14 Haziran 2019 12:15

İran’a karşı "petrol savaşı"

ABD, İran’ın petrol ihracatını sıfıra düşürmek istiyor. Umman Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimle İran’a karşı petrol savaşı körükleniyor.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Umman Körfezi’nde Birleşik Arap Emirlikleri’nden yola çıkan Almanya ve Norveç’e ait ham petrol taşıyan tankerlerin saldırıya uğramasıyla birlikte bölgede tansiyon biraz daha yükselmeye başladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, nükleer silah anlaşmasından geçen yıl çekilmesinden sonra asıl olarak, İran’ı ekonomik açıdan zora sokma, böylece içeride baş gösterecek bir hareketle rejim değişikliğinin önünü açma stratejisi devreye konuldu. Bu çerçevede İran’ın en önemli gelir kaynağı olan petrol ihracatına darbe vurmak, öncelikler arasında geliyor.

ABD, beklendiği gibi Umman Körfezi’ndeki petrol tankerlerine yapılan saldırıdan hemen İran’ı sorumlu tuttu. Bu konuda somut bir bilgi yerine tahminlerden hareket etti. İran ise saldırıyı mahkum ederek, bağlantısının olmadığın açıkladı. Ayrıca ABD’nin suçlamalarını reddetti.

Hürmüz Boğazı’nın çıkışında yapılan saldırıda hasar gören her iki tankerin ham petrolü Japonya’ya götürmek üzere yola çıktıkları açıklandı. Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin üç günlük İran ziyaretinin devam ettiği sırada böyle bir saldırının yapılması ayrıca dikkat çekici.

DÜNYA PETROLÜNÜN DÖRTE BİRİ HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR

Saldırı, Hürmüz Boğazı’nın girişinde olduğu için, genel olarak bölgedeki petrol nakliyatında aksamaların olacağı tahmin ediliyor. Dünya petrolünün dörtte birinin bu boğazdan piyasaya sürüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, olayın etkileri tahmin edilenden daha sarsıcı sonuçlara yol açabilir. Daha ilk günden itibaren petrol fiyatlarında yükseliş meydana geldi.

Merkezi Singapur’da bulunan Alman şirketi Bernhard Schulte Ship Management grubuna ait Kokuka Courageous ile Norveç Frontline şirketine ait Front Altair adlı tankerlerde patlamaların nasıl olduğu, dışarıdan bir saldırının olup olmadığı konusunda net bilgiler bulunmuyor. 12 Mayıs’ta da Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Fuceyre emirliğinde dört tankerde patlamalar meydana gelmişti. Olayda ikisi Suudi Arabistan, birisi Norveç, birisi de BAE bandıralıydı.

HEDEF DAHA FAZLA ASKERİ YIĞINAK

Petrol tankerlerine yapılan saldırılarla bölgede tansiyonun yükseltilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Öncelikli hedefin ise bu türden saldırıları önleme adına ABD ve müttefiklerinin bölgede askeri olarak daha fazla yığınak yapmasının önünü açmak olduğu anlaşılıyor.

Böylece, İran’ın dışarıya petrol satması da sıkı bir şekilde kontrol edilmek isteniyor. Yaptırımlarla birlikte petrol ihracatı zaten azalmaya başlayan İran’ın bu nedenle ekonomik olarak zor günler bekliyor. Dolayısıyla İran yönetiminin ABD’nin kendilerine karşı bir “ticaret savaşı” başlattığı biçimindeki tanımlama yersiz değil.

2 Mayıs’tan bu yana ABD’den petrol satın alan ülkeleri yaptırımla tehdit eden ABD’nin hedefi İran’ın petrol ihracatını sıfıra düşürmek. Petrol ihracatının durması doğal olarak İran’ın ithalatına ve temel gıda maddelerinde fiyat artışlarına yol açacak. Alman basınında yer alan haberlere göre son aylarda temel gıda maddelerine yüzde 20-40 arasında zam yapıldı.

PETROL İHRACATI GÜNDE 300 BİN VARİLE KADAR DÜŞTÜ

Alman basınında yer alan haberlere göre, İran’ın petrol ihracatı mayıs ayının ilk yarısında günde 500 bin varilin altına kadar düştü. Bütün ay ortalamasının ise günde 300 bin varile denk geldiği tahmin ediliyor. Zira mayısın ikinci yarısından itibaren hem İran hem de OPEC tarafından yayınlanan veriler bulunmuyor.

Junge Welt gazetesinden Knut Mellenthin’n yazdığına göre, ABD’nin yaptırımlarının henüz başlamadığı Kasım 2018’de İran günde 2,5 milyon varil petrol yurtdışına satıyordu. Başlıca alıcıları ise Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Türkiye idi. Alıcı ülkeler sıralamasına bakıldığında hangi ülkelerin ekonomilerinin İran’daki petrole bağımlı olduğunu gösteriyor. Nitekim, bu ihtiyaçtan kaynaklı olarak, 41 yıl aradan sonra Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Tahran’a giderek temaslarda bulunmuş ve İran yönetimin ikna etmeye çalışmıştı. Ancak hiçbir sonuç elde edemedi.

ÇİN’İN VANASI DA KAPANACAK

ABD’nin İran’a yönelik yaptırım kararı aynı zamanda aynı zamanda “ticaret savaşları” ilan ettiği Çin’in ihtiyaç duyduğu petrol vanasını kapatma anlamına geliyor. Çin daha önce petrol konusunda ABD’nin kararını tanımayacağını ve ticaret yapan şirketlerin devlet güvencesi altına olduğunu açıklamıştı. Çin’in yaptırımlara rağmen İran’dan petrol almaya devam edip etmeyeceğini ise ancak önümüzdeki haftalarda görebileceğiz. ABD ile “ticaret savaşı” halinde olan Çin’in ABD’nin yaptırım kararını tanımaması durumunda Çin üzerinden uluslararası gerilimi daha da artıracak gibi görünüyor.

Benzer bir durum, S-400 nedeniyle gerilimli olduğu Türkiye için de geçerli. İran petrolünün kesilmesiyle Türkiye’deki petrol fiyatlarının daha da artması bekleniyor. ABD’nin daha önce 2 Mayıs’a kadar İran’dan petrol alabilecek ülkeler arasında saydığı Yunanistan ve İtalya’nın ise ticari ilişkilerini geçtiğimiz kasım ayında kestiği belirtiliyor.

GÖZLER TEMMUZ AYINDA

İran’a yönelik yaptırım ve ablukanın artmasının dünya petrol fiyatlarında önemli artışlara yol açabileceği, bununda ekonomiyi etkileyebileceğinden endişe ediliyor. OPEC ülkeleri ve Rusya Aralık 2018’de petrol fiyatlarının artırılmaması konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak, ortaya çıkan yeni durum ve İran’ın petrolünün dünya piyasalarından çekilmesi nedeniyle anlaşmanın uzun süre devam etmesine pek şans verilmiyor. Bu konuda kesin kararın ise önümüzdeki aynın başında verilmesi bekleniyor.

ÖNCEKİ HABER

Öğrenciler karnelerini alıyor | 2018-2019 eğitim öğretim yılı bugün sona eriyor

SONRAKİ HABER

CHP'li Özgür Karabat: AKP'liler hâlâ İBB şirketlerindeki görevlerini sürdürüyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa