20 Haziran 2019 13:32

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde kurumlardan çağrı: Statü verilsin

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü sebebiyle pek çok siyasi parti ve demokratik kitle örgütünden kardeşlik çağrıları geldi.  

Fotoğraf: DHA

Paylaş

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü sebebiyle pek çok siyasi parti ve demokratik kitle örgütünden açıklama geldi.

HDP: TUTARLILIĞA VE ŞEFFAFLIĞA ÇAĞIRIYORUZ 

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde, mültecilerin maruz kaldıkları ayrımcı ve ırkçı uygulamalara dikkat çeken HDP Mülteci Göçmen ve Mülteci Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu, “Mültecilere karşı geliştirilen sistematik nefret, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı tüm sorumlu kurumları tutarlı ve şeffaf politikalar geliştirmeye çağırıyoruz” dedi. Ağaoğlu mülteciler üzerinden demografik siyaset yapılmasını da eleştirdi.

İHD: BM MİSYONUNDAN UZAKLAŞTI

İnsan hakları değerlerindeki aşınmaya dikkat çeken İHD Mülteci Hakları Merkezi “Barışı korumak ve insan haklarına dayalı demokratik bir dünya düzeni kurmak için oluşturulmuş BM bu misyonundan hızla uzaklaşmıştır” açıklaması yaptı. Dünya Mülteciler Günü’nde denizde yaşanan ölümlere de dikkat çeken İHD, Geri Gönderme Merkezleri’nde işkence iddialarının da soruşturulmasını istedi.

TTB: YOKSULLUK, DİL VE KÜLTÜR FARKI SAĞLIĞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

Türk Tabipler Birliği (TTB) yaptığı açıklamada, mültecilerin sağlıklı yaşam sürdürmek ve olumsuzluklardan kaçmak için yaptıkları göçlerin yeni sorunlar doğurduğu ifade edildi. Yokluk, yoksuluk, kötü yaşam koşulları dil ve kültürel farklılıklarının sağlığı olumsuz etkileyen nedenler olduğunu belirtilen açıklamada, “Savaş, şiddet ve kitlesel sürgünün yarattığı yaşamsal tehlike durumu, ölümden kaçmak ve tüm geçmişi bilinmeyen bir gelecek için terk etmek psikolojik travma yaratır. Savaş sonrası sürgüne uğrayanlarda yıllar sonra dahi ruhsal hastalık oranı yüksektir. Savaşın nedeni ve savaşın yarattığı bir sonuç olarak ırkçılık ile genel sağlık, ruh ve fiziksel sağlıkta bozulma arasında bağ vardır. Göç edilen ülkelerde karşılaşılan ırkçılık ve nefret davranışları, güvenli yaşamı engellemekte, savaşın yarattığı travmanın iyileşmesini engelleyerek kalıcılaşmasına yol açmaktadır” denildi. Açıklamada, her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa, savaş ve şiddete karşı olduklarını bildirerek  tüm insanların eşit, özgür, insan haklarına uygun olarak adil bir dünyada yaşaması için tüm ülkeleri gerekli çabayı göstermeye davet etti.  

İZMİR BAROSU: MÜLTECİ POLİTİKASI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ

20 Haziran Dünya Mülteci Gününe ilişkin İzmir Barosu yazılı açıklama yaptı. İzmir'de 142 binin üzerinde resmi mülteci nüfus yaşadığı ifade edilen açıklamada, "Bu kişilerin başta iş, eğitim ve sağlık olmak üzere temel ihtiyaçlarının evrensel ilkelere uygun biçimde çözülmesi gerekiyor. Ancak çoğu geçici koruma statüsü ile ülkemizde bulunan mültecilerin kendi hayatlarını güvenle kurabilecekleri, çocuklarını büyütebilecekleri, geleceğe dair planlarını yapabilecekleri şartlar oluşturulmadıkça mülteci sorununun önümüzdeki yıllarda derinleşerek büyümesi de kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor" denildi.

Gönüllü geri dönüş gibi toplumsal kaygıları düşürmeye yönelik söylemlerin bugün itibari ile gerçeği yansıtmadığı, mültecilerin kendi ülkelerine dönüş koşullarının belki de hiçbir zaman oluşmayacağı belirtilen açıklamada, "Bu sorunun on yıllardır yaşayan başka pek çok ülkede üçüncü ve hatta dördüncü kuşak mültecilerin doğup hayatlarını kimliksiz olarak sürdürmek zorunda bırakıldıklarını ve bu durumun içinden çıkılmaz yeni sorunlar yarattığını yetkililere ve kamuoyuna hatırlatmak istiyoruz. Yaşanılan krizin çözüm yolu, sorunun tüm paydaşlarının ortak akılla üreteceği yöntemlerden geçmektedir. Ülkemizde doğup büyüyen ve okullarımızda eğitim alan yüz binlerce mülteci çocuk artık bu ülkenin de çocukları olmuşlardır. Bu çocuklara eşit bir gelecek hayali kurdurmak görevi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamda gerçeklikten kaçmak yerine meselenin ciddiyetle ele alınıp ülkemiz mülteci politikasının orta ve uzun vadeli olarak yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir.Tüm bu tablo içinde ülkemiz ve dünyanın her yerinde ana yurtlarını terk etmek zorunda bırakılan ve yeni bir hayat kurmak için çabalayan tüm mültecilerin 20 Haziran Dünya Mülteci Günü'nde de yanlarında olduğumuzu saygılarımızla bildiririz" ifadelerine yer verildi.

BURSA BAROSU: MÜLTECİ MEVZUATIMIZ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE UYUMLU HALE GETİRİLMELİ

Bursa Barosu Başkanlığı’ndan 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü nedeniyle yapılan yazılı açıklamada, ülkemizde pek çok mültecinin hak ihlaline uğradığı, ırkçı ve ayrımca bir tutumla karşılaştığı, asgari yaşam koşulları sağlanamadığı için yasa dışı yollardan Türkiye’yi terk etmeye çalışırken öldüğü belirtildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Ulusal yargı mevzuatı bu sorunları çözmekte yetersiz kalmakta, kamu kurumlarında da mültecilere yönelik keyfi uygulamalara gidilerek hak ihlallerinde bulunulmaktadır. Birçok yerde idari gözetim altında tutulan mültecilerin adli yardım kapsamında avukat taleplerinin barolara iletilmemesi, 14 Mayıs 2019 tarihinde İzmir Barosu mensubu 8 avukat ve bir tercümanın adli yardım görevlerini ifa etmek amacıyla geldikleri Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde avukat görüşme odasında 2 saat boyunca kilitli tutularak müvekkillerine ve dosyalarına erişimlerinin engellenmesiyle özgürlüklerinin kısıtlanması bu keyfi uygulamaların geldiği son noktadır. Hukuka aykırı bu uygulama sadece idari gözetim altındaki mültecilerin adil yargılanma hakkının ihlali değil aynı zamanda savunma makamına karşı yapılmış açık bir saldırıdır. Kabulü hiçbir şekilde mümkün değildir. Sorumluları hakkında işlem yapılarak bir daha böyle bir hukuksuzluğun yapılmasına kesinlikle izin verilmemelidir.

Bursa Barosu olarak, her hak ihlalinde olduğu gibi mültecilere yönelik bütün hukuka aykırı uygulamaların ve hak ihlallerinin de karşısında olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz. Yetkilileri; ırkçı ve ayrımcı politikalardan vazgeçilmesi ve ulusal mevzuatımızı taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere uyumlu hale getirilmesi için harekete geçmeye çağırıyoruz.”

KESK: MÜLTECİLER DÜŞÜK ÜCRETLE ÇALIŞMAYA ZORLANIYOR

Kamu Emekçileri Sendikaları İstanbul Şubeler Platformu, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla Eğitim Sen 3 Nolu Şube'de basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasını Eğitim Sen 4 Nolu Şube Başkanı İzzet İldeş okudu.

"TÜRKİYE EN FAZLA MÜLTECİNİN SIĞINDIĞI ÜLKE"

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Dünya Mülteciler Günü nedeniyle yayınladığı kapsamlı raporunda, 2018 yılında savaş, zulüm ve çatışmalar yüzünden zorla yerlerinden edilen kişi sayısının 70 milyon 800 bin kişiye ulaştığını açıkladığını söyleyen İldeş, "Türkiye dünyada en fazla sayıda mültecinin sığındığı ülke konumunda bulunuyor. Çatışma, şiddet ve zulüm sebebiyle zorla yerinden edilen kişilerin sayısı küresel çapta rekor düzeylere ulaşırken; Türkiye dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olmayı sürdürmüştür. Türkiye, 3,6 milyondan fazla kayıtlı Suriyeli mültecinin yanı sıra 365.000’den fazla diğer uyruklardan kişilere de ev sahipliği yapmaktadır" diye konuştu.  

"Yanıbaşımızda yaşanan savaştan kaçarak ülkemize sığınan Suriyeli mültecilerin sayısı  3 milyon 606 bin 737 kişi oldu" diyen İldeş, "Bu kişilerin 1 milyon 953 bin 126’i erkeklerden, 1 milyon 653 bin 611’si ise kadınlardan oluşuyor. Ve bunların 513 bin tanesi 0-4 yaş arası bebekler. Rekor düzeyde mülteci barındıran İstanbul ise 546 bin 238 mülteciye ev sahipliği yapıyor" dedi.

İldeş, çoğu mültecinin sokakta yaşadığını ve özellikle mülteci kadınların işsiz olduğunu söyledi.  

İldeş, “Türkçe öğrenseler de kadınlar işgücüne dahil olmadıkları ve karma toplumsal yaşam alanlarında çok az bulundukları için çoğunlukla hiç Türkçe bilmiyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 8 Mart 2019 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlığı verilen Suriyeli sayısı 79 bin 894 kişi olarak açıklandı." dedi.

"MÜLTECİLER UCUZ İŞ GÜCÜNDE GÖZDE İNSANLAR OLMAKTADIR"

İldeş son olarak şunları söyledi:

"Türkiye’deki mülteci nüfusunun büyüklüğü; eğitim, sağlık, barınma gibi çeşitli kamusal sosyal hizmetler açısından yarattığı ekonomik külfet; mültecilerin bölgesel yoğunlaşmaları nedeniyle ulusal güvenlik açısından taşımış olduğu riskler; ayrıca yerleşik hale gelmeleri ve toplumsal etkileşimlerin artması nedeniyle yaşanan uyum problemleri gibi pek çok eksende ele alınması gereken hususlar bulunmaktadır.

Yaşadıkları her yerde kimlikleri üzerinden dışlanan mülteciler ucuz iş gücünde ise en gözde insanlar olmaktadır. Maruz bırakıldıkları durumdan “çalışarak” kurtulmayı bir yol olarak gören ve verilen her işi en düşük ücret karşılığında yapmaya zorlanmaktadırlar. Mültecilik meselesi ülkenin kapılarını açmak ve onlara kimlik vermek üzerinden tamamlanmış sayılamaz. Sağlık hakkı barınma hakkı ve kendini geçindirmek için ödeme yapılması şarttır. " (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Görüntüleri sızdıran The Marmara’nın sahibi İBB’nin müteahhidiymiş

SONRAKİ HABER

Dinar'da köylüler kum ocağına tepki gösterdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa