10 Temmuz 2019 13:06

Yunanistan seçimleri: Yeni Demokrasi’yi hükümete SYRIZA getirdi

Troyka politikalarından kopmayan SYRIZA’nın karşısına vitrinini yenileyerek çıkan ve kazanan Yeni Demokrasi’nin halkın beklentilerine yanıt vermesi ise mümkün görünmüyor.

Fotoğraf: Elif Görgü / Evrensel

Paylaş

Seyit ALDOĞAN
Atina

Geçtiğimiz pazar günü Yunanistan’da milletvekili seçimleri gerçekleşti. Avrupa Birliği Parlamentosu (AP) seçimlerinde ağır bir yenilgi alan SYRIZA daha oy sayma işlemleri devam ederken genel başkan ve başbakan Çipras’ın ağzıyla erken seçim kararı alındığını duyurmuştu.

Uzun süreden beri Yunanistan medyasında yayınlanan kamuoyu araştırmalarının doğruluğu kanıtlandı ve Yeni Demokrasi Partisi (ND) onların yüzde 39.8’ini alarak 300 sandalyelik mecliste 158 milletvekili ile hükümet oldu.

SYRIZA ise yüzde 31.5 ile 86 milletvekili çıkararak ana muhalefet konumuna düştü. KINAL (PASOK’un öncülüğündeki Değişim Hareketi) %8.1 ile 22, Yunanistan Komünist Partisi (KKE) yüzde 5.3 ile 15, ilk defa milletvekili seçimlerine giren ve gerici bir parti olarak bilinen Yunan Çözüm Partisi (Elliniki Lisi) yüzde 3.7 ile 10, ilk SYRIZA hükümetinde ekonomi bakanı olan ancak daha sonra görevden alınan Yanis Varufakis’in kurduğu MERA 25 ise yüzde 3.4 ile 9 milletvekili çıkararak meclise girdiler. Mecliste grubu bulunan Potami seçimlere girmezken Merkezler Birliği ve Nazist Altın Şafak partisi yüzde 3’lük barajı aşamayarak meclis dışında kaldılar.

SYRIZA NE YAPTI?

2010’lu yıllardan beri devam etmekte olan kriz politikalarının altına imza atan ve krizden sorumlu olan partilerden biri olan Yeni Demokrasi’yi hükümete getirenin SYRIZA politikaları olduğunu söylemek ise abartı değil. SYRIZA, yüzde 3’lük bir oy oranından yüzde 30’ların üzerine ulaşmıştı. Halkın taleplerine sahip çıkan söylemlerle alternatif olan SYRIZA, hükümete geldikten hemen sonra ise Troyka (AB, AB merkez bankası ve IMF) politikalarını kabul etti, hatta halkın referandum ile “hayır” dediği politikaları uygulamada ısrarcı davranarak 3. ve 4. Troyka anlaşmalarını imzaladı.

Artırılan vergiler, sosyal güvenlik sisteminde ve iş yasalarında yapılan değişiklikler; zamlar, işten atmalar, sosyal hakların gasbı vb. birçok alanda bir önceki hükümetlerin yarım bıraktıklarını tamamladı ve onların yapmaya cesaret edemediklerini de yaptı.

Yeni Demokrasi, “Hükümete gelirsek Troyka anlaşmalarını ve uygulama yasalarını tek bir yasa maddesi ile iptal edeceğiz” diyen SYRIZA’nın alternatif olmadığı ortaya çıkınca vitrinini yeniledi ve kara propagandaya ağırlık vererek, kalkınma vaadiyle yeniden hükümet oldu. Kısacası alternatifsiz kalan kitleler bir kez daha “kötülerin içinden seçme” durumu ile karşı kaldılar.

Geçmiş seçimlerde, bir programı olmayan, örgütsüz ve politikasız tabela örgütlerinin, birdenbire yüzde 3’lük barajı aşarak hatırı sayılır milletvekili sayısıyla meclise girmesi ve hemen sonraki seçimlerde barajın altına düşerek silinip gitmesi de bu alternatifsizliğin bir sonucu. Ayrıca Nazilerin geçmiş iki seçimde güçlü olarak meclise girmelerinde de alternatifsizliğin önemli bir payının olduğunu belirtmek gerekiyor.

MİLLİYETÇİ PROPAGANDA, GERİCİ ADAYLAR

Oluşan bu genel durum içinde Yeni Demokrasi (ND), vaatlerinin yanına milliyetçi ve gerici bir propagandayı iliştirerek ve halkın tepkileriyle muhalif tutumunu “toplumsal güvenlik” adı altında yapay hedeflere yönelterek çok yönlü bir seçim kampanyası yürüttü.

Kuzey Makedonya ile yapılan anlaşmayı “ulusal ihanet” olarak değerlendirdi ve bulanık, milliyetçi bir gerici ortamın oluşmasına yol açtı. Bütün bu konularda başarılı olduğu ise seçim sonuçlarıyla kanıtlanmış oldu.

Yeni Demokrasi’nin aldığı oylara gelince: Daha önce SYRIZA’ya ve seçimlere girmeye cesaret sile edemeyen POTAMİ’ye giden oyların yeniden Yeni Demokrasi’ye döndüğü, ayrıca Altın Şafak partisinden ve meclise giremeyen Merkezler Birliği’nin seçmenlerinden de oy aldığı anlaşılıyor. Yeni Demokrasi’nin aşırı sağa giden oyları kazanmak için aşırı sağcı olarak olarak bilinen çok sayıdaki gerici isme parti içinde önemli görevler verdiği de biliniyor.

SYRIZA’nın eski Ekonomi Bakanı Yanis Varufakis’in partisi MERA 25 ise ilk SYRIZA hükümetinde kalkınma bakanı olan ancak daha sonra SYRIZA ile yollarını ayıran Panayotis Lafazanis’in kurduğu Halkın Birliği partisinden ve diğer küçük sol parti ve örgütlerden oy almış görünüyor.

SYRIZA’NIN BAHANESİ: HALK BİZİ ANLAMIYOR

Öte yandan SYRIZA daha bugünden, yenilginin, izlediği sermaye yanlısı politikalardan değil “halkın kendilerini anlamamış olmasından” ve ülkeyi krizden kurtarmak için “kaçınılmaz olarak” uzlaşmak zorunda kalmalarından kaynaklandığını anlatmaya girişmiş bulunuyor.

Seçimlerde olumlu olarak değerlendirilecek tek sonuç ise Nazist Altın Şafak partisinin barajın altına düşmesi oldu. Nazilerin aynı isim ve söylemler altında yeniden toparlanması artık olası görünmüyor. Ayrıca meclis içinde ve dışında bulunan tüm partilerin bu partiyi Nazist bir parti olarak değerlendirmesi ve ilerici güçler ile örgütlerin kararlı bir teşhir faaliyeti sürdürerek mücadele etmesi, gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.

YENİ DEMOKRASİ NE YAPACAK?

Yeni Demokrasi’yi hükümete taşıyan vaatlerin uygulanabilirliği ise yok. Yeni Demokrasi de sermaye sınıfının partisi ve dolayısıyla kapitalist düzenin yürütme organı olarak, işçi ve emekçi karşıtı politikalara öncelik verecek ve krizin yükünü halkın sırtına yıkmaya devam edecektir.

Programında haftanın 7 gününü de “iş günü” olarak tanımlayan, özellikle sendikal hak ve özgürlükleri “kalkınmanın önünde engel” olarak nitelendiren ve önceliğin sermayenin taleplerine verileceğini açıkça ifade eden bir partinin, daha fazla yoksulluk ve işsizliğe neden olacak politikaları yürürlüğe koyacağı bugünden açık.

Yeni Demokrasi, hükümet olması durumunda üniversitelerin özerkliğini kaldıracağını; boykot, işgal türü gösteri haklarının yasaklanacağını, polis sayısının artırılarak asayişin sağlanacağını belirtmişti. Önümüzdeki birkaç gün içinde üniversite özerkliğini ortadan kaldıran yasanın meclise getirilmesi bekleniyor.

DAHA İLK GÜNDEN MÜLTECİ DÜŞMANLIĞI

Bu arada, yeni hükümetin yemin etmesinin üzerinden 24 saat geçmeden sokaklarda; aç ve perişen yaşayan mültecilere yönelik operasyonların yapılması, Kiryakos Miçotakis hükümetinin halkın dikkatini başka yönlere çekerek ve suni gündemler üzerinden propagandaya ağırlık vererek, Troyka politikalarına devam edeceğinin işareti oldu.

Kısaca belirtmek gerekirse, yoksulluk, işsizlik ve her türlü hak gasbına neden olan politikaların sürdürülmesini programına “kalkınma” olarak alan hükümetin, kısa süre içinde halk desteğini kaybetmeye başlaması muhtemel.

Vitrinini değiştirmiş bir partinin sicilinin değişmeyeceği, krizden ve Troyka politikalarından sorumlu olarak işçi ve emekçilerin muhalefeti ile karşılaşacağı daha bugünden tartışılmaktadır.

KRİZE RAĞMEN SOL PARTİLERİN HEPSİ GÜÇ KAYBETTİ

Seçim sonuçlarına ilişkin gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta ise başta Yunanistan Komünist Partisi (KKE) olmak üzere sol partilerin hemen hepsinin güç kaybettiğidir. KKE, bir önceki seçimlerde yüzde 5.4 almışken bu seçimlerde yüzde 5.3 aldı. Ciddi bir fark bulunmadığı söylenebilir ancak kriz ortamında oy artıramayıp kaybetmek, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Yeni Sol Hareketi’nin (NAR) de içinde yer aldığı ANDARSIA ittifakı ise yüzde 0.7 den yüzde 0. 5’e düştü. Bu durumun en önemli nedeni ise söz konusu güçlerin hemen hepsinin halkın gündeminde olmayan taleplerde ısrar etmesi ve yapay gündem maddelerini kitlelere kabul ettirmeye çalışması olduğu söylenebilir.

Günlük sorunlardan uzak ve soyut sloganlar etrafında yürütülen seçim faaliyetleri halkı ikna edemedi ve alternatif olunmasına engel oldu. Güncel talepler üzerinden Troyka politikaları karşıtı geniş bir birlik oluşturulması, sekter tutumlar nedeniyle gündeme bile gelmedi.

ÖNCEKİ HABER

Papua Yeni Gine'de kabile katliamı: 24 kişi öldürüldü

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İlişiklerini kesmeyenler için suç duyurusunda bulunacağım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa