10 Temmuz 2019 04:13

Bilecikli işçilerden kıdem tazminatı uyarısı: Ateşle oynama

Bilecik'te farklı iş kollarında çalışan işçiler, Hükümetin kıdem tazminatını fona devretmek istemesine tepkili.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Deniz IRMAK
Bilecik

Sabah erken saatlerde mahallerden iniyor işçiler duraklara. Kimi uykulu, kimi yorgun yüzler, çay ocaklarının önünde servis beklerken bir yandan kahvaltı ediyor.

İşçiler servisleri beklerken kıdem tazminatı üzerine sohbet ediyoruz.

20 yıl Porland’da çalışmış oradan ayrıldıktan sonra kimya fabrikasında işe başlamış bir işçi, sitem ediyor: “Daha neyimizi alacaklar, ayıptır günahtır. Bu iktidar eceline susamış, bırak kardeşim işçilerle uğraşma, git biraz patronlarla uğraş. Belli, fon oluşturup yine patronlara verecekler. Benim adıma kesilecek ama patronlara kredi olarak gidecek. Yetmedi sanki yedikleri. Ben emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) mağduruyum, önce bu sorunu çözsünler. Bireysel emeklilik sisteminden çıktık, şimdi zorunlu hale getireceklermiş, kabul etmiyoruz. Fazla zorlamasınlar, bu millet seçimde söyleyeceğini söyledi, anlamazlarsa bir kez daha söyleriz.”

Yanındaki kadın işçi de giriyor söze: “Birlik olmuyoruz, bütün bunlar ondan oluyor. Hep beraber olsak bunlar yaşanmaz.”

Sesler yükseldikçe diğer işçiler de kulak kabartıyor. Bir başka işçi isyan ediyor: “Çaldınız, çırptınız, yediniz, içtiniz artık yeter. Bu kadar hırsızlık olmaz. Donumuzu mu alacaklar? Millet zaten burnundan soluyor, vallahi billahi eğer bu kıdem tazminatına dokunurlarsa onların sonu olur. İşçi sokağa dökülür, hepimiz dökülürüz. Menderes’ten, Özal’dan başlayan süreci bunlar tamamlamak istiyor. Her şeyi sattılar, yediler. Akıllarını başlarına toplasınlar, yol yakınken bu işten geri dursunlar.”

O sırada durakların önünü temizleyen temizlik işçisiyle konuşmaya başlıyoruz. Belediyede beş aylığına işe başladığını anlatan işçi, “Şimdi işimize son verecekler. İŞKUR’da Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında işe alındık, şimdi AKP kaybetti hemen bizim çıkışımızı verecekler. Yıllarca başka yerlerde çalıştık, sigortalarımız gösterilmedi. Şimdi EYT’ye takıldık. Bunların yatacağı yer yok. Sendikalar bu işin başına geçmeliler, kıdem tazminatının fona devrine karşı durmalılar” diyerek endişelerini ama aynı zamanda taleplerini de dile getiriyor.

Bien Seramik’te çalışan bir işçiyse “Ne yapıyoruz, ne ediyoruz ay sonunu getiremiyoruz. Aldığımız asgari ücret ama her şeye zam geliyor. Eve doğru dürüst et girmiyor, hep ucuz şeylere kaçıyoruz. Burada insanlar köyle bağı olmasa yaşayamaz. Ancak üç kuruşluk maaş ve köyden gelenlerle kıt kanaat geçiniyoruz. Kim gelirse gelsin hep cebini dolduruyor, bizi düşünen yok” diyerek yaşadığı ekonomik sorunları anlatıyor. Kıdem tazminatını sorduğumuzda ise şu cevabı alıyoruz: “Valla ateşle oynamasınlar, kimin yanacağı belli olmaz. Bence kıdem tazminatına gelene kadar çok sorun var. İşyerinde bizi insan yerine koymuyorlar. Affedersin sokaktaki itten farkın yok. Gel buraya, git şuraya dolandırıp duruyorlar. Valla sendikalar işçiyi sokağa döksünler, biz hepimiz çıkarız, o zaman belki bir şeyler değişir.”

Durakta işçilerle sohbet ede ede ilerliyoruz. Bir grup kadının yanına gidiyoruz. Kadınlar kıdem tazminatının fona devrinden haberdar değil. Kısaca anlatıyoruz. Hemen hepsi tepki gösteriyor. “Bu nasıl bir iştir” diye sitemli şekilde soruyorlar. Kadın işçiler servise binerken tartışmaya devam ediyor.

Servisler gelmeye başlayınca çay ocağına giriyoruz. Üç genç işçinin masasına oturuyoruz. Genç işçiler ekonomik sorunları anlatırken en çok eleştiriyi Bülent Arınç’a yapıyor: “Biz çalışıyoruz, onlar yaşıyor, fabrikada hepimiz patronlara çalışıyoruz. Mermer fabrikasında çalışıyoruz, ücretlerimiz ödenmiyor. Şikayet ediyoruz denetim yok, ilgilenen yok. Adam çıkmış ‘Benim ücretimi tartışan edepsizdir’ diyor. Edepsiz olan sensin, ya bu nasıl iştir. Tüm akrabası, eşi dostu hep yüksek yerlerde iş buluyor, biz gibi garibanlar çalışıyoruz maaş alamıyoruz. Hele bir gelip mermer fabrikasına çalışsınlar onları göreyim. 18 bin TL maaş ne demek, ben hiçbir zaman bu kadar parayı bir arada görmedim. Haram zıkkım olsun. Bir de şimdi kıdem tazminatına göz dikiyorlar. Vallahi birleşmezsek bu da elimizden gider.”

Kıdem tazminatının fona devrinin bir felaket olacağını düşünen işçiler aynı zamanda sendikalara da tepki gösteriyor. Sendikaların işçileri yeterince aydınlatmadığını düşünen işçiler “Her şeye rağmen birleşirsek kazanırız” diyor.

ÖNCEKİ HABER

Jandarma Genel Komutanlığı darbe davasında ağırlaştırılmış müebbet istemi

SONRAKİ HABER

Barış Akademisyenleri'nden Tuna Altınel'in davası için dayanışma çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa