11 Haziran 2019 12:54

‘Akdeniz’deki doğal gaz Kıbrıs halklarına mutluluk getirmedi’

Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama çalışmaları uluslararası gerginliğe neden olurken KKTC basınında yer alan bazı yorumları derledik.

Görsel: Wikimedia Commens

Paylaş

Doğu Akdeniz’in zengin doğal gaz pastasından pay kapma yarışı bölgede yeni bir gerilim nedeni olmaya devam ediyor. Anlaşmazlık çıkaran bölge Kıbrıs adası çevresinde olmasına rağmen asıl olarak ABD, İsrail, Yunanistan, Mısır, İsrail ve uluslararası enerji tekelleri ile bugün itibarıyla onların karşısında görünen Türkiye, gerilimin tarafları olarak öne çıkıyor.

Son olarak pazartesi günü Güney Kıbrıs’ın (Kıbrıs Cumhuriyeti), Türkiye’ye ait Fatih sondaj gemisi çalışanları ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile iş birliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkardığı iddia edildi. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığından, “Karar şayet doğru ise bizim açımızdan hiçbir hükmü ve geçerliliği olmayacaktır. Bu cürette bulunduğu takdirde gereken cevabı vereceğimizden de kimsenin şüphesi bulunmamalıdır” yanıtı geldi.

AKP hükümeti, bölgedeki varlığını “Kıbrıslı Türklerin haklarını savunmak” olarak açıklıyor. Peki Kıbrıslı Türkler bu konuda ne diyor?

Pazartesi günkü gelişmelerinin ardından bugün Kuzey Kıbrıs (KKTC) basınında yer alan bazı yorumları kısaca derledik:

DENİZDE HAK VARSA KARADA NE VAR?

Cenk Mutluyakalı (Yenidüzen Gazetesi):

Diyoruz ki, “Ada etrafındaki doğal kaynaklarda Kıbrıslı Türklerin eşit hakları gasp ediliyor.” Tamam! Denizdeki zenginlik gasp ediliyor ve kendilerini Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “tek sahibi” kabul eden zihniyet, Kıbrıslı Türkleri görmezden geliyor. Buna “tamam” dedim, altını çizerim. Peki, karadaki haklar ne oluyor? Adanın kuzey yarısında, karada, Kıbrıslı Rumların mallarına el koymak neden “gasp” olmuyor da denize gelince işin rengi değişiyor?

(...) Dünyanın en büyüklerinden Noble-Shell’le Afrodit yatağı için yeni bir anlaşma yapıldı ya! Hani 18 yılda 9.5 milyon dolar gelir hedefleniyor. İlk satış tahmini: Yıl 2024. Epeyce bir zaman var. “Birleşik Federal Kıbrıs”a ulaşmak gibi bir seçenek de önümüzde duruyor. O zaman sorun kalmıyor. Peki niye bu konuşulmuyor? Umudumuz mu kalmadı yoksa niyetimiz mi yok?

Şimdi denizden “KKTC”ye pay istiyoruz, öyle mi? Biraz daha açık olalım!

Ne ön görülüyor sahi? KKTC’yi tanıyacaklar, Avrupa Birliği’ne alacaklar, Türkiye’yi de içine katacaklar, Maraş’ın dikenli tellerini boyayarak üzerine çöreklenilen ne kadar mal, mülk, tarla, arsa, sanayi, otel, stadyum, yıkıp depo yaptığımız sinema ve hatta içinde eğlendiğiniz Meclis binası, okul ve liman, kuruttuğumuz narenciye bahçesi ve her ne varsa “helal hoş olsun” diyecekler. Petrolü de Noble bulacak, Fatih etrafında gezinirken! “Al bu da sizin payınız” diyecekler. (...) Eğer denizde bir “hak” varsa... Bir de “haksızlık...” Karada ne var? Mertek mi var, çöp mü var?

SAVAŞ DEĞİL AMA ÇATIŞMA ÇIKMASI AN MESELESİ

Gökhan Altıner (Kıbrıs Postası):

Yaklaşık bir haftadır hızla tırmanan ve sonuçlarını pek de kestiremediğimiz bir gerginlik yaşanıyor Akdeniz’de. Amerika ve İsrail’den aldığı gazla “destekle” doğal gaz arayan Rum tarafı küçük boyuna bakmaksızın Fatih gemisi personeli ile ilgili tutuklama kararı çıkardı. Bu gerçek bir bilgi ya da güçlü bir iddia. Türk Dışişleri Bakanlığı “eğer doğruysa” diye açıklamaya yapmışsa güçlü bir iddia diyelim. (...) Adeta ateşle oynuyor Rumlar ve yazının başında da ifade ettiğim gibi; belki pek farkında değiliz ama çatışma çıkması an meselesi. Birçok kişi “savaş çıkabilir” diyecek noktaya gelmiş durumda.

Savaş çıkmaz çıkmasına ama bir çatışma çıkması çok yüksek olası. Çünkü denizde hızla yükselen bir gerginlik var ve bu gerginliğin ya gazı alınacak ya da patlayacak. En azından şimdilik patlayacak gibi duruyor.

(...) Güney Kıbrıs, NATO üyesi değil… Dikkat… Burada çok önemli bir nokta var. Öyle tahmin ediyorum ki gözden kaçıyor. Bunu biraz konuşalım istiyorum. Şu sıralar ABD ile flört eden Rum tarafı bildiğiniz gibi bir NATO ülkesi değil ama Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip kritik ve önemli bir üye. Bu nedenle Akdeniz’de hızla yükselen Rum-Türk gerginliğinin çatışmaya dönmesi durumunda ABD, Rum tarafının yanında yer alamaz. Önemli bir müttefik olan Türkiye’yi hiçbir şekilde karşısına alamaz. (...) Daha önce de kaleme aldım. Yunanistan Başbakanı Çipras, Akel Genel Sekreteri Kiprianu’ya Türkiye ile savaş durumunun oluşabileceği endişesini bizzat iletmiş ve “(Rum Lider) Nikos beni dinlemiyor, Rusya çok rahatsız, Türkiye ile savaşacak durumumuz yok ancak hızla oraya sürükleneceğiz bu adam yüzünden” dediğini bizzat ikinci ağızdan ben duydum. Bunu teyit de ettim(...) Türkiye de diyor ki “kavga çıkarırım hakkımı vereceksiniz”... Hakkını da alacak buna emin olabilirsiniz. Zaten aksi düşünülemez, aksini düşünmek 2019 yılı içinde yanı başımızda Savaş çıkması demektir. Asıl sıkıntı hızla oraya doğru gidiliyor olmasıdır…

ABD’NİN PLANI TÜRKİYE’NİN LEHİNE

Ulaş Barış (Kıbrıs Postası):

ABD’nin Doğu Akdeniz Strateji Planı basına sızdırılmış. 2015’te başlayan söz konusu plan ve haritası, muhteviyatında oldukça çarpıcı iddiaları taşıyor. Elbette biz gariban Kıbrıslıların bundan hiç haberimiz yoktu, bu sızıntı ile öğrenmiş olduk. Denilen o ki, bu planın amacı Orta Doğu’ya enerji üzerinden barış getirmek ve Rus gazını Avrupa’dan soyutlamak.

(...) Plan, Türkiye ve Kıbrıs dışında, Lübnan, İsrail ve Mısır’ı geniş bir iş birliği ağına bağlıyor. Bu ülkelerin çıkaracağı doğal zenginlikler, Türkiye’ye İskenderun Limanına boru ile bağlanıyor. Türkiye ile Kıbrıs arasında da bir boru hattı öngörüyor. İsmi bile hazır: Afrodit.

Sonuç olarak, haritaya bakılırsa ve eğer doğruysa, bütün bu olanlar Türkiye lehine müthiş bir gelişme. Açıkçası benim en çok ilgilendiğim noktası da burasıdır. Neden mi?

Romantik değilim, mantıklıyım, reel politik nedir az çok anlarım. Dolayısı ile Türkiye’nin bölgedeki hakkını almadan, Kıbrıs’ı bırakmayacağını bilirim. Ve yine Amerika’nın, bölgedeki hakkını almadan, şirketlerine iş yaratmadan Türkiye’yi bırakmayacağını da bilirim. Rusya’nın gerek Hazar Denizi anlaşması, gerekse de Suriye’de aldığı deniz üsleri ile birlikte, Amerika’nın uygulayacağı bu plana ‘soğuk’ bakmadığını tahmin ederim. (Plandaki) Haritaya bakarsanız, içinde Suriye’nin olmadığını görürsünüz. Bu ve bunun gibi enteresan şekillenmeler yüzünden Kıbrıs sorunu uluslararası bir sorundur diyoruz, Dikilitaş’tan bakarak anlaşılmaz diye de altını çiziyoruz. Elbette tüm bunları yazmamın sebebi, resmi bir rapor ya da anlaşma değil, sadece bir haber, ancak unutmayın ‘şeytan her zaman ayrıntıda gizlidir.’

Yani? Yanisi, sakın enseyi karartmayın, yaz pek bir sıcak geçecek...

DOĞAL GAZ KIBRIS HALKLARINA MUTLULUK GETİRMEDİ

Kıbrıs Gazetesi başyazısı:

Kıbrıs açıklarında doğal gaz bulunması, Kıbrıs halklarına mutluluk getirmedi, bundan sonra da getirmeyecek gibi… Zaten Kıbrıs’ta bir çözüm için uzlaşı yolu bulamayan Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumlar şimdi de doğal gaz gerginliği nedeniyle birbirinden uzaklaşıyor. Rum Yönetimi’nin tek yanlı doğal gaz aramalarına başlaması ve bununla ilgili uluslararası anlaşmalara imza atması nedeniyle, Kıbrıs Türk tarafının da doğal gaz araması için Türkiye’yi yetkilendirmesi neticesinde bölgede sıcak saatler yaşanıyor.

Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de eş zamanlı yürüttüğü doğal gaz arama çalışmalarıyla ilgili gerilimi Rum Yönetimi daha da artırdı. Rum basını, Rum Yönetimi’nin Fatih sondaj gemisinin personeli ve iş birliği yapan şirketlerin yetkilileri hakkında toplu “tutuklama emri” çıkardığını iddia etti. (...) Tutuklama emri gerçek mi yoksa Rum basınının asparagası mı bilmiyoruz, bu konuda açıklama yapılmalıdır, ancak bildiğimiz bir şey var ki; bu gerginlikler ne Rum Yönetimi’ne ne KKTC’ye ne de Türkiye’ye yarar… Var olan gerginliği, güdümlü haberlerle bir deniz savaşına sürüklemek kimsenin faydasına değildir, o nedenle sağduyulu olunmalıdır. (DIŞ HABERLER)

ÖNCEKİ HABER

7 yaşındaki "kusursuz kulak" Bager ilk konserini verdi: Onun gözleri piyanosu

SONRAKİ HABER

Ceylanpınar'da patlama: 5 kişi yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa