05 Haziran 2019 17:41

İSİG Diyarbakır Meclisi kuruluyor

Diyarbakır’da İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi için hazırlık çalışmalarında sona yaklaşıldı. Meclis yakın zamanda kuruluşunu duyuracak.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Diyarbakır’da emek ve meslek örgütleri, avukat ve kitle örgütü temsilcileri tarafından İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) kuruluyor. Meclis yakın zamanda yapılacak basın toplantısıyla kuruluşunu duyuracak.

Meclisin kuruluş çalışmalarında yer alan Mahfuz Karaaslan, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Lezgin Akdeniz’e yaptığı açıklamada iş cinayetlerinin yoğun olarak yaşandığı ülke olan Türkiye’de işçinin yaşam hakkının olmadığını söyledi. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet olarak görüldüğünü dile getiren Karaaslan, “Üç kuruş için canlar gidiyor. Var olan yasalara dahi uyulmuyor. 6331 sayılı İSG Yasası’nda yer alan birçok madde kağıt üzerinde kalıyor, denetimler yapılmıyor. Tabii işçi sağlığı ve iş güvenliğinin en temel kıstası işçilerin örgütlenmesi. Ancak en başta grev yasakları olmak üzere birçok sorun var. Sendikalaşan işçiler işten atılıyor ya da işverenin istediği sendikanın önü açılıyor. Oysa en iyi iş güvenliği örgütlülüktür” dedi. Meslek hastalıkları ve iş cinayetlerinden sorumlu patronların kısmi cezalarla korunup, hayatını kaybeden işçilerin çoğu zaman suçlu ilan edildiğini ifade eden Karaaslan, “Soma’da yaşananlar ve 3. Havalimanı’nda tutuklanan işçiler bu durumu açıkça ortaya koyan örneklerdir” dedi.

ÇATIŞMALI SÜRECİN ETKİLERİ

Bölgede süren çatışmalı sürecin etkilerine de dikkat çeken Karaaslan, “Bu özellikle toprağa bağlı yaşayanları olumsuz etkilemektedir. Tarıma ve hayvancılığa dayalı köy ekonomisi, yayla yasakları ve köy boşaltmalarıyla yok olma noktasına gelmiştir. Toprakla arasına set çekilen Kürt köylüleri öncelikle bölgedeki şehirlere yerleşmiş yaşanan yoğun göç dalgasıyla oldukça kötüleşen sosyo-ekonomik düzeyin olumsuz etkileriyle Türkiye metropollerine zorunlu göçler yaşamıştır. Metropollere göç edip emeklerini satmak zorunda kalan Kürt köylülerin yoğun asimilasyon ve kimliksizleştirme politikalarıyla tüm değerleri saldırı altında kalmıştır. Yaşamını idame ettirmek için çoğu zaman kayıt dışı ve zor koşullar altında çalışan, örgütlenmesi engellenerek sürekli yedeğiyle tehdit edilen işçiler, hemen her gün meslek hastalıkları ve iş cinayetleriyle defalarca gündeme gelmektedir” dedi.

‘SENDİKASIZ ÇALIŞMA ÖLÜM DEMEKTİR’

İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin yüzde 98’inin sendika üyesi olmadığını ve sendikasız çalışmanın ölüm demek olduğunu dile getiren Mahfuz Karaaslan, “İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir” diye konuştu. Türkiye’de sendikaya üye olan işçilerin işten atıldığına dikkat çeken Karaaslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir.” (İŞÇİ-SENDİKA SERVİSİ)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nda şampiyon ABD

SONRAKİ HABER

Cezaevi yönetimi resim tablolarını "müstehcen" buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa