09 Temmuz 2019 16:25

Eğitim Sen: Kadın üniversitesi değil eşit ve özgür yaşam istiyoruz

Eğitim Sen’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Kadın Üniversitesi" kurulması talimatına tepki: Kadınları kamusal toplumsal alandan dışlama hazırlığıdır.

Eğitim Sen logosu

Paylaş

Eğitim Sen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Japonya dönüşü kadın üniversitesi açma talimatına açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, “Bir ülkenin cumhurbaşkanı; küresel toplumsal cinsiyet eşitsizliği raporunda 110. sırada olan Japonya’da "kadın üniversiteleri" olduğunu, 19. yüzyılda başlatılan bir uygulamayı 165 yıl sonra birdenbire fark ediyor. Türkiye’ye gelir gelmez YÖK’e kadın üniversiteleri kurulması için hazırlık yapın direktifi veriyor” denildi.

AKP'nin yıllardır Türkiye'deki eğitim sistemini cinsiyetçi, milliyetçi, gerici, piyasacı ideoloji çerçevesinde baskıyla dönüştürmeye çalıştığı belirtilen açıklamada, “Geçtiğimiz dönemde toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştirecek önlemleri bir kalemde silip atan YÖK 'Tez kadın üniversiteleri kurula!' fetvasını hayata geçirmek için çalışmaya başladı” denildi.

KADIN AKADEMİSYENLER İHRAÇ EDİLDİ

Türkiye’de kadın akademisyenlerin toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve mücadelede önemli çalışmalar yaptığı belirtilen açıklamada, KHK’ler ile kadın mücadelesinin de hedef alındığına, toplumsal cinsiyet eğitimleri yapan akademisyenlerin hukuksuzca ihraç edildiğine dikkat çekildi. Açıklamada, kız çocuklarının yarısının ilköğretimden ortaöğretime geçişte eğitim hakkından vazgeçmek zorunda bırakılmasının, üniversite çağındaki her on genç kadından ancak birinin yükseköğretim görebilmesinin, çalışabilecek durumdaki her on kadından ancak üçünün iş gücü piyasasında yer bulabilmesinin iktidarın kadınları yok sayan politikalarının sonucu olduğu ifade edildi.

KADINLARI KAMUSAL ALANDAN DIŞLAMA HAZIRLIĞI

Açıklamada, kadın öğrencilere seslenilerek, "Tez kadın üniversiteleri kurula!’ fetvası; kadınları gelecekte yalnızca kadınlara hizmet verebilecekleri toplumsal cinsiyet rollerine göre mesleklere hapsetme, kamusal toplumsal alandan dışlama hazırlığıdır. Bu topraklarda geçmişten bugüne binbir zorlukla okuyup meslek sahibi olmuş kadınların mücadelelerine haksızlıktır, kazanımlarına saldırıdır” ifadelerine yer verildi.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve karma eğitimin bilimsel eğitimin temeli olduğu vurgulanan açıklamada, kadınların yaşam ve eğitim hakkına yönelik saldırılara boyun eğilmeyeceği ifade edildi.

SODA: KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ SAĞLANMALI

Sosyal Dayanışma Ağı da konuya ilişkin bir açıklama yayımladı. SODA açıklamasında, “Kadınlara yönelik suni gündemler yaratılmaktan vazgeçilmeli, gerçek sorunlar üzerine ‘kadın-erkek eşitliğini’ sağlayacak politikalar üretilerek uygulanmalıdır” dedi.  

SODA’nın açıklaması ise şöyle:

“Japonya’da, kadın üniversiteleri 100 yıl önce kurulmaya başlandı. Karma üniversite teklifi reddedildiği için, kadınlara özel üniversiteler açıldı. Ancak, kadın üniversiteleri Japonya’daki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yetmedi. Japonya bugün, 149 ülkenin yer aldığı Toplumsal Cinsiyet Uçurumu (2018) raporunda, pek çok az gelişmiş ülkenin de altında, 110. sırada yer alıyor. 

Türkiye ise yaklaşık 100 yıl önce karma eğitime geçti. Bugün üniversitelerde okuyan öğrencilerin yüzde 46.5’ini kadınlar oluşturuyor. Akademisyenlerin de yüzde 44.4’ü kadın. Buna rağmen Toplumsal Cinsiyet Uçurumu (2018) raporunda 149 ülke arasında 130. sıradayız.  Çünkü toplumsal cinsiyet rolleri bir cendere gibi kadınları sıkıştırıyor. Her dört kadından üçü istihdama katılamıyor, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük çekiyor, ‘erkek meslekleri’ olarak kabullenilen alanlara yönlendirilmiyor, kamuda ve özel sektörde yönetim kademelerine ilerlerken engelleniyor, milletvekili ve belediye başkanı olmakta güçlük çekiyor.

Japonya, kadınların siyasete katılımında Türkiye’nin bile oldukça gerisinde (Japonya 125., Türkiye 106. sırada). Yani, Japonya’daki kadınlar da Türkiye’dekiler gibi kendilerini ilgilendiren yasaları çıkarmada ve yerel yönetimlerde söz sahibi değiller. Kadın ve erkeklerin birlikte eğitim yapması, bir gerekliliktir. Eğitim, toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren en önemli araçtır. Kadın ve erkeğin birbirinden soyutlanması; iletişim kurma, birbirini anlama, birlikte üretme pratiklerini ortadan kaldıracaktır. Türkiye’de zaten sağlıksız olan, arkadaşlık, sevgili olma ve eşlik ilişkilerini daha kötüye götürecektir. Devletin daha da ‘erkekleşmesine’ yol açarak, kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini arttıracaktır. Kadın üniversiteleri, ‘kadın mesleği, erkek mesleği’ kabullerini de arttıracak, kadınların pek çok alana girmesinin önünü kesecektir.

 Hangi amaçla gündeme getirildiği belli olmayan ‘kadın üniversitesi’ konusundan önce devletin çözmesi gereken çok önemli kadın sorunları bulunmaktadır. Kadın işsizliği, kadına yönelik şiddet, kadın yoksulluğu, çocuk yaşta evlilik, kadın katillerine iyi hal indirimleri, nafaka hakkının elden alınmaya çalışılması bunlardan yalnızca birkaçıdır. Kadınlara yönelik suni gündemler yaratılmaktan vazgeçilmeli, gerçek sorunlar üzerine ‘kadın-erkek eşitliğini’ sağlayacak politikalar üretilerek uygulanmalıdır.”

(HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Yedek akçe yetmedi, Hazine 11 milyar lira borçlandı

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa