11 Temmuz 2019 17:48

Mülkiyelilerden Rektör İbiş'i örnek gösteren Sözcü gazetesine yanıt

Mülkiyeliler Birliği Başkanı Dr. Dinçer Demirkent, Sözcü Yazarı Yekta Güngör Özden’in Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’i "örnek rektör" olarak ifade etmesine tepki gösterdi.

Yekta Güngör Özden'in sozcu.com.tr adresinde yayınlanan 'Örnek' başlıklı yazısı & Gazete Sözcü logosu

Paylaş

Mülkiyeliler Birliği Başkanı Dr. Dinçer Demirkent, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden’in Sözcü gazetesinde 4 Temmuz 2019 günü yayınlanan “Örnek” başlıklı yazısında, Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’i "örnek rektör" olarak göstermesine tepki gösterdi. Yazıya açık mektup ile yanıt veren Demirkent, İbiş'in öğrenciler ve akademisyenler hakkında açtığı soruşturmaları, izin vermediği bilimsel etkinlikleri ve akademisyenlerin ihraç edilmesine destek verdiğini hatırlattı.

Sözcü gazetesi yazarı Yekta Güngör Özden’in, Erkan İbiş’in başkanı olduğu Ankara Üniversite Geliştirme Vakfının Yönetim Kurulu üyesi olmasına rağmen, bu yazıyı köşesinde yayınlamasını talihsizlik olarak değerlendiren Demirkent, “AKP tarafından oluşturulan medyada sıkça başvurulan bu ilişki biçiminin yaygınlaşması anlamına gelecek yayınların iktidardan bağımsız gazeteler bakımından riski de ortadadır. Ancak benim için daha önemli ve yakıcı olan sorun, üniversiteyi yıllardır üniversiter değerlerin üzerini çiğneyerek yöneten, özellikle de Mülkiye’de 12 Eylül darbesinin ardından gerçekleşen en büyük kurumsal tasfiyenin öznesi olan bir rektöre ilişkin yazılanların gerçekle bağıdır. Özden, yazısında AKP döneminde üniversitenin bir miskinler teknesine dönüşmesinden dem vurmuş, üniversitelerin ülke sorunlarını bilimsel yöntemlerle ele almaktan ziyade iktidara yakınlık sağlamaya çalışan kurumlar haline geldiğinin altını çizmiştir” dedi.

ÜNİVERSİTEDE BİLİMSEL ÇALIŞMALARA ENGEL HUKUKSUZLUKLARA DESTEK

Bugünün üniversite rejiminin baskı rejimi olduğuna dikkat çeken Demirkent, “AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından seçimsiz biçimde atanan rektörler (OHAL’de gelen ve kalıcılaşan bir değişiklikle) kamunun değil, iktidar partisi ve liderinin çıkarını bilimsel ilke ve değerlerden üstün tutmakta, bunu konumlarını korumak için kullanmaktadırlar. Bu nedenle bir yandan konferanslar iptal edilebilmekte, bilimsel toplantılara müdahale edilebilmekte, bir yandan da iktidara yakın vakıf-tarikatlar ile ilişkiler kurulabilmekte, bu ilişkilerden gelen güç ile her türlü hukuksuz girişim meşru gösterilebilmektedir” ifadelerini kullandı.

"İŞTE AKP ÜNİVERSİTESİ"

Erkan İbiş ile ilgili kendisinin de örneklerde bulunacağını belirten Demirkent, “Rektör İbiş, 2012 yazında 'seçimle' üniversite rektörlüğüne gelmesinden sonra ilk iş olarak dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı yani iktidar partisi genel başkanını üniversitenin açılış dersi için üniversiteye davet etmiştir. Üniversitenin iktidar partilerinin arka bahçesi olamayacağını ifade ederek protesto gerçekleştirmek isteyen öğrencilerini gözaltına aldırmıştır. Gazeteniz bu durumu 'İşte AKP Demokrasisi' başlığı ile haberleştirmiştir. Buna 'İşte AKP Üniversitesi' de denebilir. Bilindiği gibi bugün utanç verici biçimde bütün üniversite rektörleri sarayda toplanmakta ve üniversite açılışı bu biçimde gerçekleşmektedir. Bu üniversite rejiminin Türkiye’deki mimarlarından birinin Erkan İbiş olduğunu unutturmak için yapılan bir girişim olarak okuduğum Sayın Özden’in yazısı bu yüzden de bir talihsizliktir.

ERKAN İBİŞ'İN ÜSTLENDİĞİ ROL

Bu örneklerin yeni üniversite rejimi bağlamında Rektör İbiş’in üstlendiği rolün sadece bir boyutu olduğunu dile getiren Demirkent, “Rektör İbiş, OHAL döneminde OHAL üzerine hukuk fakültesinde bilimsel bir konferans yapılmasına izin vermemiştir. Bu konferansa yer açmak için dersini açık hale getiren Dr. Kerem Altıparmak hakkında bu nedenle soruşturma açtırmıştır. Bu 'örnek' buz dağının görünen kısmıdır sadece. Eleştirel bir fikre dayanan her söz, her eylem soruşturma konusu yapılmaktadır.

“Örnek” başlıklı yazısında Erkan İbiş’i örnek rektör olarak gösteren Yekta Güngör Özden'in, İbiş’in oğlu Can İbiş’in söz konusu düzenlemeden yararlanarak Ankara Üniversitesi öğrencisi olmasını da hukuka uygunluk bakımından savunduğunu söyleyen Demirkent, “Sanırım bu da bir halkla ilişkiler tesadüfüydü…” dedi.

"FAKAT HAVA DÖNÜYOR…"

Yazısında son olarak havanın döndüğünü ve Erdoğan rejiminin mevcut zor ve baskı araçlarıyla da sürmesinin artık mümkün olmadığını dile getiren Demirkent, “Türkiye’de demokrasi ve hukuk için büyük bir arzu ve bu arzuyu besleyecek siyasi bir motivasyon var artık. Peki kurumları tasfiye edenler, rejimin araçları olanlar… Onlar da halkla ilişkilere önem vermeye başlamış olsa gerek” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

BES Adana: Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı istiyoruz

SONRAKİ HABER

İZENERJİ işçisi TİS için sandığa gidiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa