09 Haziran 2019 23:45

Doç. Dr. Berk Esen: Erdoğan, ABD ile güvenlik ilişkilerini kesmek istemiyor

Doç. Dr. Berk Esen S-400 krizini yorumladı: ABD, S-400 füze savunma sistemi alımı konusunda Türkiye’ye ciddi yaptırımlar uygulayacağını açıklayarak bu konuda açık bir pozisyon almaya zorluyor.

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Esen. Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

ABD ile Türkiye arasında gerilime neden olan S-400 füze savunma sistemi ile ilgili konuşan Akademisyen Berk Esen, “Yaptırım riskinin belirmesi bile Türk lirasındaki düşüşü hızlandırdı. Ekonomik krizin içindeki bir ülkede bu tarz sert dış politika manevralarının etkisi negatif olacaktır. Ayrıca Türk savunma sistemi ve tabii kurumları Soğuk Savaş’ın başlangıcından beri ABD-odaklı Batı güvenlik sisteminin bir parçası oldu. Erdoğan hükümetinin bu ilişkiyi bu kadar sert bir şekilde kesmek istediğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile ABD arasındaki S-400 gerilimi devam ediyor. Rusya’nın S-400 füzelerini iki ay içinde Türkiye’ye teslim edeceği açıklamasından sonra ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Hulusi Akar’a yazdığı bir mektupta, Türkiyeli pilotların 31 Temmuz itibarıyla üslerden ayrılmasının isteneceği ifade edildi. ABD, S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım yapacağını açıklarken bu konudaki son gelişmeleri Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Esen’le konuştuk. “ABD, S-400 füze savunma sistemi alımı konusunda Türkiye’ye ciddi yaptırımlar uygulayacağını açıklayarak Türk hükümetini bu konuda açık bir pozisyon almaya zorluyor” diyen Esen şöyle devam etti: “Şu ana kadar Türkiye, S-400’leri alma kararından caymamasına rağmen bir taraftan da ABD hükümetini yatıştırmaya çalışıyordu. Böylece hem Rus hükümetini yanında tutuyor hem de ABD’nin bu konudaki tepkilerini yumuşatmaya çalışıyordu. ABD hükümetinin son açıklaması Türkiye’nin artık iki tarafı da aynı anda idare edemeyeceğini, ABD tarafının bu konuda çok kararlı olduğunu, ve S-400’lerin alınmasının Türkiye’nin NATO içindeki yerini tehlikeye sokacağını gösterdi. Artık top Türk hükümetinin sahasında diyebiliriz.”

Bu aşamadan sonra Türkiye’nin vereceği kararın ilerideki savunma stratejisi ve dış politikasını etkileyecek boyutta olacağına dikkat çeken Esen, Türkiye’nin S-400 alma kararını yürürlüğe geçirmesinin ekonomik, siyasi ve askeri maliyetinin hayli yüksek olacağını vurguladı. Esen, “Yaptırım riskinin belirmesi bile Türk lirasındaki düşüşü hızlandırdı. Ekonomik bir krizin içindeki bir ülkede bu tarz sert dış politika manevralarının etkisi çok negatif olacaktır. Ayrıca Türk savunma sistemi ve tabii kurumları Soğuk Savaşın başlangıcından beri ABD-odaklı Batı güvenlik sisteminin bir parçası oldu. Erdoğan hükümetinin bu durumu bu kadar sert bir şekilde kesmek istediğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

"İKİLİ İLİŞKİLERİ DAHA DA ZORA SOKTU"

Esen, gerilimin Rusya- Türkiye, Türkiye- ABD ve ABD-Rusya ilişkilerine yansımasına dair şunları dile getirdi: “Yaşanan gerilim, Türkiye’nin Rusya ve ABD ile olan ilişkilerini temelden şekillendirecek.  Uzun süredir ABD ve Rusya’nın birbiriyle olan rekabeti Türkiye gibi ülkeleri de çok yakından etkiliyordu. Soğuk Savaş dönemini andıran bir şekilde, Türkiye’nin bu gelinen noktada iki ülkeyle de aynı anda iyi ilişkiler geliştirme çabasının başarısız olduğunu ve bir tarafa yapacağı hamlenin diğer tarafı uzaklaştıracağını söyleyebiliriz. Türk hükümeti bir süredir Suriye, Gülen Cemaati ve otoriterleşme konuları üstünden ABD ile ciddi sorunlar yaşıyordu. S-400 krizinin bu negatif tablo üstüne geldiğini ve ikili ilişkileri daha da zora soktuğunu görüyoruz. Türk pilotlarının Temmuz sonunda ABD’den ayrılmaya zorlanacağı ve akabinde alınan çeşitli yaptırım kararları Türk-Amerikan ilişkilerinde çok düşük bir seviyeye geldiğimizi gösteriyor. Kıbrıs harekatı sonrası ABD Kongresinin aldığı silah ambargosu kararı sonrası görebildiğim kadarıyla en düşük noktadayız. O olayda bile en azından ABD başkanının kamuoyuna açık bir şekilde karara karşı çıkıp, zaman içinde kararı geri aldırmaya çalışmıştı. Halbuki bu krizde Washington’da Erdoğan hükümetini savunan hiçbir ciddi siyasi aktörün kalmadığını ve Türkiye’nin bunu değiştirmek için geri adım atmasının dışında pek bir yol olmadığını düşünüyorum. Türk-Amerikan ilişkileri çok uzun geçmişi olan ve başta NATO olmak üzere kurumsal bağlarla güçlendirilmiş durumdadır. Tam bir kopuş olması zaman alacaktır. Buna karşın Türkiye’nin Rusya ile sahip olduğu yakın ilişkilerin ise çok yakın zamanda ortaya çıktığını ve daha çok Erdoğan ile Putin’in kişisel anlaşmalarına dayandığını söyleyebiliriz. Bu tarz lider bazlı ilişkilerde dinamikler çok kırılgan ve hayli değişken olabiliyor. ABD ile bağlarını koparmış bir Türkiye’nin Rusya karşısında elinin çok zayıf olacağını ve bu noktadan sonra eşitler arası, adil bir ilişki geliştiremeyeceğini düşünüyorum. Eğer S-400 alımı gerçekleşirse, bu adım Türkiye’yi Putin’in öngördüğü hiyerarşik bir ilişki alanına sokacaktır. Bu karardan dönmesi durumunda ise Erdoğan’ın Putin’i tatmin edecek tavizler aramaya başlayacağını söyleyebiliriz. Türkiye açısından bu daha kolay altından kalkılabilir bir risk olacak.

"İÇ SİYASETE DOLAYLI ETKİSİ OLABİLİR"

23 Haziran İstanbul seçimine doğru giderken S-400 geriliminin iç siyasete yansımasına ilişkin Berk Esen şu ifadelerlerle değerlendirdi: “Türk siyasetinde gündem 23 Haziran seçimlerine kitlenmiş durumda. Fakat geldiğimiz noktada kamuoyu o kadar kutuplaşmış durumda ki, İstanbul seçimlerine bir dış politika meselesinin direkt olarak etki edebileceğini sanmıyorum. Tekrarlanacak seçimlerde ana gündem maddesi Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı üstünden şekilleniyor. Bir taraftan İmamoğlu kampanyası seçim iptalinde yaşanan hukuksuzlukları seçmenlere başarıyla aktarırken, belediye başkanı olduktan sonra ne tip politikalar uygulayacağını vurguluyor. Binali Yıldırım kampanyası ise kendi vaatlerinden ziyade rakibini karalamaya yönelik bir çizgi izliyor. Bu tarz polemikler üstünden yürüyen seçime S-400 tartışmalarının damga vuracağını sanmıyorum. Ancak ABD ile yaşanan gerilimin Amerikan dolarının Türk lirası karşısında değer kazanmasına yol açması ve bunun yarattığı ekonomik sıkıntılar üstünden dolaylı bir etkisi olabilir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Diyarbakır Sur Çocuk Festivali devam ediyor

SONRAKİ HABER

İran’da öfke büyüyor, halk sokakta: Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa