25 Haziran 2019 04:13

Liman ve depo işçileri: Seçimi işçinin taleplerine kulak tıkayanlar kaybetti

İstanbul'da liman ve depo iş kollarında çalışan işçilerle İstanbul seçimlerini konuştuk.

Ambarlı Limanı | Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Sinan CEVİZ
İstanbul

İstanbul seçimlerinin hukuksuz bir şekilde yenilenmesi kararına fabrikalarda duyulan tepki 23 Haziran’da sandığa yansıdı. Aradaki 9 puanlık fark ilk bakışta şaşırtsa da, aslında bu sonuç fabrikalarda 31 Mart’ta Cumhur İttifakına oy vermiş işçiler içinde dahi büyüyen “Gasbedilen mazbata geri verilmeli” eğiliminin yansımasından başka bir şey değil.

Biz de seçim sonucunu tayin eden işçilerle ilk elden konuşarak ne düşündüklerini sorduk. Ağırlıklı liman ve depo işçileriyle sohbet etme şansına sahip olduk. Son yerel seçimleri kısmen dışında tutarsak, her seçim işyerlerinde gerilimlere sahne oluyordu. Kutuplaştırıcı dil işyerlerinde işçileri karşı karşıya getiriyordu. İşçiler 23 Haziran öncesinde gergin atmosferin minimuma indiğini, işçilerin taleplerine kulak tıkayanların kaybettiğini söyledi.

BEN KİRA ÖDEYEMİYORUM O BEKA DİYOR

Seçim sonrası gece vardiyasından çıkışta bir araya geldiğimiz liman işçisi şunları söyledi: “Adaletin terazisi bozulmayacak, bozulursa herkes kaybeder. İşte biz bozulmasın diye oyumuzu İmamoğlu’na verdik. Ben CHP’li değilim ama oyumu İmamoğlu’na verdim, çünkü kardeşim biz kira ödeyemiyoruz onlar beka diyor, bayramda çocuklara kıyafet alamadım ama bakıyorum damat mamat herkes keyfinde. Hep bana hep bana olmaz dedik ve artık ya işçi ne diyor diye bakacaklar ya da yol alacaklar. Zaten halk bir karar vermiş, uyarıda bulunmuş kalkıp da yok çaldılar, yok hırsızlar demenin bir anlamı yok. Her şeyin hayırlısı olur inşallah ama bak kimse kimseye laf sokmuyor gerilim yok, böyle olmalı işte.”

İMAMOĞLU’NA OY VEREN DE VERMEYEN DE SAKİN

Depo işçileri de benzer bir gözlemi paylaşıyor: “Diğer seçimlerde sanki savaşa gidiyor gibiydik laf sokmalar, hakaretler havada uçuyordu. Ama şimdi sakiniz. Elbette olayı abartan arkadaşlar olmuyor değil ama herkes mutlu. Tarikatlar çok çabaladı seçimde ama hak yerini buldu. AKP artık her şey benim olsun diyor, bizim tepkimiz de bunaydı. Madem millet iradesi diyorsun, kazanamayınca niye çamura yatıyorsun. Bırak biraz da başkası yapsın. Millet aç, bak her gün her şey pahalılaşıyor, işten atılsak ne yaparız iş yok sırf bundan dolayı işyerinde birçok olumsuzluğa ses çıkaramıyoruz. Sen işçine sahip çıkacağına yok beka diyorsun yok dış güçler diyorsun. Buna artık karnımız tok. Şimdi bizim işyerinde ilk defa bu kadar keyifli işe başladık. İmamoğlu’na oy veren de vermeyen de sakin.”

BİZ BU HALDEYİZ ONLAR HAR VURUP HARMAN SAVURUYOR

“İşçilerin taleplerine kulak tıkayanlar kaybetti” diyen bir diğer işçi ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz EYT dedik Reis ‘zillet’. İşten atılıyoruz, açız, maaş yetmiyor dedik Reis ‘beka’ dedi. Bu millet aptal değil. Tamam vatan için can feda, kimse bizi vatanımızla sınamasın. Ama işçi aç, bak duyuyoruz görüyoruz, yaşıyoruz köpek gibi çalışıyor kaza geçiriyoruz. Allah rızası için öldün mü kaldın mı diyen yok. Ölene de dönüp bakan yok. Biz bu haldeyiz onlar har vurup harman savuruyor. Tamam sarayımız olsun eyvallah, tamam yiyin için eyvallah ama birazda millete bakın be kardeşim. 31 Mart bir uyarıydı, dinlemediler. Şimdi tokadı yediler. Bir daha dinlemezlerse yok olur giderler. Nasıl başa getirdiysek öyle de millet siler. Herkese bir kulp takıyorlar. Herkes kötü, bir tek sen mi iyisin!”

KÜRT HALKI GİTTİ OYUNU VERDİ

Bu seçimde ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dilin kaybettiğini, ülkenin Kürt sorunu ve dış politikasına da ciddi tepkilerin işçiler içerisinde gelişmeye başladığını söyleyebiliriz. Her seçimde süren “Kürtler oy verdi mi, vermedi mi?” tartışması yaşandığını anlatan bir Kürt işçi, “Valla günah keçisi gibiyiz, ama Allah’a şükür bu seçimde böyle olmayacak herkes gördü Kürt halkı gitti oyunu verdi. Zaten böyle bölenlere karşı verdik oyumuzu. Biz biriz ama onlar ne yapıyor hep aldatıyor insanları. Hep savaş hep savaş sorun çözmüyor. Erdoğan herkesle kavgalı yetmiyor kendi halkıyla da kavgalı. Buna bir dur demek gerekiyordu dendi de.”

EMEP’Lİ İŞÇİ: BİR ARADA DURMAYI BİLİRSEK KAZANIRIZ

İş yerleri ilk günlerde “Her şey çok güzel oldu” diyenlerle “Olsun da görelim” diyenlerin tatlı atışmalarına sahne olacak gibi. Ama bir süre sonra kriz ve hayatın gerçekleriyle birlikte “Bundan sonra ne yapılacak? Şimdi ne olacak, olmalı?” soruları daha fazla gündeme gelecek. Bu sorunun yanıtını da seçim değerlendirmesiyle birlikte Emek Partili bir işçiden alalım: “Aslında Kürt, Türk, Alevi, Sünni her renkten işçiler olarak bir şey başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tek adam tek parti rejimine bir dur dedik. Biz de parti olarak İmamoğlu’na oy verdik ve bunu örgütledik. İşyerlerinde de hep tartıştığımız halkın iradesinin gasbı söz konusuydu ve hangi partiden olursan ol partizanlık yapmadan bu iradeye sahip çıkmak gerekirdi dedik, öyle de oldu. Tabii ki bir arada durduğumuzda konuştuğumuzda birbirimizi anlayama çalıştığımızda ve birlikte hareket ettiğimizde başardığımızı gördük.  İşsizlikle yüz yüzeyiz, geçinemiyoruz, işyerlerinde kuralsız çalışma dayatılıyor ve iş cinayetleri artıyor. Yani işçi sınıfının kazandığı kıdem tazminatı gibi önemli haklar elden alınmaya çalışılıyor. Biz diyoruz ki işçi sınıfı 23 Haziran’da olduğu gibi tüm renkleri ile ayrıştıranlara inat bir arada durmalı ve mücadele etmelidir. İstanbul belediyesi tüm sorunlarımızı çözemez ama belediye seçimleri bizim sorunlarımızı nasıl çözebileceğimizi gösterdi. Demokrasi, eşitlik ve insanca çalışma koşulları için değişik renklerimizle bir arada durmayı bilirsek kazanırız bunu gösterdi. Şimdi yapılması gerekenin bu olduğunu düşünüyoruz.”

ÖNCEKİ HABER

Sakarya'da işçi servisi devrildi: 4 yaralı

SONRAKİ HABER

Yurt dışından getirilen cep telefonu için harç tutarı 1500 liraya yükseltildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa