18 Haziran 2019 04:22

KESK güvencesizliğe ve mülakata ‘hayır’ diyecek

Kamu emekçileri 1 Ağustos'ta toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlayacak.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Buse VURDU
Ankara

Kamu emekçileri açısından önemli bir döneme giriliyor: 2020-2021 yıllarını kapsayan beşinci dönem toplusözleşme görüşmeleri 1 Ağustos 2019 tarihi itibariyle başlıyor. 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon emekliyi kapsayan TİS süreci, aileleriyle birlikte toplam 15-20 milyon kişilik devasa bir kitleyi ilgilendiriyor. Sorularımızı yanıtlayan KESK MYK üyesi Elif Çuhadar, kamu emekçilerinin her TİS dönemine artan sorunlarla girdiğini belirterek, “Özellikle ekonomik kriz ve OHAL ile yaşadığımız sorunlara yenileri eklendi.” dedi. Çuhadar, krizin maaşlarını erittiğini, OHAL hukukunun kalıcı hale getirilmesiyle iş güvencesinin, mülakat uygulamasıyla liyakat esasının fiilen ortadan kaldırıldığını, torpil ve ayrımcılığın arttığını belirtti.

Kamu emekçileri 2019 yılı TİS’ini hangi koşullar içerisinde karşılıyor, emekçiler hangi sorunları yaşıyor?

Öncelikle bunun bir toplu pazarlık sistemi olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü kapsamından, grev hakkının zımnen yasaklanmasına, tarafların belirlenmesinden uzlaşmazlık durumunda devreye girecek olan hakem kurulunun yapısına kadar her başlığın hükümet tarafından belirlendiği sorunlu bir sistemden bahsediyoruz. Buna iktidarla paralel çizgide bir konfederasyon yönetiminin masada tek yetkili hale getirilmesini de eklediğimizde, bir toplusözleşmeden çok, sınırları baştan çizilmiş bir mutabakattan söz etmek daha doğru olur. Bunun yanı sıra, yaklaşan TİS sürecine, özellikle OHAL sürecinin ve ardından yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle, gittikçe ağırlaşan sorunlarımızla giriyoruz. Çünkü OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerle sadece 135 binden fazla kamu çalışanı sorgusuz, sualsiz, hukuksuz bir şekilde işinden edilmedi; ihraçlara gerekçe olarak sunulan hukuksuzluk 657 sayılı yasa başta olmak üzere mevzuata da eklendi. Kamuda başta sözleşmeli istihdam olmak üzere güvencesiz istihdamı çok daha yaygın hale getirecek adımlar atıldı.

Öte yandan hem kamuya almada hem de görevde yükselmede adı torpille birlikte anılan mülakat sisteminin yaygın hale getirilmesiyle birlikte, kamunun temel ilkeleri olan kariyer ve liyakat ilkeleri tamamen ortadan kaldırıldı. Buna ek olarak tüm kamu emekçilerinin işe alımında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartı getirildi. Böylece siyasal kadrolaşmanın kapısı sonuna kadar açıldı. Tüm bunların üzerine kriz ortamı ile birlikte gittikçe ağırlaşan ekonomik koşulları, reel gelirimizde yaşadığımız erimeyi de eklediğimizde, toplusözleşme sürecine katlanan sorunlarla girdiğimizi söyleyebiliriz.

KANIKSAMA VE KABULLENME ÖNEMLİ BİR TEHLİKE

Kamu emekçilerinin önemli bir bölümünün yaklaşan TİS sürecine dair beklentilerinin düşük olduğunu görüyoruz. ‘Hükümetin ekonomik krizi bahane gösterip yüzde 3-4 gibi bir zam teklif edeceği, Memur Sen’in de bunun yarım puan üstüne imza atacağı’ görüşü hakkında ne söylemek istersiniz?

Kamu emekçilerinin genelinde böyle bir yaklaşımın olduğu maalesef doğru. Bunun ardında, dört dönemdir. TİS adı altında varılan mutabakatlarda kamu emekçilerinin temel taleplerinin görmezden gelinmesi ve maaş artışlarının pazarda, sokakta yaşanan gerçek enflasyona göre değil de TÜİK’in resmi enflasyon rakamlarına göre belirlenmesinin yattığını düşünüyorum.

Dolayısıyla kamu emekçilerinin hem mevcut toplusözleşme sisteminden hem de masaya tek yetkili olarak oturup temel hiçbir sorunlarını çözmeyen, düşük oranlı maaş artışlarına yer verilen mutabakatlara imza atan, bunu da ‘tarihi başarı’ diye sunan konfederasyondan bir beklentilerinin kalmaması doğal bir durum. Öte yandan söz konusu yaklaşımın var olan bu tabloyu kanıksama, kabullenme gibi önemli bir tehlikeyi barındırdığını da görmek gerekiyor.

Peki, sizce bu tehlikeyi aşmak mümkün mü?

Evet, TİS sürecine artan sorunlarla giriyoruz ama çözümsüz değiliz. Daha dün 49. yıl dönümünü kutladığımız 15-16 Haziran Direnişi ortak sorunların ortak mücadele ile aşılabileceğinin en önemli örneklerinden birisi olarak karşımızda duruyor. 49 yıl önce işçiler sendikalarını özgürce seçmelerine engel olmak isteyenlere, toplusözleşme ve grev haklarını kısıtlamak, yetki kotası ile mücadeleci sendikaların önünü kesmek isteyenlere ortak mücadeleyle cevap vermişti. Sendikaları farklı olmasına rağmen günün iktidarının ve sendikal bürokrasinin attığı çelmeleri boşa çıkararak haklarına, kazanımlarına göz dikenlere karşı tek vücut olmuştur.

Bugün de hangi sendikanın üyesi olursa olsun veya herhangi bir sendikaya üye olmasın, tüm kamu emekçileri aynı sorunları yaşıyor. Üstelik sadece kamu emekçileri olarak bizim çalışma hakkımızı değil, dar gelirliler başta olmak üzere tüm vatandaşların parasız, eşit, tarafsız, ulaşılabilir, nitelikli kamu hizmeti alma hakkını ortadan kaldırma yolunda da ciddi mesafenin kat edildiği bir süreç yaşıyoruz. Bu darboğazdan tek çıkış yolu, aynı sorunları yaşayanların, ortak talepler etrafında bir araya gelmesinden, birlikte mücadele etmesinden geçiyor.

GÜVENCESİZ İSTİHDAMA SON VERİLMELİ

KESK’in TİS taleplerinde hangi başlıklar yer alacak, öncelikleriniz ne olacak?

Geçtiğimiz dört TİS döneminde sadece KESK üyeleri değil tüm kamu emekçileri açısından sözleşmeli, geçici, vekil adlarla sürdürülen güvencesiz istihdama son verilmesi, insanca yaşamaya yetecek bir maaş, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi dilimleri adaletsizliğine son verilmesi, adil bir ek gösterge sistemi gibi temel talepler öne çıkmıştı. Ancak bu talepler yerine getirilmedi. Yıllardır yaşadığımız temel sorunlara kalıcı bir çözüm getirilmediği gibi bunlara yenileri eklendi. Bugün tüm kamu hizmetleri alanında kadrolu personel alımı durma noktasına gelmiş bulunuyor. Neredeyse tüm personel alımları sözleşmeli hale getirildi. Örneğin; OHAL ilanından bugüne tek bir kadrolu öğretmen ataması bile yapılmadı. Yeni alımlarla sözleşmeli öğretmen sayısı 84 bine, asgari ücretin altında çalıştırılan ücretli öğretmen sayısı 92 bine çıktı. Gelir vergisi dilimi adaletsizliği daha da derinleşti.

Biraz önce de dikkat çektiğim üzere özellikle ekonomik kriz ve OHAL ile yaşadığımız sorunlara yenileri eklendi. Ekonomik krizle birlikte maaşlarımızda önemli bir erime meydana geldi. Ayrıca kamuya personel alımında ve görevde yükselmede torpil, ayrımcılık, siyasal kadrolaşma hiç olmadığı kadar arttı.

TİS teklifimizde nelere yer vereceğimiz, nasıl bir çalışma yürüteceğimiz 5-6-7 Temmuz tarihlerinde yapacağımız Danışma ve Genel Meclis toplantılarımızdan sonra netleşecek. Fakat  KESK olarak kamu emekçilerinin önceki sözleşmelerde çözülmeyen taleplerinin yanı sıra şunları sıralayabiliriz: Kariyer ve liyakati bitiren mülakat sisteminin kaldırılması, OHAL’i kalıcı hale getiren düzenlemelere son verilmesi, hukuksuz bir şekilde işinden edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi, çocuklarımız için 24 saat hizmet veren kreşlerin açılması, kalıcı hale getirilmek istenen zorunlu BES’in tamamen iptal edilmesi ve kamusal emeklilik-sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi.

ÖNCEKİ HABER

Bu vakıfları aklayacak ‘deterjan’ yok

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa