29 Haziran 2019 16:56

Yol ayrımı

Sonuç olarak iktidarın politikaları ve gençlik yığınları günlük yaşamın her alanında birbiriyle karşı karşıya geliyor. Bu karşı karşıya gelişler içinde gençler, gerçeklikle en hızlı çarpışan kesim.

Paylaş

Begüm İNANÇ

İstanbul Üniversitesi

Yaza doğru giderken bahar ayları, vizeler, finaller, yaklaşan üniversite sınavı derken,  gençliğin gündeminde daha özel bir konu yer alıyordu: İstanbul yerel seçimleri ve seçimin yenilenmesi. Süreç, gençliğin umutsuzlukla sandığa gittiği, seçim sonuçlarıyla beraber görece filizlenen umutları ve seçimin yenilenmesiyle birlikte yeni tartışmalar, yeni olanaklar ve farklı eğilimleri ortaya çıkardı. Bununla birlikte ortaya çıkan tabloda gençliğin sandığa, oyuna sahip çıkma eğiliminin arttığını, memlekete dönmek için seçimlerin geçmesini beklediğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan AKP’ye oy verenler gençler açısından da uyguladığı politikalarına duyulan güvende bir zayıflama yarattığını söyleyebiliriz. Kuşkusuz bu eğilim, uzunca bir süredir iktidar ve onun politikalarıyla olan ilişkisinde uzlaşmayan, çarpışan, yer yer kendine özgü mücadele biçimleriyle cevap veren bir sürecin sonucunda ortaya çıktı. Bu süreci ele alırken elbette birçok noktaya değinebiliriz. Fakat yazının çerçevesi açısından özellikle öne çıkan birkaç noktaya değinmekte fayda var.

TERAZİNİN BİR TARAFI İŞSİZLİK, DİĞER TARAFI GEÇİM SIKINTISI

“Atanmayan öğretmen intihar etti.” Artık görmeye alıştığımız, kısa aralıklarla karşımıza çıkan haber başlıklarından biri, aynı zamanda gerçeğin ta kendisi. Bugün üniversitedeki tüm gençlerin sorduğu bir soru var. “Mezun olunca ne yapacağım?” Her 4 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’de gençler üniversite sınavlarına hazırlanırken, üniversiteyi bitirmeye çalışırken kendisini bekleyen gelecek kaygısıyla her gün karşı karşıya geliyor. Sordukları sorunun cevabı ise koca bir işsizlik. Terazinin bir tarafı işsizlik, diğer tarafı geçim sıkıntısı. Okuyabilmek için çalışmak. Ders kitaplarından ulaşıma, yemekhaneden sosyokültürel aktivitelere gelene kadar temel geçim maddelerini karşılamak güç durumda.

Genç işsizlikten bahsederken burada özellikle genç kadın işsizliğine, bununla beraber yaşanan kadına karşı şiddete, tacize, tecavüze vurgu yapmak gerekir. Yaşamının her alanında karşılaştığı eşitsizlikle birlikte genç kadınlar uzunca bir süredir iktidar ve onun politikalarıyla çatışma halinde. Örneğin yurtların giriş çıkış saatleri erkekler açısından esnekken kadınlar geç kaldığında uyarı cezası alabiliyor. Tüm Türkiye’nin gündemine oturan Şule Çet davasında görüldüğü gibi, saat kaça kadar sokakta olacağına karar veren, etek boyundan, nerede ne konuşacağına müdahale eden uygulamalar kadınlar açısından büyük bir tepkiyle karşılanıyor. Bununla birlikte istismarın, tacizin ve tecavüzün üstünü örtmeye çalışan iktidar genç kadınların gözünde sınıfta kalıyor.

GENÇLİĞİ ETKİSİ ALTINA ALMAK İSTİYOR

İktidarın ve onun yaşam alanına dönük ideolojik müdahalelerinin sadece genç kadınlar açısından değil, toplamda Türkiye gençliği açısından bir karşılığı var. AKP’nin yaratmak istediği gençlik modeli ile gençliğin tercihleri arasında uzun süredir bir uzlaşmazlık hakim. Bu alana dair uzun erimli bir çabayla, TÜGVA, TÜRGEV gibi vakıflarla kendini gençliğin yaşam tarzına uydurmaya çalıştığını (kariye/gençlik zirveleri, ülke seyahatleri, dil kursları gibi daha birçok imkan sunulmakta) görebiliyoruz.

Elbette AKP’nin etkilemek istediği gençlik TÜGVA ve TÜRGEV gibi kendi kurumlarıyla sınırlı değil. Belediyelerin açtığı kurslardan üniversitelere kadar her alanı kendi aracı olarak biçimlendiriyor. Başta atama rektörlerle birlikte üniversitelerdeki dönüşüm akademisyenlerin ihracı, kulüp ve toplulukların etkisizleştirilmesi, öğrenci temsilciliklerinin lağvedilmesi devamında kazanılmış tüm haklarına yönelik bir saldırıya dönüştü. Bu saldırı karşısında kimi üniversiteler tepkisini kitlesel eylemliliklerle kimisi daha kısık sesle dile getirdiler. Ancak seçim sonuçları ve eğilimler gösteriyor ki AKP’nin kültürel hegemonyasını yaratma çabası henüz başarılı olmuş değil.

Krizi doğrudan yaşamının içinde hisseden muhafazakar gençler açısından da bir ülkenin gidişatı bir soru işareti doğuruyor. Bu zamana kadar beka söylemleriyle oyalamaya çalıştıkları gençler de Ramazanda kendi oturdukları iftar sofraları ile AKP yöneticilerinin oturduğu iftar sofraları arasındaki çarpıklığı gözlemlediler. Emekçi ailelere sahip olan gençler açısından yaşanan bu çarpıklık oylarında gözlenecek bir değişim yaratır mı bugünden söylemek güç fakat akıllarda kafa karışıklığı yarattığı aşikâr. Diğer bir nokta ise “genel bir eğilim olmasa da” seçimin tekrarının meşruiyetiydi. AKP bu zamana kadar yapmak istediği tüm değişiklikleri, inşa etmek istediği tek adam tek parti rejimini, halkın oyunu alarak, kendini onaylattırarak sağlamlaştırıyordu, şimdi ise sandıktan kendisi çıkmadığı için seçim sonuçlarını tanımıyordu. Yani kendi dayanak noktasını bile işine gelmediği için yok sayması, seçmen kitlesi arasında bir tartışma konusu haline geldi.

BURJUVA İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Kendi seçimini tanımayan, sandıktan istediği sonucu alamadığında her türlü antidemokratik uygulamaya başvuran AKP, seçime yaklaşan süreçte yüzünü Kürt seçmene döndü. Her seçimde Kürt oylarının kilit bir önem taşıdığını söyleyebiliriz. Ancak iktidar ve onun uygulamaları Kürt gençlerinin gerçek eşitlik talebinden oldukça uzak, demokratik ve barışçıl bir çözüm yolunun kıyısından geçmemekte. Kayyum yönetimlerle, şoven ve ırkçı politikalarla birlikte yeni hamlelerinin de karşılıksız kalacağını söylesek yanılmış olmayız.

Sonuç olarak iktidarın politikaları ve gençlik yığınları günlük yaşamın her alanında birbiriyle karşı karşıya geliyor. Bu karşı karşıya gelişler içinde gençler, gerçeklikle en hızlı çarpışan kesim. Gerçek bilgiye ulaşma konusunda daha fazla olanaklara sahip olan gençler, her gün yüzüne tokat gibi vuran geleceksizlik karşısında bu seçimde nerede durması gerektiğinin rotasını çiziyor. Bununla birlikte bir taraftan sandığa ve oyuna sahip çıkma, diğer taraftan 17 yıllık AKP politikalarının sorgulanması eğilimi beliriyor. İstanbul seçimleri Cumhur İttifakı’nın geriletilmesi adına büyük bir önem taşısa da Türkiye gençliği için bir dönüm noktasından ziyade bir uğrak noktası. Ancak gençliğin önünde uzun bir süredir bir yol ayrımı belirmektedir. Bu yol ayrımında gençlik kendisini bekleyen geleceksizlikle mücadele etmek, yalnızca oyuna sahip çıkmakla kalmayıp, örgütlü, günlük politik bir mücadele yürütmek zorundadır.

* https://tr.euronews.com/2019/01/03/konda-nin-toplumsal-degisim-raporuna-gore-turkiye-de-inancsizlik-yukseliste

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gizli tanık teşhis edemedi ama üniversiteli Baran Barış Korkmaz 59 yıl ceza aldı

SONRAKİ HABER

Rusya ve Türkiye yeni S-400 anlaşması için hazırlık yaptığı iddia edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa