03 Haziran 2019 17:16

Şair Sema Güler: Düzene itirazı olan anneleri Pars'a benzetiyorum

Şair Sema Güler yeni şiir kitabı "Pars'ın Rüyâları"nı Şerif Karataş'a anlattı.

Pars'ın Rüyâları kitabının kapağı

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Şair Sema Güler’in, “Pars’ın Rüyâları” isimli şiir kitabı okuruyla buluştu. Yeni kitabı üzerine sohbet ettiğimiz Güler “Sembolik anlamda düzene itirazı olan oğulları ve anneleri Pars'a benzetiyorum. Özellikle babasız oğulları” diyor.

Kitabın ismiyle başlayalım. Kitabınızda “Pars” ve “rüya” kelimelerini yan yana getiriyorsunuz. Niçin?

“Rüya bütün çektiğimiz…” diyordu Ahmed Arif. İnsanlık tarih boyunca rüyayı ve rüyanın mahiyetini merak etmiş; onu yorumlamaya ve anlamaya çalışmıştır. Ben de bu merakı önemsiyorum. Herkesin bir rüyası vardı. Dağın bir rüyası vardı, ağacın, suların, bitkilerin ve hayvanların bir rüyası. Kıyımlar ve savaşlar dünyanın göründüğü gibi olmadığı fikrini çağrıştırıyor bende. Örneğin Maya, dünyanın bir illüzyon olduğunu söyler. Bu simülasyonu şiirde “Pars’ın Rüyâları” ile kamuflajın aralanması biçiminde düşündüm. Arkeolojik bulgulara göre Pars'ın diğer türlere göre cinsiyetler arası ayrımın en az düzeyde olduğu çita ve aslandan farklı olarak tek başına yaşadığı ve topluluk dışı durduğu, yırtıcı-avcı olması, güçlü anaçlığı bir yana evcilleştirilmesinin neredeyse imkânsız olduğu bahsediliyor. Tüm bunlar hayranlık verici. Sembolik anlamda düzene itirazı olan oğulları ve anneleri Pars'a benzetiyorum. Özellikle babasız oğulları.

Kitaptaki şiirlere gelirsek... Mitolojik atıflarla karşılaşıyoruz. Mitolojiden beslenmenizin nedenlerini açıklar mısınız?

Bin yıllar geçmesine rağmen toplumun bilinçaltında mitolojik olgular, inançlar yatmaktadır. Hiçbir dinin, teknolojinin ve yasanın silemediği bu bilinçaltı genetik hafızamız zamanla kendini gösterir. İnsanlık tarihi dile dayalı metinlerde, ritüellerde ve gösteriye dayalı metinlerde, çeşitli sanat türlerinde ve görsel metinlerde kuşaktan kuşağa aktarmışlardır. Şiirdeki anlam katmanlarındaki derinliği arttırmak, şiirin gizemine ulaşma çabası diyebiliriz.

Şiirlerinizi mitolojik atıfların yanı sıra tarihsel anlatılarla da besliyorsunuz... 

Eski uygarlıklarla şimdiki uygarlıkların kurduğu ilişkilerde gizli bir hafıza, silikleştirilen anılar var. Onları edebi metinlere yansıtıp, diri tutmaya çalışma çabası benimkisi.

"EGEMENLERİN HASTALIĞI"

Şiirlerinizde insanın doğaya yaptığı tahribata itirazlarınız var... Düşüncelerinizi alabilir miyim?

Asırlardır egemenlerin hastalığını, dünyayı ve mevsimleri kemirip, yiyip bitiren hastalığını hissediyoruz, bu noktada edebiyat yoluyla isyan ve itiraz kaçınılmaz bir haldir. İnsanın insana yabancılaşması, onu, tıpkı Nietzsche gibi, Yeniçağ insanının irade ve aklına, bilincine karşı çıkmaya yönelten manzara, kapitalizmin tehdidi, toplumsal krizin sunduğu madalyonun öteki yüzüdür sadece. Adil olmayan ve dayatılan sisteme yapısal karşıtlık şeytanî bir şeydir şiir çünkü ve kendi iktidarına da karşı olmak durumundadır.

ŞAİR HAKKINDA

Sema Güler, 1971 yılında Ankara’da doğdu. Aslen Dersimli olan Güler’in “Fezeyân”, “Uyanış Ağacı”, “Ölüm Tohum ve Şeyler”, “Asiman Tune Li Ba Min” ve “Üçlemeler” isimli kitapları bulunuyor. Şiirleri Almanca, Arnavutça, İngilizce, Kürtçe, İspanyolca ve Arapçaya çevrilen Güler, Makedonya’da 2017’de Naimit’in Mumu Şiir ödülüne değer görüldü.

ÖNCEKİ HABER

90'lı yıllarda yakınlarını kaybedenler bayram kutlayamıyor

SONRAKİ HABER

"Pençe Harekatı"nda bir asker hayatını kaybetti, 6 asker yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa