16 Haziran 2019 16:07

Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube Genel Kurulu: Örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz

Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube 2. Genel Kurulunda hükümetin işçilere yönelik saldırılarına karşı birlikte mücadele etme çağrısı öne çıktı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube 2. Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Genel Kurulda yapılan konuşmalarda hükümetin işçilere yönelik saldırılarına karşı birlikte mücadele etme çağrısı öne çıktı. Hükümetin krizin faturasını emekçilere ödetmek istediğine dikkat çekilen konuşmalarda, özellikle kıdem tazminatının fona devrine karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Bornova Belediyesi, Ege Üniversitesi, Tire Belediyesi, Metro ve İZBAN’da çalışan 3 bin işçi arasında örgütlü olan DİSK/Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube 2. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi.

"GÖREVİMİZ İŞÇİLERİ ÖRGÜTLEMEK"

Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nin konferans salonu gerçekleşen kurulda, açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Kemal Köroğlu, “Bir tarafta ekonomik bir tarafta siyasal kriz derinleşiyor. Ekonomik krizde biz işçiler işsizlik, yoksullukla karşılaşıyoruz. Ama bu ülkedeki zenginler daha da zengin oluyor. Kriz bahane edilerek özel sektör ve belediyelerde işçiler işten atılıyor” dedi. Özellikle yerel seçimden sonra işten atmaların hızlandığını belirten Köroğlu, “Başta Aliağa Belediyesi Başkanını kınıyorum. Aliağa'da emeği, onuru için direnen ve Türkiye'nin dört bir yanında direnen işçileri selamlıyoruz” diye konuştu.

Kıdem tazminatına ve zorunlu BES'e karşı ortak mücadele çağrısında bulunan Köroğlu, “Kıdem tazminatımızı gasbettirmemek için başta örgütlü sendikalar olarak örgütsüz işçileri yanımıza alarak mücadele etmeliyiz. Hiçbir sendika ayırt etmeden birleştiğimiz genel grevleri ve genel direnişleri hatırladığımızda iktidarların sonunun geldiğini gördük ve onlara da gösterdik. Bizim görevimiz Türkiye'de örgütsüz işçileri örgütlemektir, örgütlü mücadeleyi büyütmektedir” diye konuştu. 

Genel-İş Genel Sekreteri Cafer Konca, “Ülkenin içinde bulunduğu bu kaotik ortam hukukun evrensel değerlerinin hiçe sayıldığı, hükümete karşı muhalefet yapan aydınların, gazetecilerin cezaevine tıkıldığı ve biz işçilerin kazanılmış haklarının yok edildiği bir dönemden geçiyoruz. En son kıdem tazminatının fona devredilmesi, zorunlu BES ve saymakla bitiremeyeceğimiz antidemokratik süreçte olağan genel kurul yapıyor. Bizim tek kurtuluşumuz örgütlenmektir” dedi.

"15-16 HAZİRAN RUHU İLE DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, “15-16 Haziran ruhu ile Aliağa'da direnen mücadele arkadaşlarımın direnişlerini selamlıyorum. Aliağa işçisi yalnız değildir. Bu mücadele asla karşılıksız kalmayacak. Örgütlü gücümüzü ülkenin geleceği için kullanmalıyız. Nerede bir işçi düşmanı uygulama varsa bütün sendikalar hep beraber karşı duralım. Sendika ayrıma yapmadan birlikte yürüyelim” dedi. Kadro düzenlemesini de eleştiren çalışkan gerçek kadro taleplerini yeniledi. Hükümetin ekonomik krizin yükünü işçilere yıkmaya çalıştığını belirten Çalışkan, “Bizler ekonomik ve siyasi krizi sırtımızda çözmelerine izin vermeyeceğiz. Kıdem tazminatımızı yedirtmeyiz. 15-16 Haziran ruhu ile direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Genel-İş İzmir 5 No’lu Şube yöneticisi Sinan Uğur da “Aliağa Belediyesinde işten çıkarılanlardan biriyim. Direnişte olan arkadaşlarımın selamlarını iletiyorum. Aliağa Belediyesinde 132 işçi arkadaşımız işten çıkarıldı. 500’e yakın arkadaşlarımızın işten çıkarılacağını daha öğrendik. Aliağa bölgesinde sendikalı, toplusözleşmeli TÜPRAŞ ve PETKİM işçileriyle eş zamanlı sendikasızlaştırma, toplusözleşmeleri değersizleştirme uygulamaları ile karşı karşıyayız” dedi. Uğur birleşik mücadele vurgusu yaptı.

KADINLAR HER ALANDA OLACAK

Genel kurulda söz alan delegeler ise örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaparak, krize, kıdem tazminatının fona devri ve zorunlu BES'e karşı birlikte mücadeleyi büyüteceklerini ifade ettiler. Kadın delegeler ise Bornova Belediyesi ile yapılan toplusözleşmede kadınlara yönelik pozitif maddelere değinerek, “Yolumuza devam etmeye kararlıyız, asla vazgeçmeyeceğiz. Kadınlar eşit ve özgür bir yaşam için her alanda olacak” dedi.

SES İzmir Şube Başkanı Hülya Ulaşoğlu da “İşçi arkadaşların verdiği mücadelenin, kamu emekçilerinin nereden nereye geldiğinin, taşeronun hastaneye nasıl sokulduğunun tanığıyım. 7 No’lu Şube’nin verdiği mücadele o taşeron işçilerinin onurunu kattığı mücadeledir. Sizin nasıl örgütlendiğinizi, nasıl insanlığın yukarı kalktığının şahidiyim, mücadelenizi selamlıyorum” dedi.

SENDİKA VE PARTİ TEMSİLCİLERİ DE KATILDI

Genel Kurula Aliağa Belediyesinde işten atılan ve direnişte olan işçiler, Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan, Genel Sekreter Cafer Konca, Mali İşler Daire Başkanı Mehmet Güleryüz, Eğitim Daire Başkanı Mehmet Salih Doğrul, Toplu Sözleşme Daire Başkanı Mahmut Şengül, Örgütleme Daire Başkanı Taner Şanlı, Kayseri Şube Başkanı Ramazan Bünyan, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Genel-İş İzmir Şube başkanları, yöneticileri ve temsilcileri, DİSK/Gıda-İş, Tes-İş Şube Başkanı, TEKSİF Sendikası İzmir Bölge Temsilcisi, SES İzmir Şube başkan, EMEP, HDP, CHP TKP ve BORKAD yöneticileri katıldı.

Mavi ve kırmızı olarak iki listenin yarıştığı seçimde mavi liste 58, kırmızı liste ise 124 oy aldı. Özgür Genç'in başkanlığında yönetime Uğur Nazlıoğlu, Tezcan Mehmetoğlu, Sinan Mintaş, İsmail Yüksek girdi.

Kırmızı liste ile seçimi kazanan yeni şube başkanı Özgür Genç konuşmasında, yağma ve sömürüye dayalı ekonomik politikaların sonucunda kapitalist krizin giderek derinleştiğini ve hükümetin faturayı emekçilere ödetmek için saldırdığını söyleyerek, "Krizi fırsata çevirmek isteyen tekelci sermaye ve onun hizmetindeki tek adam iktidarının krizin faturasını işçilere ödetmek için gündeme getirdiği reform paketi ile başta işçilerin bedel ödeyerek kazandıkları kıdem tazminatı olmak üzere, emeklilikten, sosyal güvenlik hakkımıza kadar bütün kazanılmış haklarımızı yok etmeyi hedefliyor. Hükümet çalışma yaşamını esnekleştirecek kuralsız, kanunsuz, haksız, hukuksuz bir çalışma düzeni sağlamak istemektedir" dedi.

Genç, "Kongremizde, işçi ve sendikacıların bir araya geldiği her toplantıda yapmamız gereken yalnız sermayenin işçi sınıfına yönelik saldırıları sayıp dönmek olmamalıdır elbette. Esas olarak kazanılmış haklarımızı nasıl koruyacağımızı ve krizin yükünü sorumlularının üstüne nasıl yıkabileceğimizi tartışmalıyız. İşçiler yalnız ve çaresiz değildir. Eğer talepleri etrafında birleşerek mücadele ederlerse ne patronlar ne de arkasındakiler amaçlarına ulaşabilirler. Patronların ve hükümetin emek düşmanı girişimlerini teşhir etmeyi ara vermeden sürdürmeliyiz" diye konuştu.

TÜPRAŞ ve son süreçteki işçilerinin TİS sürecine, TİS Aliağa Belediyesi'nde atılan işçilere ve her alanda hakları için direnen işçilerin mücadelelerini hatırlatan Genç, "Her iş yerindeki direnişin iş kolu, sendika ayrıma yapmadan her mücadelenin sınıfın mücadelesi olduğu bilincini yaymak, bu amaca uygun olarak yerel mücadeleyi örgütlemek için gerekli girişimleri yapmalıyız" dedi. 15-16 Haziran işçi direnişini de hatırlatan Genç, son olarak hükümetin işçilere yönelik saldırılarına karşı birlikte mücadele etme çağrısı yaptı. (İzmir/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Hasankeyf’te açıklamaya kaymakam engeli

SONRAKİ HABER

Altanlar davasında yeniden yargılama 8 Ekim’de

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa