15 Haziran 2019 11:12

Prof. Dr. Murat Somer: Türkiye ittifaklarında ve ekonomide ağır fatura ödeyecek

"Türkiye köşeye sıkışmış gözüküyor. Ya parasını verdiği S-400’lerden vazgeçecek ya da dış ilişkilerinde ittifaklarında ve ekonomide ağır bir fatura ödeyecek. Ara formüller hesaplanmamış"

Prof. Dr. Murat Somer | Fotoğraf: Evrensel & S-400 fotoğrafı: Wikimedia Commons (CC-BY-SA 4.0)

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Türkiye ile ABD arasında S-400 füze savunma sistemleriyle ilgili gerilim artıyor. Diğer yanda Suriye’nin İdlib kentindeki gelişmelerin Rusya-Türkiye ilişkilerine nasıl yansıyacağı merak ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümetinin dış politikasını, Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve ABD Stanford Üniversitesinde Ziyaretçi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Somer ile konuştuk.

S-400 konusunda Türkiye’nin kötü planlarından dolayı köşeye sıkıştığını anlatan Somer, “Ya parasını verdiği S-400’lerden vazgeçecek ya da dış ilişkilerinde, ittifaklarında ve ekonomide ağır bir fatura ödeyecek” ifadeleriyle değerlendirdi.

Ekonomideki kötü gidişata da işaret eden Somer, “Ya Rusya’ya koz verecek ya da Batı’yla savunma ittifaklarında ve ekonomide ağır bir bedel ödeyebilir. Bu durumu tek kelimeyle dış politikada israf olarak tanımlayabiliyorum” dedi. Dış politikada da Türkiye’yi açmaz bir noktaya götüren demokrasiden uzaklaşılmasından kaynaklığına vurgu yapan Somer, sorunların çözümü için “demokrasiye geri dönülmesi” gerektiğini belirtti.

Somer sorularımızı yanıtladı.

"TÜRKİYE S-400’LER KONUSUNDA KÖŞEYE SIKIŞTI"

Rusya’dan alınmak istenen S-400 füze savunma sistemleri sonucu Türkiye ile ABD arasındaki gerilim ABD’nin yaptırım tehdidine kadar vardı. ABD Savunma Bakanlığı Vekili Shanahan’ın 6 Haziran’da Savunma Bakanı Akar’a gönderdiği ‘uyarı’ mektubunun ardından ABD, Türkiye’yi, F-35 savaş uçakları ile ilgili programdan çıkarmakla ve ekonomik yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. ABD-Türkiye arasında giderek artan gerilimi ve bu gerilimin gidişatını nasıl yorumluyorsunuz?
S-400 alım kararının kendi içinde eleştirilebilecek, kötü yanları var, anlaşılabilir yanları da var.  Ama kararın kendisi ne olursa olsun, kötü bir şekilde alınmış ve planlanmış bir karar olduğunu düşünüyorum. Böyle bir politikanın hedeflerinin net belirlenmesi, sonuçlarının hesaplanması, farklı senaryolar için B planlarının olması, manevra alanlarının bırakılması gerekir. Bunların yapılmadığı anlaşılıyor ve Türkiye köşeye sıkışmış gözüküyor. Ya parasını verdiği S-400’lerden vazgeçecek ya da dış ilişkilerinde, ittifaklarında ve ekonomide ağır bir fatura ödeyecek. Ara formüller hesaplanmamış.

Ekonomi politikasında da benzer sorunlar var.  Yani asıl sorunun kurumsallıktan, uzmanlıktan ve hesap vermekten uzaklaşmış kötü yönetim olduğunu düşünüyorum. Bunun sonuçları iç politikaya da dış politikaya da yansıyor.

İçinde bulunduğu coğrafyada Türkiye’nin güçlü bir orduya ve savunma gücüne sahip olması elzem. Bu bağlamda kendine ait füze savunma sistemlerine sahip olmak istemesi de haklı bir talep. NATO müttefiklerinden aciliyet, fiyat, yerli üretim ve teknoloji transferi vs. konularda yeterli destek görmemiş olabilir. Eğer S-400 alımı, NATO ülkelerinden daha iyi bir teklif almak için bir koz olarak planlansaydı, bence anlaşılabilirdi. Ama o zaman da satın alma anlaşmasının daha esnek bir şekilde yapılması gerekirdi. Yoksa S-400 alımının Türkiye-ABD ve Türkiye-NATO ilişkilerinde büyük sorun çıkaracağını öngörmemek veya öngörememek, kolay anlaşılabilecek bir şey değil.

 NATO ile ilişkileri zayıflayan, hele hele ABD yaptırımlarıyla karşılaşan bir Türkiye’nin savunması güçlenmeyecektir, tam tersine zayıflayacaktır. Ne Rusya ne S-400’ler ne de başka müttefikler bu zayıflamayı telafi edebilir.

Temel sorun bence demokrasiden uzaklaşılmasında. Birden çok dış krizle karşılaşılan bir dönemde normalde iktidarın gücü muhalefetle paylaşmaya istekli olması beklenir. Muhalefetten destek alarak, sorumluluğu paylaşarak dışarıya karşı elini güçlendirmeyi istemesi gerekir. Oysa tam tersini görüyoruz. Tam da böyle bir zamanda AKP iktidarı 31 Mart seçimlerini iptal ettirdi. Böylece hem kendini daha da yalnızlaştırdı hem de gündem asıl konuşulması gereken konulardan uzaklaştı. Keza HDP’nin kazandığı birçok yerel yönetim elinden alındı.

İktidar bu şartlar altında aynı zamanda TSK’da kapsamlı – ve içeriğinde büyük sorunlar olan -ancak uzun zamanda oturabilecek bir yeniden yapılandırma işine girişmek üzere. Bu da bence gerçeklerden uzak yönetimin bir göstergesidir.  Yöneticilerin sorumlu olduğu bu politikaların halka faturası umarım çok ağır olmaz.

"İSTİHDAM VE EĞİTİM OLMAK ÜZERE BAŞKA İHTİYAÇLAR DA VAR"

Erdoğan ve AKP hükümetinin ısrarla Türkiye’nin savunmasının füze sistemlerine, F-35’lere ihtiyacı olduğunu ifade ediyorlar. Buna dair sizin değerlendirmeniz nedir?
Güvenlik ve caydırıcılık Türkiye için elbette çok önemli. II. Dünya Savaşı yıkımının dışında kalabildiyse, Iran-Irak savaşı gibi büyük saldırılar ve felaketler yaşamadıysa, 1950’lerde Batı ittifaklarına dahil edildiyse, tüm bunlarda güçlü bir orduya sahip olması önemli rol oynadı. Ama sıkça iddia edilenin aksine en önemli etkenin bu olmadığını düşünüyorum. En önemlisinin akılcı dış politikalar olduğunu düşünüyorum. Öte yandan NATO’ya girdikten sonra genelde sağcı hükümetlerin politikalarıyla savunma sanayisinde tamamen dışa bağımlı hale gelmesi hiç de akılcı değildi.

Bugüne gelirsek, Türkiye’nin güçlü ve profesyonel bir orduya ve güçlü savunma sistemlerine ihtiyacı olduğunu kimse inkâr edemez. Yani S-400’lere (veya Patriotlar) de F-35’lere de ihtiyacı olabilir. Ama bunların maliyeti de düşünülmeli. Türkiye’nin başta istihdam ve eğitim olmak üzere başka ihtiyaçları da var, kaynakları kısıtlı. Şu an gelinen durumda ya S-400’lere harcanan parayı heba edecek ya da F-35’e harcadığı parayı ve emeği. Ya Rusya’ya koz verecek ya da Batı’yla savunma ittifaklarında ve ekonomide ağır bir bedel ödeyebilir.

Bu durumu tek kelimeyle dış politikada israf olarak tanımlayabiliyorum. Yani kaynakların kötü kullanılması ki uluslararası itibar ve nüfuz da bir ülke için çok değerli kaynaklardır. Bir yandan ekonomik kriz yaşarken bir yandan saraylar inşa etmekten, lüks uçak ve otomobil alımlarına devam etmekten bence çok farkı yok. Nedenleri benzer.

"TÜRKİYE İYİ DÜŞÜNÜLMEMİŞ KARARLARIN BEDELİNİ ÖDÜYOR"

ABD ile S-400 füze gerilimi devam ederken, Rusya ve Suriye rejimi Suriye’nin İdlib kentinde yeniden askeri operasyon seçeneğini gündeme getirdi. Kremlin Sözcüsü Peskov’un “ateşkesin sağlanması”nın ve “terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi”nin Türkiye’nin sorumluluğunda olduğu ‘uyarısı’ yaptı. Bu bağlamda, Suriye’deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye hiçbir zaman bir araya gelmemesi gereken grupları desteklemenin, yani gene iyi düşünülmemiş kararların bedelini ödüyor. Şu anda maalesef düşük maliyetli bir çıkış yolu gözükmüyor. Bu işi kendi yapmaya çalışsa söz konusu örgütler Türkiye’nin aleyhine dönebilir, içeride ve dışarıda güvenlik sorunları yaratabilir, Rusya ve Suriye’ye bıraksa yeni bir göç dalgasıyla karşılaşabilir. Kısa vadede Rusya ve Suriye ile bir ara yol bulmak, uzun vadede hem içeride hem bölgedeki Kürtlerle barışın yeniden gündeme gelmesi ve terör sorununun ortadan kalkması en akılcı yol olarak gözüküyor.

Böyle bir dönemde kamuoyunun ve Meclis’teki tüm partilerin bu krizleri tartışması, dışarı karşı çok renkli ama birlik bir görüntü vermesi, demokratik bir iktidarın bundan güç alması gerekirdi. Oysa biz 23 Haziran’da tekrarlanacak İBB seçimi, sonuç değişmezse iktidar sindirebilir mi, iki aday bir manipülasyon ve dezenformasyon olmadan bir programda tartışabilir mi, bunlarla meşgulüz. Asıl savunma zaafı bence bu. Telafisi de demokrasiye geri dönmekten geçiyor

"DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’Yİ DESTEKLEYEN ÜLKE YOK"

ABD ile Türkiye’nin arasında sorun yaratan bir başka gelişme ise Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz rezervleriyle ilgili yaşanıyor. Bu gelişmeye ilişkin neler ifade edebilirsiniz?
Görebildiğim kadarıyla Katar ve Rusya gibi ülkeler dahil olmak üzere, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi destekleyen hiçbir önemli ülke yok. En etkili ve hesaplı savunma sistemi güçlü, akılcı ve sağlam ittifaklar kurmaktır. İçeride ve dışarda herkesle kavga etmemek, dış politikayı iç siyasete alet etmemek, pirince giderken evdeki bulgurdan olmamanın hesabını yapmak.

ÖNCEKİ HABER

2019 Kupa Amerika'da (Copa America) şampiyon Brezilya oldu

SONRAKİ HABER

Altanlar davasında yeniden yargılama 8 Ekim’de

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa