10 Temmuz 2019 05:56

Hayatına sahip çıkan Agrin hayallerinin peşinden gidiyor

Toplumsal baskıya kadın dayanışmasıyla karşı durmuş Agrin. “Bu dayanışma olmasaydı belki ben de intihar eden trans kadınlardan biri olacaktım" diyor.

Fotoğraf

Elif Ekin Saltık

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

Agrin... Yaşamın ona getirdiği zorluklara direnme gücünü gözlerinde taşıyan bir kadın. İçinde bulunduğu feodal toplumun onu ezmeye çalışmasına karşı, kendini ezdirmeyen, başını dik tutan... Agrin’le buluşacağımız yeri ve saati belirlemek için telefonla konuştuğumuzda, yumuşak sesinin tınısı utangaçlığını saklayamıyor; buluşmadaysa sanki uzun zamandır tanıyor hissiyatı yaşatıyor samimiyeti.

23 yaşında trans bir kadın Agrin. Beden uyum operasyonu için başlattığı kampanya ile tanışıyorum ben de kendisiyle. Röportaj teklifimi kabul ediyor hiç tereddüt etmeden.

7 yaşına kadar Diyarbakır’da yaşamış. Savaş, yoksulluk ve ailevi problemlerden ötürü 2003’te ailecek İstanbul’a göç etmişler. İlkokulu oturduğu semtte okumuş, liseyi ise imam hatip lisesinde okumayı tercih etmiş. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Kimliğimin farkındaydım ve bir çelişkiye düşmüştüm. Bir yanda din baskısı, bir yanda aile baskısı, bir yanda hissettiğim şeyler beni bir çıkmaza götürmüştü. Şafi Kürt olmanın verdiği muhafazakarlıktan dolayı da din yoluyla değişebileceğime inandım. Bu nedenle seçtim imam hatibi. Kendimi dine verdim, sürekli dua ediyordum, ‘Yaşadığım bu duyguları benden al’ diye çok yakardım. En sonunda fark ettim ki durumum dinle değişecek bir şey değil. Sonrasında da her şeyi, kendimi, dini sorgulamaya başladım. Lise son sınıfta kendimi kabul ettim. Okulda adım “gay imam hatipli”ye çıktı. Her yerde bana bu şekilde bağırıyorlardı. Ancak ben umursamıyordum. Yaşadıklarımdan dolayı okuldan geri çekmiyordum kendimi, sadece bir arkadaşım kalmıştı o da gizli eş cinseldi.”

EKONOMİK SIKINTILAR, TRANSFOBİ, AİLE BASKISI…

Agrin 2015 yılında, ilk yasaklanan Onur Yürüyüşü’ne katılıyor. En önlerde, hiç geri durmuyor, kendi deyimiyle bu ona pahalıya mal oluyor. Akit ve Vahdet gazeteleri fotoğraflarını yayımlıyor. Lisenin müdürü de gazetede fotoğrafları görüp ailesini arayıp “Gelin, çocuğunuzun diplomasını alın, biz istemiyoruz” diyor. O zamanlar Hevi LGBTİ ile hareket ediyor. “Dernekteki arkadaşlarla birlikte gidip aldım diplomamı. Bütün bunlar olurken ailem beni ev hapsine aldı. Şiddet de uyguladılar. Telefonuma da el koydular, markete bile göndermiyorlardı. Abimle yumruk yumruğa giriştik neredeyse. Babamla hâlâ konuşmayız. İstanbul Üniversitesinde Arap Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanınca son bir ay kala kayıt yaptırabilmek için evden çıktım ve üniversiteye başladım” diye anlatıyor yaşadığı sancılı süreci.

“Üniversiteye başladığımda imam hatibin baskısından kurtulacağımı düşündüm” diyen Agrin için hayat hiç de istediği gibi gitmiyor. Polis baskısı, muhafazakar, dar görüşlü hocalar derken, sınıf arkadaşları bile ona canavar gibi bakıyor. Ekonomik sıkıntılarla birlikte okulda yaşadığı transfobi, okumasına engel oluyor. Sonrasında da geçiş sürecine girmeye karar veriyor: “Geçen yıl geçiş sürecine başladım çünkü artık dayanamıyordum. O bedende olmak, geceleri o bedenle uyumak... Bir insana dokunamıyordum o bedenle. Aileme de söyledim, ‘İster kabul edin ister etmeyin, beni öldürecekseniz bile bu uğurda ölürüm’ dedim. Kavga ettik, evi terk ettim, 5 ay görüşmedik. Arkadaşlarıma sorup beni bulmaya çalışıyorlar. Mesela ailemin yanına böyle gidemiyorum, kamufle ediyorum kendimi. Bu benim psikolojimi kötü etkiliyor. Böyle olunca eve gitmek istemiyorum.”

260 KİŞİ İÇİNDE AGRİN İŞE ALINIYOR

Agrin’in burs aldığı kişi devam etmek istemeyince bursu kesiliyor. Aylarca kirasını ödeyemiyor. Temel ihtiyaçlarını arkadaşlarının dayanışmasıyla sağlıyor. O süreçte hiç de ucuz olmayan hormon ilaçlarını da alıyor. Ayrıca okula her gittiğimde güvenlikler arama yapıyor. ‘Bu sen değilsin’ diyorlar, her üniversiteye gidişinde bir şekilde güvenliklerin tacizine maruz kalıyor. Ve bu şekilde devam edemeyeceğini düşünerek okulu bırakmak durumunda kalıyor. 2018 eylülünden 2019 şubat ayına kadar iş arıyor.

İş bulma sürecini de şöyle anlatıyor. “Bir arkadaşım Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinin iş ilanını iletti bana. 260 kişi başvurmuştu ve bir kişi alınacak. Ben ümitli değildim, ‘Bu da olmayacak ortalıklarda kalacağım’ diyordum. Kesinlikle alınmayacağımı beklerken 3. görüşmeye gittim, öğleden sonra beni aradılar ve ‘Seni uygun gördük’ dediler. Onca süreden sonra umut dolu bir durumun olması beni çok mutlu etti. Şimdi ekonomik kriz var, bir birikim yapamadım ama hayatımı biraz düzene soktum” diyor Agrin.

‘KAMPANYAMA DESTEK BEKLİYORUM’

Beden uyum ameliyatı için başlattığı kampanya da çok önemli. “Temmuzda ameliyat olabilirsin” demişler Agrin’e. Türkiye’de ameliyatlar çok masraflı. Güvenilir ve sağlıklı olarak sürecini tamamlamak isteyenler bu ameliyatı olmak zorunda. Bazı illerde devlet hastanelerinde de yapılıyor, ama devlet bu konuda sıkıntılı. Özel hastanede ameliyat olmak için ise 30 bin lira gerekli. “Bu fonu açma sebebim tamamen buradan çıktı” diyor ve devam ediyor: “Çalışıyorum ama biriktiremiyorum, çünkü kazandığım yetmiyor, biriktirebileceğim bir para yok. Bundan sonra hayallerime ulaşmada umarım herkes bana destek olur. Bu tür kampanyaları başlatan arkadaşlarım vardı, başarılı olan var olmayan var. Ben de şansımı denemek istedim, şanstan ziyade dayanışmanın gücünü görmek istedim. Dayanışma gerçekten yaşatıyor bizleri. Herkesin bana ve kampanyama destek olmasını bekliyorum.”

KADIN DAYANIŞMASI OLMASAYDI
ŞU AN BURADA OLMAYABİLİRDİM

Kadın dayanışmasının hayatında neleri değiştirdiğini, ona ne kattığını merak ediyorum. Cevaplıyor Agrin: “Dayanışma yalnız olmadığımı hissettirdi. Bu dayanışma olmasaydı ben belki de intihar eden trans kadınlardan biri olacaktım. Bu gerçekten intiharın eşiğine sürükleyen bir şey. Ama güç bulunca vazgeçmiyorsun, ben de vazgeçmedim. İş ararken de pek çok zorluk yaşadım. Kimisi elimi sıkmadı, kimisi numaramı engelledi, bunlar olurken dayanışma görmeseydim şu an burada olamazdım. 

GENETİK MÜHENDİSİ OLMAK İSTİYOR

Agrin’in gelecek hayali ise okumak. Ama nasıl okuyacağı konusunda kaygılı, çünkü yaşamını devam ettirmek için çalışması da gerekiyor. Genetik mühendisliği bölümüne gitmek istiyor. Çocukluğundan beri bunu istiyormuş. Nedenlerinden birini şöyle açıklıyor: “İleride çocuk doğurabilmek. Şu an için bu, tıpta imkansız bir şey, ama benim için hiçbir şey imkansız değil, şu anki halimle imkansızı başarıyorum ben. Daha da başarmayı düşünüyorum.”

TÜM TRANSLAR AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR

Agrin için hayattaki en kötü şeylerden biri de ayrımcılığa uğraması. Karşılaştığı ayrımcılığın en başında kimlik problemi geliyor. Bir devlet kurumuna gittiğimde “Bu sen değilsin” dediklerini anlatıyor: “Bu çok zoruma gidiyor, Anlatıyorum, trans kadınım diyorum kimisi karşılaşmamış bu bir nebze anlaşılır bir şey. Ya da biri peşime takılıyor polise şikayet ediyorum kimliğime bakıp dalga geçiyor. Ahlakçılar, kabul etmiyorlar, ötekileştiriyorlar seni. Bir gün Marmaray’a gidiyordum, otobüse binip akbil bastım, şoför de ‘Bu kart sizin değil, bu erkek ismi’ dedi. Ben kimliğimi, akbilimi, öğrenci kartımı çıkarıp gösterdim ama şoför oralı bile olmadı. Gözünün önüne tutuyorum bakmıyor bile, beni sahtekarlıkla, yalancılıkla suçluyor. Otobüsten indiğimde çok kötü oldum, çünkü beni rencide etti herkesin önünde. Ne zaman otobüse binsem akbil basmaya tedirgin oluyorum. Bu ayrımcılıklara bir tek ben maruz kalmıyorum, trans kadınların çoğu bu ayrımcılıklara maruz kalıyor ve toplum bu konuda değişmediği sürece maruz kalmaya da devam edeceğiz.

ÖNCEKİ HABER

Bahçeli’ye göre "barış" ifadesi şeytani üslup

SONRAKİ HABER

Üniversite öğrencileri 56 kentte mutsuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa