09 Haziran 2019 03:25

İstismar edebiyata konu olabilir tabii...

Ve sorular devam eder: “Neye yarayacak”, “Anlatılmak istenen nedir”, “Gerçekten teşhir edilen istismar durumu mu”, “Özendirici değil mi”, “Yeniden üretme tehlikesi yok mu”…

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Fırat TURGUT

Kelimeler...

Tek başına bir anlam taşıyan sesler midir sadece? Kelimelerden daha fazla mı anlam taşır cümleler, birkaç ‘bir anlam taşıyanın’ bir araya gelmesiyle oluştukları için?

“İşlerimi hallettikten sonra otobüse binip eve giderim” gibi birkaç kelimeden oluşan bir cümlenin kaç anlamı olabilir? Peki sadece “yolculuk” gibi bir kelimenin? İnkar yok, somut duruma göre değişir elbet. Bazen masa sadece bir masadır, bazen bir kalas, bazen bir ağaç, yeri gelir bir marangoz... Ve somut durum bir kelimeyi bir cümleden, bir cümleyi bir paragraftan, bir paragrafı bir sayfadan anlamlı kılabilir. Bunun tam tersi de olabilir...

Shakespeare kayıtlara “en fazla farklı kelime kullanan yazar” olarak geçebilir! Bir rivayete göre Hemingway “Satılık: Bebek ayakkabısı. Hiç giyilmedi” şeklinde dünyanın en kısa öyküsünü yazabilir...

Sorular...

Tek başına merak halinden başka bir anlam taşımazlar elbette. Yanıtlanmaya muhtaçtırlar. Yanıtlandıkları vakit artık oluşturdukları merak hali tuzla buz olur, ama yanıt almanın da ötesinde sonuca ulaştırmada etkili oldukları için bir anlam taşımasalar bile dilin en kıymetlilerindendir. Tabii kelimelerle benzer yanları da vardır. Kiminin bir araya gelmişken bile çok bir önemi yokken, kimisi tek başına her şeyden önemlidir. “Bugün kaçta buluşuyoruz” sorusu mesela, karşıdakinin bir sayı söylemesiyle bütün önemini yitirebilir, ancak kısacık “Nasıl” sorusu bir olayın oluş şekli açısından kilit bir noktada durabilir. Hele bir de “Neden” var ki insanın ağzından tek seferde çıkacak kadar sorulması kolay, sabahtan akşama kadar konuşulsa bile yanıtlanması epey zor...

Edebiyat...

Tek başına derin anlamlar taşıyan kelimelerden biridir kendileri. Anlamına gelince kimisine göre “bir olayı, bir hissi bir durumu ifade ediş biçimi”, kimisine göre “kötülükleri yenmenin, dünyayı güzelleştirmenin aracıdır” yersek... Marx ise “Gerçekliğin yansıtılmasının, onu kavramanın, anlamanın yolu, insanlığın manevi gelişimini etkileyen en güçlü dayanaklardan biridir” der, elbette sanatı da işin içine katarak. Ve değiştirmenin de bir gerçeklik olduğunu varsayarak...

Gerçeklik...

Sevinç de bir gerçekliktir elbette, umut da eğlence de başarı da aşk da cinsellik de... Ve kaçınılmaz olarak gerçekliğin en büyükleri, sistemin neden olduğu sorunların her biridir... Sömürü, haksızlık, baskı, şiddet, taciz, çocuk istismarı... Gerçekliğin tüm bu parçaları kendi arasında da ayrılabilir. Ve bu gerçekliklerin her biri bir yolla yansıtılabilir...

Edebiyat...

Hür iradeleriyle bir araya gelmiş iki bireyin baskı altına almadan/girmeden tamamladıkları cinsel ilişki (çocukta rıza aranmaz düsturuyla) edebiyatın konusu olabilir, üstelik tüm ayrıntılarıyla... Hatta daha da ileri gidilebilir ve o metin/eser, içinde aşk olmasa bile böyle karşılıklı mutluluk içinde yaşanan bir ilişkiyi özendirebilir...

Çocuğa yönelik cinsel istismarın yansıtılması, böyle bir olayın yaşanabilir olma ihtimalinin yüksek olduğunun anlatılması için de edebiyat bir yol olarak seçilebilir.

Sorular...

İşte tam bu noktada sorular koşar. Nasıl? Tüm ayrıntılarıyla, okurun zihninde o anı saniyesi saniyesine canlandırarak mı? Bu sorulara verilecek “Evet” ya da “Hayır” yanıtından sonra sorulması kolay, yanıtlanması zor ancak her hâlükârda yanıtlanması gereken “Neden” de karşımıza çıkar. Ve sorular devam eder: “Neye yarayacak”, “Anlatılmak istenen nedir”, “Gerçekten teşhir edilen istismar durumu mu”, “Özendirici değil mi”, “Yeniden üretme tehlikesi yok mu”, “Yaşayan bir okura bir daha yaşatacak mı?”... Ve gerçek şu ki niyetten bağımsız “Ben çocuğun yanındayım” savunusu açık uçların hiçbirini kapatmaya yetmez...

Kelimeler...

Edebiyatçılar, dünyanın en kısa öyküsünü yazamayabilir... Ayıplanacak bir şey değil bu, artık yazmasın kimse zaten. Ama gerçekliğin yansıtılmasının bir yoluysa edebiyat, en iğrenç gerçekliği insanı iliklerine kadar tiksindirecek şekilde anlatmak için tek başına birçok anlamı olan kelimeleri kullanabilme ustalığı değil midir biraz da?

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Utku Çakırözer: 23 Haziran parti seçimi değil, demokrasi meselesidir

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa