11 Temmuz 2019 04:11

İzmir'de işçilerden kıdem tazminatı uyarısı: Hayatı durduracak güce sahibiz

Kıdem tazminatının gasbedilmesine tepki gösteren İzmirli işçiler, konfederasyonlara ortak mücadele çağrısı yapıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Nuray ÖZTÜRK
İzmir

Krize ve kıdem tazminatının gasbına karşı konfederasyonlara ortak mücadele çağrısı yapan Genel-İş İzmir 7 No’lu şube işyeri temsilcileri, “Biz üzerimize düşeni yapacağız. Belki ulaşımı engelleyeceğiz, belki hayatı durduracağız çünkü o güce sahibiz. İnsanı hor gören bu anlayışa cevap verelim” dedi.

Bornova Belediyesi Park Bahçeler İşyeri Temsilcisi İlhami Gündüz, “Enflasyonu düşük göstermek yaşadığımız gerçeği değiştirmiyorlar maalesef. Keşke değiştirse. Ülkece mutsuzuz çünkü hiçbir şey iyi gitmiyor. Çocuklarımızın ihtiyacı olan gıdayı dahi alamıyoruz, aile huzurumuz etkileniyor. Bütün işçiler böyle yaşıyor. Örneğin yol parası bulamadığı için sabah altıda yola çıkan, bir saat yol yürüyüp işe gelen arkadaşlarım var. Para harcamamak için öğle yemeği yemeyip akşama eve gidince yiyen arkadaşlarım var, çocuğuna kırtasiye malzemesi almakta zorlanan ya da mutfak tüpünü değiştirmeye parası olmadığı için çalı çırpı toplayıp yemek yapmaya çalışan, hatta bu yüzden evi yanan arkadaşlarım var. Bunları anlatırken bile içi doluyor insanın. 2020 lira asgari ücretle, yüzde 5 zamlarla, bize layık gördükleri bu ücretlerle kendileri yaşasınlar görelim. Bireysel emeklilik ile ilgili fon kurulması, kıdem tazminatına saldırı, özel istihdam bürolarının kurulup da norm çalışmanın yürütülmesi, açlık ve yoksulluk sınırı altında yürütülen rakamlar... Bunlar ciddi derecede zorbalık. Bir de krizin faturasını üzerimize yıkıyorlar. Artık ne umudumuz kaldı ne de tahammülümüz” dedi.  

‘NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ’

Kıdem tazminatının tek güvenceleri olduğunu belirten Gündüz, “Bir gasp durumunda ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız. Alanlara, meydanlara, sokaklara döküleceğiz. Bundan emin olsunlar ki yılmadan usanmadan hakkımızı gasbettirmemek için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu sadece bizimle ilgili değil çocuklarımızın geleceğiyle ilgili. Alın terimizi vermeyeceğiz. Bu dayatmalara karşı sadece Genel-İş olarak değil, diğer konfederasyonlarla da bir araya gelerek mücadele etmeliyiz. Biz bunun için üzerimize düşeni yapacağız. Stantlar kurarak halkı bilgilendireceğiz, belki ulaşımı engelleyeceğiz, belki hayatı durduracağız çünkü o güce sahibiz. Sermayenin gücü olduğu kadar işçinin de bir gücü olduğunu anlamamız gerekiyor. İnsanı hor gören bu anlayışa cevap vermemiz gerekiyor” diye konuştu.

‘ZEKAMIZLA DALGA GEÇİYORLAR’

Tire Belediyesi işyeri temsilcilerinden İpek Kendirci ise krizden dolayı yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekerek, “Enflasyonla oynanıp düşük gösteriliyor, bir yerde okumuştum şemsiye ile ölçüyorlar diye. Zekamıza, yaşamımıza, her şeyimize hakaret. Bu koşullarda asgari ücret 5 bin lira olsa da geçinemeyeceğiz. Ekonomi bu durumdayken bizim zaten geçinme şansımız yok. Ne kadar para aldığımızın önemi de yok aslında. Peynirin kilosu olmuş 60 lira, çok basit şeyler ekmek, et... Benim bir oğlum var üniversitede okuyor, gerçekten onun geçimini çok zor sağlıyorum” diye konuştu. 6 yıldır Tire Belediyesinde çalıştığını ifade eden Kendirci, yeni örgütlendiklerini ifade ederek, “İlk başladığımızda ciddi anlamda zorluklarla karşılaştık. Baskı ve sürgünlerle yıldırmaya çalıştılar. Ama sonuçta başardık. Şimdi kıdem hakkımız ve insanca yaşanacak ücret için de aynı mücadeleyi vereceğiz. İsterlerse yine sürsünler nasıl olsa alıştık. Bakın Fransa’daki sarı yeleklilere bir kuruş benzin zammı için sokaklara döküldü. ‘Yapamazsın, sen orada o şatafatın içinde otur diye ben burada bir kuruş fazla vermem’ dedi. Burada niye olmasın” şeklinde konuştu.

‘AL BUNUNLA KENDİN ÇIK ÇARŞIYA’

Tire Belediyesi fen işleri işçisi aynı zamanda şube yönetim kurulu üyesi İsmail Yüksek ise “Evliyim iki tane çocuğum var. Bizim Tire’de salı pazarı denen dünyaca ünlü bir pazar kuruluyor. Eşime yüz lira veriyordum daha önce, kıymasına varıncaya kadar bütün mutfak ihtiyacını alıp geliyordu. Ama şimdi eline 100 lira verdim mi ‘Al bununla kendin çık çarşıya’ diyor. 150 liradan aşağı veremiyorum yalnızca pazar alışverişi için. Bir haftalık pazar alışverişi yapıyor ama meyveler tam değil. Çoluğum çocuğum elma yiyorsa muz yiyemiyor, karpuz yiyorsa kiraz yiyemiyor. Neden? Hani alım gücü düşmemişti” diye sordu. Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın maaş tartışmalarına da değinen Yüksek, “Bizlere yüzde 4 zam 70 yaşındaki adama 18 bin lira maaş. Halkımızın alaycı bir şekilde hakkını gasbediyorlar” dedi.

SALDIRI NEREDEN GELİRSE GELSİN MÜCADELE

Kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesine de tepki gösteren Yüksek şunları söyledi: “20 senedir Tire Belediyesine katlanma sebebim kıdem tazminatı. Nedeni çoluğuma çocuğuma biraz daha ferah bir zaman bırakabilmek. Yarın bir gün benim çocuklarım evlenebilir, araba almak ister, iş kurmak ister, biz bu kurumda belirli şartlar altında çalışmayı bu nedenle kabul ettik. Tasarruf tedbir diye bir şey var oradan alıyorlar, zorunlu BES var oradan yoluyorlar. Asgari ücretten vergi alıyorlar. Onu zaten hiç anlamıyorum nasıl vicdanları sızlamadan asgari ücretten vergi alıyorlar? Üstüne bir de kıdem tazminatımızı alırlarsa işçinin kolunu kanadını kırarlar. Bizler buna izin vermeyeceğiz. Sadece işçiye de değil, tüm halka anlatacağız. Diğer sendikalarda arkadaşlarımız var. Sadece Genel-İş değil, Belediye-İş var, Hizmet-İş var. Bir sürü iş kolunda örgütlü konfederasyonlar var. Hep beraber bir araya gelinmesi lazım. Kimse iktidardan yana tutum almamalı. Bizim amacımız işçinin haklarını korumaksa saldırı nereden gelirse gelsin mücadele etmemiz lazım. Sadece işçiye karşı da değil halka karşı da sorumluluklarımız var. Halkı da bilinçlendirmeliyiz.”

‘İŞÇİNİN GÜCÜ BİRLEŞMESİDİR’

“İşverenin üzerindeki yükü azaltmak için işçinin cebindeki parayı alıp işverene destek babında aktarmak, yaptıkları tek şey bu” diye iktidara tepki gösteren Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü İşyeri Temsilcisi Fatih Budak ise şöyle konuştu: “Çıkardıkları yasalar, tüzükler işçiyi kendi karşılarında dize getirmek ve cebindeki parayı almak için, başka bir şey değil. Misal BES cebimizden kesiliyor, ben emekli olunca alacakmışım bu parayı. Ne zaman? zamanı da yok. Ölünce alacağız. Kaç para kesiyorsun en az 100 lira, maaşına göre belki 200 belki 300 lira, yüzde 25 de devlet katkısı. Ne zaman alacağım ben bu parayı yok, kim kullanacak yok, ben işsiz kaldığımda bana mı vereceksin hayır, işverene vereceksin İŞKUR’un yaptığı gibi. Ya da kendi cebine dolduracaksın. Mesele bu. İşçinin en büyük gücü öncelikle birleşmesidir. En büyük gücü sokaklardır. Sokaklara inmedikçe, hayır demedikçe yapacak bir şeyimiz yok. Birleşe birleşe kazanacağız başka yapacak hiçbir şeyimiz yok.” İZBAN işçisi Gökhan Ceylan ise “İşçilerin mücadelesiyle elde edilen bazı kazanımlarımız var. Yeni çıkan reform paketinde kıdem tazminatının gasbı söz konusu, emek hırsızlığı söz konusu yani. İşçilerin mücadelesiyle elde edilen kazanımlarımızı gasbettirmeyeceğiz” dedi.

ALİAĞA’DAKİ İŞTEN ATMALARA TEPKİ

MHP’li Aliağa Belediyesinde yaşanan işten atmalara da tepki gösteren işyeri temsilcilerinden İlhami Gündüz, “İşçiye yönelik bu saldırı yönetim anlayışını ortaya koymaktadır. İşsizliğe açlığa, yoksulluğa belki intiharlara yol açan aynı zamanda sendikal bir saldırı olan bu işten atmalara göz yummayacağız. Sermaye kavgalarının bedelini işçiden çıkarıyorlar. Genel-İş olarak bu konudaki tavrımız net. Aliağa işçisi arkadaşlarımız yalnız değil, olmayacaklar da” diye konuştu. İZBAN işçisi Gökhan Ceylan ise dayanışmaya devam edeceklerini söyledi. Genel-İş 7 No’lu Şube üyesi işçiler, temsilciler kurulunun aldığı karar doğrultusunda Aliağa işçileri için iş yerlerinde bir dayanışma kampanyası yürütüyor. Ayrıca cuma sabahı işten atmalara dikkat çekmek için Bornova’nın merkezi noktalarında bildiri dağıtacaklar.

ÖNCEKİ HABER

AKP hükümetine Doğu Akdeniz baskısı artıyor

SONRAKİ HABER

Hakkari'de mayına basan asker yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa