‘Performans sistemi bilimin önüne geçecek’

‘Performans sistemi bilimin önüne geçecek’

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, bugün Meclis’te öğretim görevlilerinin ve öğrencilerin katılımıyla düzenlediği bir basın toplantısı ile YÖK’ün kamuoyuna gönderdiği metin ile ilgili sorunları Meclis’e taşıdı. Basın toplantısına, ODTÜ Öğretim üyelerinden, Biter

Levent Tüzel açıklamasına, kamuoyuna sunulan metinle beraber hayata geçmeye başlayan yasakların sonucunda okul ile ilişiği kesilen İTÜ ve Yeni Yüzyıl Üniversitesi öğretim üyelerini hatırlatarak başladı. Tüzel, taslak ile reform adı altında vahşi kapitalizmin ve sermayenin ihtiyaçlarını karşılamanın, kindar- dindar denilen gerici gençliğin hakim olacağı alanlar yaratmanın amaçlandığını ifade etti. Tüzel, “darbe kurumu olan YÖK denilince, demokratik bilimsel, özerk üniversite talebi her zaman karşımıza çıkıyor” dedi. Tüzel, taslakta öğrenciler, akademisyenler ve üniversite bileşenlerine danışılmadığını, onların taleplerinin göz ardı edildiğine dikkat çekti. Tüzel, üniversite konseylerinde seçim yapılması yerine üniversite meclisinden 5 kişinin atanacağını, kalan 6 kişinin de Bakanlar Kurulu tarafından atanacağını, bu kişilerin de üniversiteye en çok yardımda bulunan ve o ilin en çok vergisini veren kişilerden oluşacağını söyledi. Tüzel, “akademisyenler, üniversitelerde özerkliğin bilimi ilerleteceğini savunuyor fakat üniversite konseyi ve bakanlar kurulu buna izin vermeyecek. Sağlık sisteminde gördüğümüz performans uygulaması eğitim alanına da sıçrıyor ve bilimin önüne geçecek bu sistem üniversitelere de getiriliyor” dedi. Tüzel, insan yaşamından halk sağlığına kadar birçok araştırma yapmayı önleyecek bu yasa taslağının sadece üniversite bileşenlerinin değil, bütün halk güçlerinin mücadeleyi ilerletmesi gerektiğini belirtti.

‘BU TASLAKTA İNSAN YOK’

Öğretim görevlilerinden Biter Çelik, “kamuoyuna sunulan taslağın merkezinde insan yok. Üniversiteler ise insanlık adına bilim üretir. Bu nedenle bizlerin bu taslağı dikkate alması mümkün değildir” dedi. Taslağın merkezinde, mütevelli heyeti, mali özerklik, özel vakıf üniversitelerinin olduğunu belirten Çelik, üniversite ile ilgisi olmayan insanlarla akademik çalışmaların kontrol altına alınmak istendiğini belirtti. Üniversitelerin şirketleştiğini ifade eden Çelik, “Her ile öğretim üyesiz, laboratuvarsız üniversiteler kuruluyor. Bunlar üniversite değil, ticarethanedir” dedi. Çelik, taslağın üniversite bileşenlerinin görüşü ve fikri alınmadan hazırlandığına dikkat çekti.

‘SÖZLEŞMELİ PROFESÖR...’

Eğitim Sen 5 No’lu Şube yöneticisi Ankara Üniversitesi araştırma görevlisi Cenk Yiğiter, üniversitelerin temel ilkesinin akademik özgürlük olduğunu belirtti. “Kişinin kendini özgür hissetmediği bir alanda fikir ve bilgi üretilemez” diyen Yiğiter, yardımcı doçentlerin hemen hemen hepsinin, profesörlerin ve doçentlerin de birçoğunun kadrodan çıkarılıp sözleşmeli personel olarak alınması tartışılıyor. Böyle bir ortama üniversite denilemez” dedi. 

ÖĞRENCİLER YOK, VERGİ REKORTMENLERİ VAR

ODTÜ öğrencisi Emrah Alp, her alanda unutulan gençliğin bu yasada da unutulduğunu ifade ederek, “taslakta öğrenciler yerine, vergi rekortmenlerinin olduğunu” söyledi. Alp, örneğin, üniversite yönetimlerinde “yaptım, olacak” diyen patronlar varken, üniversitede kentsel dönüşüm meselesinin tartışılamayacağına dikkat çekti. Hacettepe Üniversitesi Öğrencisi Kadir Örnek ise yeni taslağın üniversitelerdeki fikri tartışmaların önünü kesmek adına hazırlandığını belirtti. Örnek, “öğrenci ve hocalar baskılanıyor. Tartışmaların önü kesiliyor. Böyle bir ortamda bilim üretilemez. Soruşturmalar ve baskılar arttıkça bilim geriye gider” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net