YÖK, yukarıdan dayatmalarla, üniversitelerde bu uygulamaları yapmaktan vazgeçmelidir.

Araş. Gör. Çağatay İris: Bizim taleplerimiz net: İşten atılan arkadaşlarımızın işe geri alınmasını istiyoruz. YÖK’ün 6 yıl dayatmasına karşı, İTÜ rektörlüğünün bizim yanımızda yer almasını istiyoruz.

Araş. Gör. Mine Işık: 50-d’ye göre, aslında sözleşmeli personel bile değilsiniz, burslu öğrenci statüsündesiniz. 33-a statüsü ile aynı işleri yapıyoruz, aynı iş tanımına sahibiz ama, güvencemiz yok. Sözleşme dönemi sonrasında, eğer üniversite istemezse hiçbir gerekçe göstermeden direk ilişkini kesebilir. Bu yüzden asistanların iş kaygısı var. 

www.evrensel.net