05 Haziran 2019 13:21

İmamoğlu: Vatandaşın enerjisi otoriteye karşı durulabileceğini kanıtlayacaktır

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ancak mazbatası geri alınan CHP Adayı Ekrem İmamoğlu, Washington Post gazetesi için bir makale kaleme aldı.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ancak YSK’nin seçimleri iptal kararı ile mazbatası geri alınan Ekrem İmamoğlu, Washington Post için bir makale kaleme aldı. Amerika’nın Sesi İnternet sitesi Washington Post’daki yazıyı Türkçe’ye çevirerek yayınladı. İmamoğlu, ‘İstanbul Belediye Başkanlığı yarışını nasıl kazandım  -ve nasıl yeniden kazanacağım’ başlıklı yazısında, “İstanbul’da seçmenlerin iradesi, hukuka hiçbir müdahale olmadan özgür ve adil olarak ifade edilirse, vatandaşın ilham verici enerjisi otoriter güce karşı durulabileceğini kanıtlayacaktır” dedi.

"SEÇİMLERİN YENİLENMESİ BİR KUMAR"

Makalenin başında 31 Mart seçimlerinden önceki şartların kendisi ve partisi aleyhine olmasına rağmen ipi önde göğüslediğini belirten İmamoğlu, ‘tüm İstanbullu hemşehrilerinin başkanı seçilmiş olmaktan büyük onur duyduğunu’ yazdı.  İmamoğlu’nun Washington Post’ta yayınlanan yazısından bir bölüm şöyle:

“Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak korku siyaseti tarafından yaratılan güvensizlik ve düşmanlık duvarlarını aşmanın mümkün olduğunu öğrendim. İyi kent yönetimine odaklanmak, halkın sesini dinleyen bir yerel yönetici olmak benim için hayati önem taşıyordu.

Türkiye’de bugün seçimlere giren her siyasetçi aşırı kutuplaşma ortamıyla başa çıkmak zorundadır. Kendimi seçmenlere doğrudan tanıtarak bu zorluğu aşabileceğime karar verdim. Bu, 15 milyon nüfuslu bir kent için çok büyük bir zorluktu. İstanbul halkına olan sevgi ve saygımı göstermek, kampanyamın temelini oluşturdu. Neden? Çünkü böyle bir yaklaşımın kutuplaşma ve otoriter popülizme karşı önemli bir çare olacağı kararına vardım.

"AKP HAKİMİYETİNDEKİ MEDYAYI İNSANA ODAKLANARAK AŞTIM"

İktidardaki AKP, ülkemizin medyasına egemen. Bu da iktidar karşıtlarının atılım yapmasını büyük ölçüde zorlaştırıyor. Böyle bir iklim, insana odaklanmayı gerektiriyor. Sadece insana odaklanarak seçim yarışında eşit şartlarda rekabet etme umudum olabileceğini düşündüm. Böylelikle her siyasi ve kültürel görüşten olabildiğince fazla insanla yüz yüze görüşmeye başladım. Ben vatandaşlarla bire bir iletişim kurarken kampanyam da bunların video görüntülerini sosyal medya üzerinden paylaştı. İstanbul’u sadece birbirimizi dinleyerek ve birlikte hareket ederek iyi yönde değiştirebiliriz.

Bir kentin nabzını tutmanın en iyi yolu cadde ve sokaklarda yürümektir. Bu, benim yapmaktan en çok zevk aldığım işlerden biri. Kafelerde, parklarda, oyun alanlarında, işle ev arasındaki gidiş gelişlerde, okullarda ve camilerde onyıllardır dışlanmış toplumlarla buluşarak güven inşa ediyorum.

"ÇOĞULCULUK DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR"

Şimdi her gün görev yapan 155 bin gönüllümüzle birlikte kampanyamız yeniden başladı. Şuna inanıyorum ki, İstanbul’da seçmenlerin iradesi, hukuka hiçbir müdahale olmadan özgür ve adil olarak ifade edilirse, vatandaşın ilham verici enerjisi otoriter güce karşı durulabileceğini kanıtlayacaktır. Gerçek direnç, bölünmelerin diyalogla aşılmasını gerektirir. Bu dersler, Türkiye sınırlarının çok ötesinde de uygulanabilir. Çoğulculuk ülke içinde de dışında da düşmanımız değildir. Çoğulculuğu kucaklamalı, farklılıkların getirdiği gücü kullanmalıyız.”

ÖNCEKİ HABER

"Nesli tükenmekte olan" haberlerinin nesli tükenmiyor

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa