Karadeniz’in soruya soru ekleyen müziği: ‘Muço Pa!’

Karadeniz’in soruya soru ekleyen müziği: ‘Muço Pa!’

“KARADENİZ Müziği”nde “Rock Müzik” rüzgârı estiren Zuğaşi Berepe’den (Denizin Çocukları) ayrıldıktan sonra, kariyerini solo çalışmalarıyla sürdüren Kazım Koyuncu’nun ölümünün ardından bu müzik türü Koyuncu’nun izini sürerken, kopya olmaktan kurtulamayan per

Mehmet Akif Ertaş

“KARADENİZ Müziği”nde “Rock Müzik” rüzgârı estiren Zuğaşi Berepe’den (Denizin Çocukları) ayrıldıktan sonra, kariyerini solo çalışmalarıyla sürdüren Kazım Koyuncu’nun ölümünün ardından bu müzik türü Koyuncu’nun izini sürerken, kopya olmaktan kurtulamayan performanslarla bugünlere gelebilmiştir.
Niyazi Koyuncu, “Muço Pa!”(Nasıl yapayım, Ne yapayım?) adını verdiği ilk albümünü hem kopyaların çoğalmasına engel olmak, hem de abisinin düşünceleriyle beslenmekle birlikte, kendi yolunu genişletmek için çıkarmıştır.
Yolunu genişleten ilk adımını “Seritana”(Karanlıktaki Işık) adını verdiği ve zeminini kendisinin hazırladığı grubuyla atan Koyuncu, abisinin notasyonundan, hem müziğinde hem de sesinde, deneysellikle biraz daha içli dışlı olmasıyla ayrılmıştır.
Deneysel tavrı otantikten beslendiği için Koyuncu, dinleyici ile arasına mesafe yerleştirmemiştir. Sadece yereli tanımak gibi bir derdi olmadığı, yerelin hasır altı ettiği yerliyi özümseme ve yerliden enternasyonal olana ulaşmayı istediği için de otantik, yapaylığın tuzağına düşmemiştir.
Otantik sadece portede canlılığına canlılık katmamıştır. Ezgilere kulak kesilen dinleyici, senaryosu ithal edilmemiş, ucuz repliklere pirim vermeyen uzun metrajlı bir filme dâhil olmaktan kendisini alamamıştır.
Koyuncu’nun “erkek” sesi, cinsiyetçi bir düzlemde ilerlemediği için dinleyici, müziğinde ve sözlerinde  “kadın duyarlılığı”nı hissedebilmiş, kadının, hem Karadeniz’de hem de diğer coğrafyalarda yaşadığı trajedinin, trajediye rağmen umutsuzluğa düşmemesinin, “gerçek” hikâyesini dinlemekle kalmayarak okuyabilmiştir.
Karadeniz’de konuşulan dillerin, bazıları kulağa aşina olmayan ezgilerini gün ışığına çıkaran Koyuncu; “popülist” kadar, “popüler”le de bağ kurarken, özünü aşındırmadığını belgelemek için, “popüler”, “popülist” her ağza sakız olan “Hayde”ye, yeniden düzenleyerek albümünde yer vermiştir.
İlk albümünde söz yazarlığı ve bestecilik adına, es geçilemeyecek örnekler veren Koyuncu, bu, yeterince dolu olmayan alanı boş bırakmayacağını da göstermiştir.
“Benzetme” fiilini müziğe de taşımaktan ve hayal kırıklığına uğramaktan bıkmayan sözde dinleyicinin  bu çalışmaya odaklandıktan sonra huyunu terk etmesi mümkündür zira Koyuncu deneyden deney damıtan, bir anda özümsenemeyecek  kompozisyonu, bu önyargıları tuzla buz etmek için oluşturmuştur.
“Nasıl yapayım, ne yapayım?” sorusunu, Karadeniz’de, Türkiye’de ve dünyada yaşanan kötü gidişata duyarsız kalanlara sitem etmek için de yönelten Niyazi Koyuncu; ezgilerini, coşkun ve berrak suyu bulandırılan Çoruh’un, Dicle ve Fırat başta olmak üzere diğer ırmaklarla dertleşmesi için bir araya getirmiştir.
Bu, bir araya getirilişin önemini kavramak isteyen dinleyici, yöneltilen soruya içi boş olmayan karşılıklar verdiği zaman çalışma, anlamına anlam katabilecektir.

Niyazi Koyuncu
“Muço Pa!”
Beyoğlu Metropol Müzik/2012
 [email protected]

www.evrensel.net