20 Haziran 2019 03:24

"Demre’nin sıradan ama yokuş yukarı akan hikayesi"

Hayri K. Yetik, Esra Kahraman'ın "Turuncu Zamanlar" isimli ikinci romanı üzerine yazdı.

Kaynak: Facebook, Kolaj: Evrensel

Paylaş

Hayri K. YETİK

Esra Kahraman’ın ikinci romanı, Turuncu Zamanlar, üstmetninde İstanbul’daki bir avukatlık bürosunun ortaklarından Demre’in öyküsünü anlatıyor. Demre’yle birlikte müvekillerinin trajedilerine girip çıkıyor anlatıcı. Entrikalar, cinayetler, travmalar, kaybolmalar vs arasında romanların nerdeyse olmazsa olmazı aşk da yerli yerinde. Zaman zaman aşkın mistik, fantastik algısı söze karışsa da Demre artık Turuncu Zamanlar’ın bireyidir, onu zamanenin tasarımı dışına çıkarmaz.

Yazarın, anlatıcı Demre’nin veya kahraman Demre’nin Turuncu Zamanı, kırmızıyla sarının ortası bir renk oluşundan belli bu sıfatla iki zaman arasına, bu aradaki insanların yaşam tercihlerine, duyarlıklarına projektörünü tutmuş. Merkezsiz, iki arada bir derede, “ne getireceği belli olmayan bir geleceğe” de “geri gelmeyecek bir geçmişe” de kapılmayan, ne orada ne burada olabilen ama, biraz oraya biraz buraya ait bir şimdinin derdindeki Demre -ki anlamı “akarsudur”- buna rağmen, altmetninde, bir başka deyişle romanın gizli tasımı olarak bir geçmişin peşindedir.

SEKSENLERİN ÇOCUĞUDUR DEMRE

Demre’in kişiliği böyle bir çelişki barındırır. Şimdi İstanbul’dur ve ordan her fırsatta kaçar. Geçmiş de Eğin’dir veya Baba. Aşka kapılıp Toronto’ya ya da annesinin, kardeşinin yanına İngiltere’ye de gitmez. Nedenini anlatmaz bunların ama, gitse de kalamayacağını söylemiş olur. Eğin, geçmişin ve iyi insanların, bir başka deyişle, ninesi Zühre’nin dizleri, masalları, mitlerin ve huzurun adresidir, ama Demre’yi oraya baba hasreti sürükler. Kardeşi Yiğit gibi annesinin ikinci eşi Bülent’e çok iyi bir insan olmasına karşın baba dememiştir. Hayatında bir baba boşluğu vardır.

Bir petriyarkal bilinçaltı ya da Elektra kompleksi yorumuna olanak vermez. Çocuk yaşta kaybetmiştir babasını. Romanın sonunda Eğin’de öğrenecektir bir siyasi olan babasının derin devletin cellatları tarafından öldürüldüğünü. Bu da romanı tarihsel bir perspektifle yorumlamamızın yolunu açar. Seksenlerin çocuğudur Demre. Yetmişler’le İkibinler arası kuşaktandır yani.

KALBİ, ONU KIRSAL ALANA SÜRÜKLEMİŞTİR

Ne olduğunun, nedenin ve ne olacağının değil de olmakta olanın bilinciyle hareket eder ve kalbinin sesini dinler. Kalbi, onu kırsal alana sürüklemiştir. Yaban’ın iç Egesi’nden, Çalıkuşu’nun Zeyniler köyünden de öte bir yere, yukarda andığımız Eğin’e veya Hoşbeş’e bir dönüş de denebilir, bir kovalanış da. Her neyse insan doğasının ikilemidir bu zaten. İnsan da hem doğa hem de kültür varlığıdır. Ne doğadan olabilir ne kültürden. Artık, kültürü bir doğallık kazanmıştır, bu arada doğasını da insanileştirerek kültürle meczetmiştir.

Buna karşın Turuncu Zamanlar’dan eidetik ya da Barthes’in fotografik söylem içerisinde okurun her türlü ideolojik, kültürel,  tarihsel, etik, estetik ve teknik olarak yaptığı anlamlandırmanın karşılığı olarak önerdiği studium yöntemine özgü bir yorumlamayla “kentler yaşanmaz olmuştur, psikyatrlar bile katlanamıyor, doğaya dönün” çağrısı çıkarırsak aşırı mı olur? Ama, Cansu’nun Ayşe’nin, Engin’in, Tahir’in, Servet’in ve Suzan’ın şiddet dolu hikayelerinin yanına Eğin’in ve Hoşbeş’in konması başka nasıl yorumlanabilir.

Anımsatalım bu gönderme/çağrı, Turuncu Zamanlar’la veya Esra Kahraman’la başlamış değil, birçok romanın alt veya üstmetninde karşılaştığımız bir izlek. Romanlar, eğlence olsun diye yazılmamışlarsa, bir başka açıdan bir hakikilik gözetilerek, hakikat gözeterek yazılmışlarsa tevazzuyla tanıklık ederler tarihe. Tarihin boşluklarını doldururken de geleceğe gönderirler okuru, eleştiri ve uyarı içerirler. Kısacası onbeş bin yıllık tarım kültürüne dikkat çekmek istiyor aynı zamanda, burdan da okunmalı Turuncu Zamanlar. Orda hepimizin, hatta bir insanlık trajedisi gibi, Demre’nin sıradan ama yokuş yukarı akan hikayesi.

ÖNCEKİ HABER

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a 'Sisi' yanıtı: Milletimiz ismimi çok iyi biliyor

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa